ÖMER ÖZMEN HOCAMIZIN YAPTIĞI BİR PAYLAŞIM, EPEY İLGİ VE RAĞBET TOPLADI, NEDEN…?

20 02 2021

SÖMÜRGECİ FAŞİST DÜZENİN Toplumun olası reaksiyonlarının nabzını kollama, bunun hangi yönden gelişeceğini ortaya çıkarmak için, seçimin yapılıp-yapılmaması bağlamında henüz net bir şey olmazsa da, ve bu konuda henüz prömiyer bir tarih verilmemiş olunsa da, gerek ”Türkiye” ve gerekse Kuzey Batı Kürdistan toplumlarının gündemi, seçim ve korku sirkiyle sunumuna başlandı bile, bu yönlü düşüncelerle ve tartışmalarla, ortalık fokur fokur kaynıyor.

İŞTE Tam bu noktada Ömer Özmen Hocamız yaptı, yapacağını, hem ”Kemalist solcuların” hem de ”radikal-sıpa Türk ve Kürkçü Kürtlerin” birde ”müslüman mahallesinde Kürt Milliyetçiliği yapılmaz” diyen üfürükçü ümmetçilerin bam teline dokundu, tam bu noktada kızıl kıyamet kopulmaz mı…?

Bu kızıl kıyamette oturtulan bir eğilim, Türk derin devletinin eliyle her tür ’’muhalif’’ çevrenin, bilinç altına yerleştirdiği, yerleştirmeye çalıştığı, Güney Hükümetimize dönük, ’’Barzani ve KDP’’ düşmanlığı temelinde yaygınlaştırmak istenen düşmanlık düşünce ve görüşlerdir. Bu tür görüş ve eğilimler sözüm ona ’’radikal’’ Kuzey Kürd muhalefetinden tutun, (hatta, hatta bu dönemlerde sömürgeci Türk faşist iktidarın bütün kirliliklerin, bir anlamda ’’günah keçisi’’ olan Fetullahçılarda buna dahildir. Mesele; bu çevrelerin basın ve yayınlarına bakıldığında, -sözüm ona ’’radikal’’ Kürd muhalefeti kadar Güney Hükümetimize uç noktada bir düşmanlık gözlenmiyorsa da,- ama; kullandıkları yazım dili, hep; BM prosedürlerinde kabul edilmiş Kürdistan Bölge Hükümeti ismi yerine, ’’Kuzey-Irak’’ isminin tercihinden yanadırlar. ARTI; Hatta, ülkemizin Kuzey topraklarıyla bir hayli ilgilenen ve bu toprakları, Turancı milliyetçilerden aşağı olmayan his ve hamhayallerle ülkesinin ’’Batı’’ yakası olarak gören, ve de geçmiş yaşanmış tarihi trajedik olayların faturasını, mazlum Kürdlere yükleyerek ve burdan beslenen garazlık, düşmanlık, nefret sarmalında, yönünü Kürdlerin birlik ve beraberliğini parçalamaya dönük mevzilendiren, diasporadaki kimi zengin sermaye çevreleri, sırtlarının sıvazlamasıyla, bin takla atmaya hevesli , ’’Kürt’’ postunda ki, ’’siyaset bezirganlarına’’ akıtılan maddi kırıntılar, Güney Hükümetimize dönük, bizim hiçte yadırgamadığımız, –ŞÜKÜRLER olsun YÜCE RAB’imize çünkü; biz, bu lanetsi tıfıl tayfaları çok iyi tanır ve biliriz.- ama; ahali için hayretler uyandıran simaların ikide bir, hiçte zamanı olmayan konuları,iki Said’ler örneğine benzer onlarca hadiseler gibi, pişirip-pişirip Kürd Halkının gündemine koyup, Kürd halkını asıl olan sorunlardan uzaklaştırıp, meşguliyet prosesleriyle uğraştırırken) diğer taraftan yönlerini de Kuzey’de Ankara’nın sunduğu projelere, Güneyde Bağdat endeksli projelere yöneltmeleri, bunların özünde ve ruhlarında ne kadar, ’’kendi’’ halkına ve KÜRDİSTAN’i çözümlere düşman olduklarının açık kanıtlarıdır.

Yazının devamını oku »





DÜŞÜN VE SORGULAMA

18 02 2021

GELENEĞİNDE OLDUĞU GİBİ, ”…ZİHİNSEL GELİŞMEMİZDE DE ATALARIMIZIN DÜŞÜNCELERİNİN İZİ ÜZERİNDEN GEÇERİZ, EMBRİYONİK GELİŞMEMİZDE TÜRLERİMİZİN EVRİM TARİHİNİ İZLEYİŞİMİZDE”* BUNA DAHİLDİR…”

BUNDAN Olacak hem ülke insanımın hem de dünyanın her hangi bir parçasında benim dünya görüşüm ve felsefik bakış açıma uygunluk arz eden, her düşünceyle paslaşmayı, varlıkların sağlıklı ve kolektif düşünce birliktenliğini ortaya çıkarmak için bir elzem sayarım. Birey düzleminde bunu yaparken paslaştığım düşüncelerin, akıl ve fikir erbablarını da isim olarak anmayı, kendime benimsediğim insanî vefa borcumuda yerine getirmeyi olmazsa olmasın kuralı olarak, insanî prensiplerimden sayarım.

LAKİN; sosyal media yazım curcunası içinde, farklı farklı düşün ve mantık dahilerin, tarih boyu ortaya koymuş oldukları düşüncelerin cımbızlanarak, kendi kirli ruhsal ve zihinsel algı körlüğü içinde deforme edilip; insani olmayan hırs, emel ve kirli ihtiraslarıyla donatıp; kendini, abuk sapuk fikir kirliliği düzleminde konuşturanlarda, bir hayli kalabalık toplulukların, varolduğu hepimizin malumudur.

Bunda ki amacın ne olduğunu sağlıklı her varlık takdir eder ki; kötülüklerin insanî harmoniyi ortaya çıkarmaktan ziyade, varlıkların kendi kendileriyle boğuşup, herkesi de kendi mutsuzlukları etrafında uğraştırmaktır. Mutsuz varlık siluetleri o kadar yoğun ki, doğal olarak böylesi bir fitne, fesat dedikodu ve şiddet eğilimli kazan, hep bu cüce insanımsılarla yoğunluk kazanmaktadır. Yani; çoğunluğun ilgi duyduğu yer, bir anlamda bokluğun olduğu yerlerdir.** Siz, bakmayın gerek ideolojik geleneklerde olsun ve gerekse dini geleneklerde olsun, ilk övünüp, sığındıkları yer, ’’…çoğunlukların peşlerinden gittikleriyle…’’ övünmelerine.

Robert Winston, The Human Mind/İnsan Beyni adlı yapıtta, bir hayli geniş kapsamlı çalışma arkadaşlarıyla, bedensel, beyinsel, zihinsel mutluluk ve mutsuzluk mekanizmanın işlevlerine dönük bilimsel çalışmaları dikkate alınıp, Eric Fromm, Willhelm Reich, Sigmund Freud, Carl Jung gibilerin psikoloji biliminde ki araştırma ve analizleriyle bütünleştirildiğinde, insanlarımızın içine saplandığı bu çıkmaz sokağa bir anlam ve de bunlara tanım bulmakta, insan pek zorlanmaz. Yazının devamını oku »





BİR BADİREDEN ÇIKARKEN, ÖZÜ BİR GÖRÜNÜMÜ FARKLI YENİ BİR FELAKETE YÖNELİŞİN SANCILARI BAĞLAMINDA Kİ, PROJELERE DAİR, SPİNOZA’NIN İZDÜŞÜMÜ…

15 02 2021

 
BİREY DÜZLEMİMDE Teolojik çalışmalarıma ve çıkarsamalarıma dönük, bu sosyal ortamlarda ’’İlk düşüncelerimi’’ ortaya sürdüğümde, hiç bir zaman kendileri olamamış aklı evvel tanıdık, dindar ve ateist avam/ahali takımı çevreler, ayak oyunlarıyla, ilgi merkezleri olma hevesleriyle, sefil beyinleriyle benim çıkarsamalarımla akıllarınca alay ettiklerini sandılar. Şimdi bakıyorsun hepsinin ilgi alanlarının sınırlarına dahil olduğunu görmek insana sevindirici gelmektedir. Lakin; üzücü yan bu konuda araştırıp, inceleyip, üretici olmaktan ziyade, bukelemun misali bir dönüşle konuya sarılmalarıdır. Doğal olarak bu da insana üzücü bir düşünce bırakmaktadır. Bu konuda daha üzücü bir durum halen inancını taşıdıkları ahali toplumun ilgisine nail olan şablon dinler ve ateist/teist sınırlar içinde yorum ve fikir ortaya sürmüş olmalarıdır. İşin ciddiyetinde ve samimiyetinde değiller. Bundandır içinde bulundukları vahim yıkıcı durum ve yüzleşilecek felaketli gelecekte hepimize, emellerimizin gerçeğiyle çıkarılacak hesabın sonuçlarına asla üzülmemek gerektiğine inanıyorum…

Yazının devamını oku »





YARATAN VE DİN ÜZERİNE KÜÇÜK BİR NOT:

14 02 2021
Antropomorfik dinsel yorumların izinde yapılan kurgular evrenin ve tabiatın gerçekleri karşısında elbetteki yetersiz kalıp, gülünç duruma düşüyor, ama; bu, insanımsı yaratıklara YARATAN Konusunda empoze edilen manipülasyondur.
Yaratanın fizik kanunları burada dikkat edilmez. Çünkü; idrak şuuru burada işlev görmez, YARATAN konusundaki ”idrak şuuru” burada tek bir algıya yönlendirilmiş ve bu algı beşer merkezli excentrisk yorumları ihtiva eder. Yani; İnsanımsı yorum ve kurgu YARATAN konusunda çıkmaz bir sokaka saplandığından mantık ve idrak konusunun dışına düşmüş ve dolayısıyla antropomorfik dinsel yorumlarla karşımıza çıkan ”Tanrısal” simülasyon, komedi trajedi arasında bir kırılma noktasını doğal olarak bünyesinde taşımaktadır.
Bu da, kurgusunu yapanlara bir cehennem sunuyor, ve tarih boyu yürütülen dinsel savaşlar işte bu cehenemin içeriğini oluşturmaktadır.
m.şerif şener
2015-Ekim-23





“YENİ KEMALİST RESTORASYON’’ TOPLUM MÜHENDİSLİK PROJELERİ,

14 02 2021
“YENİ KEMALİST RESTORASYON’’ TOPLUM MÜHENDİSLİK PROJELERİ, ‘’TÜRKİYE’’ VE KUZEY-BATI KÜRDİSTAN TOPRAKLARINA, 1987 İTALYA’DA Kİ PORSUK GİBİ KOKAN ‘’SİYASAL ARENASINA’’, BİR UMUT OLARAK ÇIKAN PORNO YILDIZI, İLONA STALLER CİCCİOLİNA’NIN BASİRETİNİ GÖSTERİP, KENDİLERİ DE UMUT OLABİLECEKLER Mİ..?
 
MALUMUNUZDUR, Gerçi malumunuz olmazsa da, an itibarıyla, bütün bu bilgileri, bildiğinizi iddia edebilirsiniz, artık. ‘’Türkiye’’ ve Kuzey Kürdistan toplumu ve yahut toplulukları olarak, öyle bir ‘’mükemmel toplum’’ ki, hem okumaktan nefret eder hale gelinmiş, hem de ‘’her şeyi bildiğini’’ iddia eder, bir pişkinlik içindedirler. Zira; yöneteniyle, yönetileniyle, toplum ve toplumlar; porsuk gibi kokan, bir kazanın içine, her zaman olduğu gibi kendini mahkum etmemiş midir..? Bütün bu gerçeklere rağmen insanımsı toplum olarak eski ve yeni prömiyer oyuncuları, bu kokuşmuşluklarının sorumluluklarından, ‘’dört nala kısrak gibi’’ kaçtıkları da bir gerçek. Neyse, geçelim bunları…
 
Kimdi bu İlona Staller CİCİOLİNA..?

Yazının devamını oku »








%d blogcu bunu beğendi: