ONU VE ONLARI KENDİLERİNİN ESERLERİYLE ANIYORUZ…!

5 11 2015

Mehmed Cahit ŞENER Arkadaşın 1991 Yaz aylarında kaleme aldığı bu yazıyı, kendisine ve kendisiyle birlikte kader birliği yapmış Fatma TEMEL, Mustafa PUŞA, Mustafa ARSLAN ve SUAT arkadaşların anılarına bağlılığın bir gereği olarak güncelliğini koruduğundan tekrardan yayınlıyoruz.

 (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


img245Mehmed Cahit ŞENER/// Son dönemlerde, özellikle de 91 yılı içinde, ülkemizde meydana gelen
gelişmeler halkımızı derinden yaralarken, geleceğimizi de önemli oranda bilinmezliklere mahkum etmektedir. Belirtmemiz gerekiyor ki, söz konusu gelişmelerin bu denli olumsuz bir durum arzetmesinin en önemli nedeni, ulusal kurtuluş savaşımıza öncülük eden güçlerin, görevlerini yürütecek politikaları üretememeleridir.

Kürdistan’ın çeşitli sömürgeci güçler tarafından parçalanmışlığı, halkımızın değişik parçalarda farklı güçlere muhatap olması objektif bir gerçektir. Bununla birlikte, ülke ve halk birliğimizin en temel sorunumuz olduğu da tartışma götürmez bir başka gerçektir. Özellikle 91 yılı içindeki gelişmeler, bu gerçeği çok daha çarpıcı bir şekilde önümüze koydu. Ve gördük ki, farklı parçalarda yaşamak, farklı güçlere muhatap olmak
, birlikte mücadele etmenin önünde bir engel değildir; aksine farklı güçlere karşı mücadelenin en sağlıklı yolunun ulusal birlikten geçtiği daha iyi anlaşılıyor.

Ancak hali-hazırda, ulusal kurtuluşa öncülük eden güçlerimiz, birlikte hareket etmenin lafını çok yapmalarına rağmen, pratikte böyle bir sorunları olmadığını ortaya koymaktadırlar. Herkes adeta şunu söylüyor: ”benim görevim benim kendi parçamda kurtuluşa ulaşmak, senin görevin de seCahit Abim Peşmerge çocuklanin kendi parçanda kurtuluşa ulaşmaktır.” Öncü güçlerin pratikteki uygulamaları bu doğrultuda olmaktadır. Durum böyle olunca da yanlışlıklar zincirine yeni yeni halkalar eklenmekte ve ulusal kavgamız bu yanlışlıklar zincirinin esiri olmaktadır.
İyice kavranmalıdır ki, Kürdistan’ın her parçasındaki devrim, genel olarak Kürdistan devriminin bir parçası ve aşamasıdır. Gerçek bu olduğuna göre, bir daha iyice kavranmalıdır ki, Kürdistan’ın her parçasındaki siyasal güçler ulusal kurtuluş kavgamızın birer ögesidir; ve her parçadaki mücadele, diğer bir parçadaki mücadele için bir aşama ve doğal destek üssüdür.

Son gelişmeler bir diğer can alıcı sorunu daha kafamıza vurdu: Kürdistan Devrimi parçalar arası düzeyde oynak merkezlidir; örneğin 88 yılında tam bir yenilgi yaşayan güney parçamız, 91’in başından itibaren, devrimin koşullarının en olgunlaştığı alan oldu. Yazının devamını oku »








%d blogcu bunu beğendi: