KÜRDLERE LİDER ARANIYOR!

25 02 2016

Bunun en bariz örneği Yahudilerdir. Milattan 2000 yıl önce yurtlarında kovulan Yahudiler 12316407_1250688988279886_5528272581963447288_ndünyanın dört bir yanına dağıldılar. Gittikleri her ülkede toplumun en ileri kesimleri rolünü oynadılar. Bilimde, sanatta, edebiyatta, ekonomide tüm toplumlara öncülük ettiler. Onları kendi seviyelerine çıkarmaya çalıştılar. Fakat ne yaptılarsa toplumda dıştalandılar. Getolara mahkum edildiler. İnsanları dönüştüremediler. Dönüştürmeye çalıştıkça kendileri itilip kakıldılar.

 (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


12728826_425485267656587_5887159618238814718_n(3)Hasan H. YILDIRIM/// Kürdler yüzyıllardır Türk, Arap ve Farsların egemenliği altındadır. Daima bu barbar toplumlara karşı savaştılar ama egemenliklerinde kurtulmak için değil, onları islah etmek için. Bu nedenlede hep kaybettiler.

Kürdler, bu yolun çıkmaz bir yol olduğunu anladıkları an ancak kurtulurlar.

Bunun en bariz örneği Yahudilerdir. Milattan 2000 yıl önce yurtlarında kovulan Yahudiler dünyanın dört bir yanına dağıldılar. Gittikleri her ülkede toplumun en ileri kesimleri rolünü oynadılar. Bilimde, sanatta, edebiyatta, ekonomide tüm toplumlara öncülük ettiler. Onları kendi seviyelerine çıkarmaya çalıştılar. Fakat ne yaptılarsa toplumda dıştalandılar. Getolara mahkum
edildiler. İnsanları dönüştüremediler. Dönüştürmeye çalıştıkça kendileri itilip kakıldılar.

Bu durumu değerlendiren Yahudiler, bu yöntemle ne toplumları değiştirebileceklerini, ne de kendi kurtuluşları sağlayabileceklerinin bilincine vardılar. O günden sonra devletleşmek gerektiği fikrine vardılar ve bunun için örgütlendiler. Yazının devamını oku »

Reklamlar




KÜRT ’’AYDININ’’ SEFALETİ

25 02 2016

Abdullah Öcalan’ın PKK’sinin sergilediği terör ve vahşeti karşısında zamanla tespih taneleri gibi en liberalinden en radikaline kadar Med TV kurum ve kuruluşların kapılarında, Roma’nın manüpülatife uzun yürüyüşlerinde sıraya geçip, Öcalan’ın hakaretlerine maruz kalmak için yarışanların, kalemini kullananların, birlik ve silahlı mücadele ihtiyacının beyitlerine sarılanların zerrek kadar kendilerine karşı samimiyetleri olsaydı, vicdanlarını çok daha yararlı bir şekilde harekete geçirmeye teşvik edebilirdiler. Bugünde aynı durum yaşanabilinir, eğer; kendilerine karşı dürüstlükleri ve samimiyetleri olsa.

 (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


ben 4 001M. Şerif Şener/// Bu yakın tarih de hatırı sayılır bir Kürt aydının Rudav yayınlarında kendi köşesinde aydınlar üzerinde bir yazı kaleme almıştı. Bu insanımız hemen hemen 70’li yılların ortalarından bu yana Kürt Ulusal Kurtuluş mücadelesinde önemli emeği ve çabası olan bir isim, aydın kavramına dönük düşüncelerini sıralarken aydın kavramını kendi yöntemine göre ’’..iki tür aydın vardır.’’ diye kategorileştirmişti.

Bu insanımızın perspektifinde konunun üzerinde yoğunlaştığımızda karşımızda doğru yahut en azında doğruya yakın bir analiz içermediğinin somut verileriyle karşılaşmaktayız.

Yine bu konu da sık sık farklı insanlarımızın ortak özelikler taşıyan analizlerini okumaktayız. filosoflar merasimiBir çok okur yazar insanımızın bu türden yazılarına, analizlerine tanık oldum ve okudum. Öyle ki; bazı insanlarımız ’’aydın kalemler’’ adı altında öylesine ilginç analizler yaptılar ki; bu analizler karşısında insan ister istemez içsel bir alay duygusuna kendini haklı olarak kapı veriyordu. Aklımda kalan analizlerin en gülünç bir tanesi, ‘’… şaşmayan toplum iradesi…’’, ‘’… bu kadar görkemli yığınları meydanlara, sokaklara, savaş cephelerine çıkaran iradeye, boyun eğmeyen insanların, insanlığından şüphelenmek gerekir.’’ v.b bağlamında çok keskin keskin analizlerede tanık oldum. Yazının devamını oku »





Shaked: Kürd halkı, İsrail halkının partneridir

8 02 2016

KÜRDİSTAN BÖLGESİ’NİN BAĞIMSIZLIĞINI TANIYACAĞINI AÇIKLAYAN İLK DEVLET

Oysa uzaklara hiç gidilmesine gerek yok bu yakın tarihimizde 1986-1988 yılları arasında; Dünya, Halepçe ve ANFAL Katliamlarında 180.000 Kürdistanlının Hayatının yitirdiğine tanık oldu, bu sırada ne bir ’’Sunni İslam’’ ne bir ’’Şii İslam’’ ne de bir ’’Alevi Kardeşliği’’ adı altında tek bir sıcak elin uzanmadığını yine tüm bu kirli Sömürgeci Devletlerin Taşeron ve Ajanı olan Öcalan ve O’nun adıyla anılan kurum ve kuruluşların denetimleri altında olan kitlerin bir tek protesto içinde olsa meydanlara çıkarılmadığını çok iyi biliyoruz,………………………..

             (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


 

12695996_1663715650549475_1730043148_nVejin Haber Yorum/// Önceleri, Sömürgeci devletlerin uzun vadeli stratejik planları doğrultusunda, Kürdistan Halk Potansiyelini, ’’Bağımsız Özgür Kürdistan’’ söylemleri adı  altında, provaktif girişimlere tabi tutarak, planlı bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayan A. Öcalan PKK’si ve bu örgütün cenahında farklı isimler adı altında kurulan kurum ve kuruluşlar; bu yolla, bir yandan Kürdistan’lı Halkların sosyal ve siyasal kurumların bir devlet örgütlenmesi için zorunlu olan toplumsal arenasını muğlaklaştırarak işlenmez hale getirtilmesi, Kürdistanlıları isim, kurum ve kuruluş bolluğuyla şaşırtıp belirsizliğe mahkum ederken,  diğer yandan bu halkın fedekar, dürüst ve samimi gençlerin,  iyi niyetlerini manipülasyon yoluyla etkileyerek kör ve kirli bir savaşa sevk ediyor.

Tüm bu kirli ve olumsuz rolüne, mukabil olarak açık açık katliamlarla, örgüt içi infazlarla radikal kürt genç dinamizminin tüketilmesine dönük elinden geldiğini yapan Ajan ve  İhanetçi Abdullah Öcalan ve O’nun Taşeron Ajanlar Kurmayı, Kürdistan’daki tahriplerine bununla sınırlı kalmamaktadırlar, bunun yanısıra;  yüzyıllardır KÜRDİSTAN’lı Halkların Bağımsızlık ve Özgürlük istem ve taleplerinin, uluslar arası devletler ve bu devletlerin kurum ve de kuruluşları tarafından, ilk kez bu kadar ciddi tartışmalara yol açmasını kabullenmeyen, Sömürgeci Devletlerin yönlendirilmesi doğrultusunda, hemen devreye giren bu Ajan, işbirlikçi güruh; ”Kardeşlik” manipülasyon söylemleriyle,  Kürdistan’ın dört parçasında her türlü pravakatif girişimlere eğlimli tavırlar sergileyerek, Kürdistan’lı Halkların özgür iradesine tehammül edemediklerinin açık ihanetçi  tavırlarını gösterdiler, üstelik;  KÜRDİSTAN’lılara bu özlemlerini yaşatırmayacaklarını her zaman olduğu gibi şiddet, korku ve manipülasyon yöntemleriyle her yerde beyan etmekte ve Ezilen halkın  karşısında düşman ve ajanlık rollerini açık açık oynamakta çekinmemektedirler.

Uluslararası devletler arenasında  KÜRDİSTAN’lı ezilen halkların haklı talep ve özlemlerine en çok12674379_1663715640549476_144735033_n destek sağlayanların başında her zaman İSRAİL oldu ve bu açık tavrını her zaman gösterdi ve sergiledi. Çünkü; gerek İSRAİL ve gerekse bütün DÜNYA YAHUDİ topluluğu, Dünya Tarihi içinde en çok acı ve bir o kadar ıstıraplı geçmişlere sahip olan halkların bu iki kadim halklar olduğunu çok iyi biliyordular ve ancak acıyı iliklerinde yaşayanların, acı çekenlerin acılarını en iyi bir şekilde anlayabileceklerini, yine; bu Halk ve bu devlet gösterebildi. Oysa; uzaklara hiç gidilmesine gerek yok, bu yakın tarihimizde 1986-1988 yıllarını bir göz önüne getirelim; Dünya, Halepçe ve ANFAL Katliamlarında 180.000 Kürdistanlının Hayatının yitirdiğine tanık oldu, bu sırada ne bir ’’Sunni İslam Kardeşliği’’ ne bir ’’Şii İslam Kardeşliği’’ ne de bir ’’Alevi Kardeşliği’’ adı altında 10151311_1506482599670643_3733215227086905207_ntek bir sıcak elin uzanmadığını hafızamısı tararsak göreceğiz, üstelik tüm bu katliamlar tarhi halkımıza bu sömürgeci devletler tarafında hep ”Din Kardeşlik” temaları kullanılarak yapıldığını açıklamamıza gerek kalmadan, şunu diyebiliriz ki;  tüm bu kirli Sömürgeci Devletlerin derin devlet aklının bir sonucu olan, bu devletlerin taşeronu olduğunu ve bir zamanlar Ajanı olduğunu, Devletin bu sıcak eli üstünde olduğu müddetçe, bu devletin çıkarlarını her şeyin üstünde tutacağına bizzat Öcalan’ın kendisi olduğunu beyan etmesine rağmen, bu adamın konförü için her çeşit eyleme girişenler; 180.000 insanımızın katledilmesini  protesto etmek için meydanlara bir tek kitlesini çıkarmadığını, adeta Sömürgecilerin katliamlarına karşı kitlesinin sesiz kalındığını Kürdistanlılar biraz hafızasını zorlarsalar, göreceklerdir..

Her kes, Öcalan’ın ve O’nun adıyla anılan kurum ve kuruluşların denetimleri altında olan kitlerin bir tek protesto içinde olsa meydanlara çıkarılmadığını çok iyi biliyor, çünkü; Suriye gibi Barbar Baas Rejimiyle yönetilen efendisinin sağlam kazıklarında bu gün olduğu gibi o günde başını ve yaşantısını kendi bireysel çıkarları doğrultusunda iyice bağlamıştı.

Bütün Devletlerin suskunluğuna rağmen İSRAİL,  ilk ciddi devlet düzeyinde uluslararası arenade tepki veren ve Kürdistanlı Halklara karşı yapılan katliamlara karşı gelen devlet olduğunu ve artı Kürdistanlı halklarla kadim dostluk ve kardeşlik  tavırların içinde olduğunu ve en samimi halkların başında geldiğini hepimiz verilen demeçleri çıkararak öğrenebiliriz. Onun için daha şimdiden Dünya Tarihinde en kirli ve katliamcı kirli devlet geleneğiyle Kürdistanlı Halkları her türlü katliama tabi kılan KEMALİST’ler, Apocuların korku ve terörüyle bağımsızlığın önünde duracaklarını ve bunların bir İSRAİL dayatması olduğunun, kirli propagandasına girişerek, işbirlikçi rolerini bu sefer bu biçimde hayata geçirmeye çalışmaktadırlar, Kürdistan Halklarnın bu tür propagandalara rağbet etmemesini temenni ederiz. Kürdistan Halkının Özgürlük ve Bağımsızlık Sorunu asırlardır Mirlerimiz, Şeyhlerimiz, Siyasal örgütlerimiz tarafından dile getiriliyor, Kürdistanlı Halkların özgürlük sorunu bugünün sorunu değil. İSRAİL daha gençecik bir devlet.

Yazının devamını oku »





O GÜN PEŞMERGE OLDUM.

5 02 2016

Kak Mesut geliyor. O an yeniden doğdum sanki, Elinde çanta ile geldi, Öyle bir sarıldım, Bana bra yavaş, Uçaktan zar zor kurtulduk, Ama sen beni boğacaksın. Ben hala inanmıyordum, Eve girmesi ile bombanın patlaması bir olmuştu. Kapıdan çıkmadı çok iyi biliyordum. Evde sığınakta yoktu. Kak Mesut dedim. Her ne kadar sen benim Komutanım olsanda.

 (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


 

11694062_1425104374484361_770795823912631753_nDilşad DERKARİ /// O Gün, Peşmerge olmanın ne demek olduğunu öğrendim.

Boşalan Barzan köyünü karargah yapmış,

Serok Mesut ile birlikte 20 25 Pêşmerge,

Mele Mustafa Barzani nin eski evinde idik.

Bir Sonbahar sabahı.

Irak uçakları Şafakla birlikte,

Barzan köyünü Bombalamaya başladılar.

Bombardıman başlar başlamaz.

Serok Mele Mustafa Yanına ağır silah kullanan Pêşmergeleri alıp,

Karşı koydu uçaklara.

Çoğu zaman elimizdeki silahlar yetersiz kalsa-da.

Yinede uçaklara ciddi zarar veriyor.

Yaptıkları hava saldırıları çoğu zaman etkisiz kalıyordu.

Ama bu sefer uçaklar köyü yerle bir etmeye kararlıydi.12647501_951170691632582_6047813639407609248_n

onlarca uçak,

Barzan semalarında köye bombalar yağdırıyor.

Peşmerge karşı tepelerden, karşılık veriyordu.

Mesut Barzani 20 yaşına girmiş.

Genç çevik bir Pêşmerge idi.

Yaşına rağmen olgun,

Özgüven sahibi ciddi bir Komutandi.

İstihbaratın başına yeni geçmiş,

Partinin tüm sırları, önemli evrakları ona ve ekibine emanetti.

Uçakların gelişi ile biz evden çıkıp, Güvenli bölgeye geçtik.

Serok Mesut,

Yanındakilere bir şeyler sordu,

Sonra Allah aşkına siz nasıl iş yapıyorsunuz diye bağırdı.

ilk kez bu kadar sinirli gördüm.

Onlar eski Pêşmerge idiler.

Bense yeni yeni öğreniyordum peşmerge liği.

Ama birlikte büyüdüğümüz için,

Onu koruma mecburiyetinde görüyordum kendimi..

Sinirinden dolayı,

Ne oldu diye sormak istemedim.

Mevzide geldi gitti.

5- 6 dakika sonra kayboldu.

Yanındakilere sordum,

Kak Mesut nerde ?

Köye doğru koştu, dediler. Yazının devamını oku »





YABANCILAŞMANIN DİYALEKTİĞİ ÜZERİNE NOTLAR -4-

3 02 2016

LAKİN, her şeyde olduğu gibi iki yüzlülüğe ve etik yargılarda her yöne savrulmaya yatkın olan10376290_521027778032917_253685406116300239_n insanımsı yaratıklar bu somut veriler karşısında düşüncelerinde oldukları gibi kirli inançlarında, dinlerinde ve ideolojilerinde arınma basiretinden ziyade, hatalarında ve kirli davranışlarında daha fazla tutucu davranış ve tavırlar takınarak kirli ideolojilerini, kirli inançlarını kirli dinlerini yeni tekniğe ve bilimsel verilere yontlayarak, kibirlerinden ve YÜCE RABBİMİZİN yarattığı doğanın yıkımına dönük iğrenç hırslarını her türlü iki yüzlü davranışlar sergileyerek devam etmeye hevesli olduklarıda insanımsı pratiklerinde gözlenmektedir…

 (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


Goril KokoMehmet Şerif Şener/// KAHİNATIN ÖZÜ İNSAN OLABİLENDE SOMUTLUK KAZANMIŞTIR. DOLAYISIYLA İNSAN VE İNSANIMSI YARATIK HİÇ BİR ŞEKİLDE AYNI OLAN ŞEY DEĞİLDİR. FİZİKSEL BENZERLİKLER YERYÜZÜNDE YARATILIŞIN BİR ÇOK CANLIDAKİ ORTAK ÖZELİKLERDİR… AMA BU BİR ÇOK CANLIYI OLDUĞU GİBİ, İNSANIMSI YARATIKLARIDA İNSAN SEVYESİNE YÜKSELTEMEDİĞİNİ TARİH BİZE GÖSTERMİŞTİR….

İNSANIMSI VARLIKLARIN DAVRANIŞLARINI, ALGILAMA MEKANİZMASINI, SÜRÜLEŞMİŞ dunyamTOPLULUKTAN ARINDIRILAN DİĞER CANLILARIN TABİ KILINDIĞI YOĞUN BİR EĞİTİMLE GÖSTERDİĞİNE HEPİMİZ GÖRSEL MEDYADA TANIK OLMAKTAYIZ..ÜSTELİK HÜMANİZM BAĞLAMINDA İNSAN FORMATINA, İNSANIMSI VARLIKLARDAN DAHA FAZLA YATKINLIK OLUŞTURANLARIN İnsanımsı varlıklar tarafından Adına ”hayvan” sıfatı verilen VARLIKLARIN OLDUĞU VE BUNLARIN İNSANIMSI YARATIKLARDAN DAHA FAZLA HÜMANİST DAVRANIŞLAR İÇİNDE OLDUĞU GÖZLENMEKTE VE HER GEÇEN GÜN DAHA FAZLA İSPATLANMAKTADIR…. Yazının devamını oku »








%d blogcu bunu beğendi: