KÜRDİSTAN LİDERİ MISTAFA BARZANÎ’Yİ SAYGI VE SEVGİYLE ANIYORUZ

1 03 2017

Var Olmanın Kurtuluş Kavgasında Kürdistan Ulusunun Halklarının Ölümsüz Lideri Mistafa BARZANÎ’nin, Sefa-i Kabir’e Çekilişinin 38. Yılında  Saygı Ve 0a1e91faadd0c1da4730c7e0d2c914f3Sevgiyle Anıyoruz.

Kürt Halkı Ve Kürdistan’da Yaşayan Diğer Azınlık Halklar Her Zamankinden Daha Fazla Kendi Ulusal Değerlerine Sahip Çıkmalıdır. Tarih Kürdistan’lı Halklara Bu konuda Görevine Sahip Çıkmasını Dayatıyor. Kırk Milyonu Aşkın Nufüsuyla Halk Olarak Varolmanın Yegane Çözümü Dünya Uluslarının Arasında Kürdistan Halklarının da Bağımsız Birleşik KÜRDİSTAN Ulusuna Sahip Olmalarıdır.

Vejin Bülten Redaksiyonu


 





Beşikçi: Bağımsızlığı ertelemek sakıncalıdır

10 02 2017

Kürd siyasetine yönelik eleştirileri ile tartışma konusu olan Sosyolog Yazar İsmail Beşikçi, kendisine yönelik eleştiriler, PKK’nin ulusal kongre girişimleri, Güney’deki bağımsızlık girişimleri konusunda IMP’nin sorularını yanıtladı.

IMPNews – Son zamanlarda Kürd siyasetine yönelik eleştirileri ile tartışma konusu olan Sosyolog Yazar İsmail Beşikçi, kendisine yönelik eleştiriler, PKK’nin ulusal kongre girişimleri, Güney’deki bağımsızlık girişimleri konusunda IMP’nin sorularını yanıtladı. Beşikçi kendisine yönelik eleştirileri ve kimilerinin de bunu engelemeye çalışarak eleştiri sahiplerini suçlamasının kendisini rahatsız ettiğini söyleyerek, eleştiri sahiplerinin de eleştirilebileceğini vurguladı. Beşikçi’ye göre, “ifade özgürlüğü, eleştirel düşünce ve özgür eleştiriyi savunmak vazgeçilmez olmalıdır.”

( VEJİN Yazılarını oku, okut sosyal media tartışma platformlarında paylaş…)


a405b1a1-bb2c-4c3e-86e0-4bdfa8ae9fcdPKK’nin ulusal kongre talep etmesinin yanlış olduğunu ifade eden Beşikçi, PKK’nin, Kürdlerle değil, daha çok Türk soluyla ortaklık kurmaya çalıştığını, Kürd örgütleriyle değil, Irak, Suriye, İran gibi devletlerle daha sıcak ilişkiler içinde olduğunu savunarak, Kürd siyasetinde temel konularda bir birliktelik yoksa ulusal kongre düzenlemenin anlamsız olduğunu söyledi.

Beşikçi, Güney Kürdistan’da bağımsızlık konusunun sürekli ertelenmesini de eleştirerek, “bu konunun durmadan ertelenmesi kanımca sakıncalıdır. Bütün elverişli koşulların bir araya gelmesi mümkün olmayabilir” diyor. Bağımsızlık yolunun bir an evvel açılmasında yarar olduğunu ifade eden Beşikçi, bu sürecin risk içerebileceğini ancak bunun da göğüslenmesi gerektiğini ifade etti.

– Kürd aydınlarının bir kısmı sizin görüşlerinizi bir tür turnasol olarak kabul ediyor. Size yönelik eleştiriler sonrasında tartışmalar başlıyor. Bu sizi rahatsız ediyor mu, bu durum neden böyle?

İfade özgürlüğünü, eleştirel düşünceyi, özgür eleştiriyi savunmak vazgeçilmez olmalıdır. İnsanlar, herhangi bir konuda kendileri düşünmelidir. İnsanlar, başkasının düşüncesiyle hareket etmek kolaycılığına kapılmamalıdır. Olaylara, düşüncelere eleştirel bakmak önemlidir. Bağırıp çağırmak eleştiri değildir. Yazının devamını oku »





Sakine’nin Sırrı Çözüldü

26 01 2017

“Ömer Güney PKK nin kadro eğitimini görmüştür, sürekli “Biji Apo” diye sakinenin_sirri_cozuldu_h231bağırmıştır. Dış ilşkilerde, yani PKK nin diplomasi komitesinde görevlidir. Qandil’ e kurye olarak gidip gelmiştir. Altında hem örgütün arabası, hemde Kurdistan takma adı kullanan kızı vardı. Sakine kendi banka cüzdanını ona verecek kadar güveniyordur. Remzi Kartal: “Bizim ondan hiç bir şüphemiz yoktur” demiştir katil hakkında. Ve örgütün tümü, Güney hakkınında susukundur. Güney ne kadar örgütün adamıysa, o kadar da MİT in adamıdır. Böyle ortak adamların sayısı nerdeyse belirsizdir örgüt içinde!”

( VEJİN Yazılarını oku, okut sosyal media tartışma platformlarında paylaş…)


selimSelim Çürükkaya /// Sakine Cansız ve arkadaşlarının ölümü üzerinden tam olarak bir yıldan fazla zaman geçti.

Olayın üzerindeki sis perdesi, kalktı gibi.

Ben, olay olur olmaz tepkilere bakmış, gazete manşetlerine göz atmış, koro halinde tekrarlanan:

“Tarihi bir süreç başlıyor, dış güçler bu tarihi süreci boşa çıkarmak için Paris katliamını gerçekleştirdi” nakaratına inanmamış ve şu tespiti yapmıştım.

Paris katliamını, sürece karşı olan dış güçler değil, süreci başlatan iç güçler yaptı.ladda-ned

Kimlerdi bu iç güçler?

Türk Milli İstihabarat Teşkilatı ve KCK !

Hatta olayın olduğu gün, bir arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesinde , Sana göre kimler, ne için vurdular Sakine’yi soruma, arkadaşım şu net yanıtı vermişti:

„Sakine’ nin ne için ve kimler tarafından vurulduğunu iki kişi tam olarak biliyor: Hakan Fidan ve  Abdullah Öcalan“ Yazının devamını oku »





MESUD BARZANİ VE ULUSLAŞMA TEMASINDA MAKYAVELLİ’Yİ DÜŞÜNMENİN NOTLARI- 2. Not

25 01 2017

Bireye tapma kültü sadece bizim gibi şemanist toplumlarda, insanların karşısına çıkan bir fenomen değil. Dünyamızın acı tarihi bu tür trajedilerle örüldüğüne hale de tanık olmaktayız. Ne varki, bu  bir çok toplumda çok dejenere bir boyut kazanarak, toplumlara çok trajedik sonuçlar yaşattırmıştır. Bu bağlamda şu noktanın altını kalın çizmek gerekir: önderlik sorunu, bireye tapma kültü değildir. Bu sorunları iyice ayrıştırıp idrak etmek gerekir.

( VEJİN Yazılarını oku, okut sosyal media tartışma platformlarında paylaş…)


10450898_10203979117071583_6796647595036589304_nM. Şerif ŞENER/// İkinci Notuma bir anıyla başlayayım;  facebook’un bireye ait logosunda paylaştığım, yanda ki fotoğrafta,  benim, Mehemed Cahid Şener Abimle varolan bir tek resmimdir, elindeki kitap Antonio GRAMSCİ’nin  Modern PRENS adlı yapıttır.

Neden Gramsci?  Haksızlık yapmış olmayayım, ama; sanmıyorum ki, hiç kimse Gramsci kadar, Makyavelli’nin tezlerinin üzerinde durmuş ve kafa yormuş olsun, bu vesileyle,  konumuzu Gramsci’ylede zenginletmek yararlı olacaktır.

Yıl 1991’di Şener Abimle bu konular üzerinde yoğunlaşmış, tartışmıştık. Elimde Makyavelli’nin Fursten/Prens adlı Türkçe versiyonu yoktu. Ben Prens’i İsveçe’den okumuştum. Ama, Makyavelli’nin tezleriyle ilintili Türkçe varolan tek bir kitabım, çok ağır faşist İtalya’nın cezaevi koşullarında da olsa, Gramsci’nin yazmış olduğu bu Modern PRENS adlı kitap ve bu kitabın konularına referans olabilecek daha önce, hafızam beni yanıltmıyorsa sanırım  1982’de, Sosyalist Vatan Partisi’nin, Şam’da bize bıraktığı evin kitaplığında, yine Gramsci’ye ait olan ’’Cezaevinden Çocuklarıma mektuplar ’’ başlığıyla derlenen, çok ağır ve gizlilik içinde yazmış olduğu yazıların hafıza referansında kalanlardı. Yazının devamını oku »





KARARLILARIN KILAVUZU

18 01 2017

Spinoza’ya göre ise, ‘gerçek’ din, ‘gerçek’ bilimle çelişki içinde olamazdı. Görünen çelişkiyi, akıl çözebilirdi.

Spinoza ile Maimonides, düşünen insanın önünde iki farklı model, iki alternatif ‘paradigma’ olarak duruyor:

İstersek, Maimonides gibi, bilimsel gerçeği dinlerde arayabiliriz…

Ya da Spinoza gibi, dinsel gerçeği bilimlerde arayabiliriz…

                         Δ          ⊕             ∇

( VEJİN Yazılarını oku, okut sosyal media tartışma platformlarında paylaş…)


b_18012017adianpo4zhbjn38qfdd2u9tikŞALOM //// MAİMONİDES, Yahudilerin ‘itaat özürlü’ ve ‘isyankâr’ olduğunu söylemek isteyenler, şu söze bayılırlar: “İki Yahudi’nin olduğu yerde üç kanaat vardır.”

Keşke bu söz doğru olsaydı… Yani keşke insanlar yerleşik kanaatlerine ‘bir de başka açıdan’ bakma ustalığını gösterebilselerdi… Belki böylece, kulaktan dolma kanaatleri bilgiye dönüşebilirdi.

Oysa herkes kendi peşin fikir ve önyargılarını gerçeğin ta kendisi sandığı için, kimsenin ‘aykırı’ fikirleri dinlemeye gönlü yok… Sunulan fikrin doğruluğu kimsenin umurunda değil. İlgilendiren husus, kimin söylemiş olduğu: “Bizden biri mi, ötekilerden mi?”

Nadiren, Maimonides gibi, birbirlerinden çok farklı görüşlere hitap edebilen bir düşünür çıkıyor. ‘Bizim görüşü’ destekleyen söylemi o kadar cazip ki, o kısmına sahip çıkıyor, ‘gerisini’ görmezden geliyoruz.

Ya da Spinoza gibi biri, söylediğini öylesine bir titizlik ve kesinlikle kanıtlıyor ki, bize iki seçenek kalıyor: Öğretiyi kabul etmek… Ya da aklımızı susturmak.

Bu olağanüstü insanları, olağanüstü koşullar yaratıyor. Maimonides’in -ve çoğumuzun atasının- yaşadığı XII. yüzyıl Sefarad’ında1 ‘olağanüstü koşul’ şuydu: Dünyanın ‘parlayan yıldızı’ İspanya’da Yahudi aydınlar, Arap ve Yunan felsefe ve bilimleri ile tanışmışlar ve büyük hayranlık duymuşlardı.

O güne kadar aldıkları geleneksel öğrenimin, Aristo ve İbn Rüşt gibi büyük filozofların öğretileri yanında biraz sığ kaldığını görmüşler, sıkıntılı bir ikileme düşmüşlerdi: Yazının devamını oku »





MESUD BARZANİ VE ULUSLAŞMA TEMASINDA MAKYAVELLİ’Yİ DÜŞÜNMENİN NOTLARI

17 01 2017

NOTLARIMIN İlk  bölümünü  burada bitirirken, okurlarımla şu notu paylaşmanın ihtiyacını hissediyorum.  Ben kendi adıma hiç bir zaman siyasal konular konusunda, popülist siyasal bir sima kazanma niyetim olmadı/olmayacak, bu tür algı yaratmaya tenezzül bile etmem. Bütün bu kaprisliklerin, komplekslerin, niyetlerin kendini insanî erdem olma formatına yöneltmeye eğilimi olmayan, insan olmaya ilgisiz olan, insanımsı eğilimler ve hastalıklar olarak görürüm.

( VEJİN Yazılarını oku, okut sosyal media tartışma platformlarında paylaş…)


 Not:  1


ben 3M. Şerif ŞENER///
 BU SON BİR HAFTA’da Sosyal mediada iki değerli insanımız  iki önemli temaya işaret ettiler. Bunlardan bir tanesi Hasan H. YILDIRIM Arkadaş’ın Kendi Facebook sayfasında  paylaştığı  Di  Niccolo Machiavelli’ye ait  özdeyiş alıntısıydı.  Diğeri; Fadil ÖZÇELİK’in kendi Facebook sayfasında yazdığı ’’Barzani ve Barzani karşıtlarının arasındaki çelişki ve çatışmalar…’’ yazılarıydı. Her iki değerli insanımızında dikkat çektiği tema çok önemlidir, bireysel olarak biz Kürdistan’lı Halkların okur yazar insanlarının sağlıklı bir insan olma ve nasıl bir uluslaşma yaratma sürecine toplumumuzu sevk etmemiz için, bilgi birikimizle topluma katkı sunmak istiyorsak ve istiyorlarsa, hakikatten Makyavelli ve onun insanlığa sunduğu sosyal ve siyasal felsefesinin üzerinde durmaları, biz Kürdistan’lı halklar için değer arzetmektedir. Bu değerli mesud-barzani-masud-barzanifilosofun, felsefesi kadar daha bir çok, felsefe, bilim ve teoloji dalında, insanlığa büyük hizmetler yapmış akıl ve zeka dahilerinin değerli felsefelerini kullaktan dinlemeden ziyade kendi eserlerinden okuyup idrak etmek, bizim gibi sömürgecilik statüsüyle köleleştirilen halklar için çok önemlidir. Çünkü, bizim toplumumuzun insanları sadece bir hayvan gibi üretime sevk edilen ve üretim dışındaki zaman zarfınıda, kahve meyhane köşelerinde, inter-net başlarında didişme, dedikodu, yalan dolan algılar üreterek birbirleriyle boğuşmaktan başka hiç bir meşgülü olmayan insanımsı manzaralara mahkum edilmiştir.

Ya da bu sömürgecilik statüye iyi ve insani niyetleriyle başkaldıran Kürdistan’lı Halkların değerli evladlarının  yarattığı ulusal kurtuluş savaşının değerleri üzerinde kendi bireysel zevk, hırs ve kirli machiavelli-e1426169271817ihtirasları uğruna manipüle edilen onbinlerce ana kuzusu gençlerin heder edildiği, yeri geldiğinde ’’…hepsinin üzerine bir kalem çekiyoruz.’’, ’’…Benim sizden istediğim sadece Apo, sen bu görevini iyi yapıyorsun’’ söylemlerinden öte sonuçlara yol açmıyan sömürgecilik statüsünün, zamana uygunluk arz eden çözüm önerilerinden başka hiç bir içeriği ve değeri olmayan önergelerin, ’’Barış, Kardeşlik, çözüm  dialoglarının’’ bize sunulan manzaralarıdır.

Bütün bu manzaralarda ulusal, siyasal, sosyal sömürgecilik statüsünün sorunlarına ilişkin, sağlıklı çözümüne  dönük hiç bir ciddi insani ahlak ve erdemliliğe dair emare bulamazsınız. Yazının devamını oku »





Barzani ve Barzani karşıtlarının arasındaki çelişki ve çatışmalar…

12 01 2017

Almanya´da bin bir parçadan ibaret ve herkesin bir diğeri ile kavgalı olduğu, savaştığı aşiretleri biraraya getiren, toparlayan BISMARCK denilen bir adam oldu.
Bismarck´ın bu çabalarıyla bir Alman ulusu ve ardından bir Alman Devleti ortaya çıktı.
İtalya´da da öyle.
İtalya ulusu ve devletinin ortaya çıkışı ve dünya coğrafyasında yerini alması, ismi GARİBALDİ olan bir insan sayesinde oldu.
Almanya´da Bismarck,
İtalya´da Garibaldi ne ise..
Kürdistan´da önce Melle Mustafa Barzani, sonra da Mesud Barzani odur.

                                Δ                     ⊕                     ∇

Kürt ve Kürdistani iseniz, eleştiri ve öneri haklarınızı şimdilik dondurmak (benim gibi) kaydıyla Barzani´nin yanında yer alır, destek verirsiniz.
Bu hakkımı ertelemem, şimdi kullanacağım derseniz, o zaman da yeterince bilgi sahibi olmalısınız konuştuğunuz konuda, karnından atmakla olmaz bu işler.


kek-fadilFadil ÖZÇELİK/// Ben hayatımda Barzanilerin bir çayını içmedim.
Onlardan birine bir kahve ısmarlama ortamım olmadı.
Ne bir alacağım var, ne bir vereceğim.
Buna rağmen kimileri tarafından Melle Mustafa Barzani ve Mesud Barzani´nin müridi olarak bilinir, tanınırım.
Doğrudur, aynen öyledir.
Melle Mustafa Barzani ve Mesud Barzani´nin bir müridiyim ben.
İzledikleri yoldandır bu saygı ve hayranlık.
Melle Mustafa Barzani, diğer parçaları da etkileyecek Kürtlerin geleceğini teminat altına almak için inanılmaz derecede bir mücadele verdi, inanılmaz baskılara maruz kaldı ve aynı şekilde karşılık vererek insanüstü bir çaba ile direndi, teslim olmadı.
Yarım bıraktığı, tamamlayamadığı işi, oğlu Mesud Barzani devr aldı.
Maşallahı var Mesud Barzani´nin.
Babasını utandıracak tek bir şey yapmadı, tek bir şey söylemedi.
Babasından devraldığı mirası azaltmadı, üzerine ilave etti.
Dikkat edin, söylediği her cümlesi bir manifesto içerik ve kalitesinde bir adam var karşımızda.
Barzaniler, dört parça Kürdistan ve dünyanın dört bir tarafına dağılmış Kürtleri uluslaştırma, tek bir ulus yapma sürecinde bir vizyon, böylesi bir misyon sorumluluğu ile hareket ediyorlar.
Hele de Mesud Barzani. Yazının devamını oku »








%d blogcu bunu beğendi: