DÜNYA İNSANLIĞININ BAŞI SAĞOLSUN

5 02 2015

Hucam

GÜZEL İNSAN DURUŞUN İNSANLIK İÇİN BİR ONUR

 

BAKIŞIN İNSANLIK AİLESİNE BİR UMUTTUR…

 

KÜRDİSTAN HALKLARININ BAŞI SAĞOLSUN……

Vejin Bülten Yayını






Kürdistan İçin Savaşmak Yurtseverliktir

27 01 2015

Celal Şırnak’la bu röportajı daha önce yapmak istiyordum. Fakat savaş koşulları ve orduda yer kurdi_tan_icin_ava_mak_yurt_everliktir_h1823alıyor olmasının bağlayıcı şartları nedeniyle mümkün olmamıştı. Bana göre Kürdistan mücadele tarihinde not düşülmesi gereken insanlardan biri. Çok küçük yaşlardan beri bütün hayatını savaş ortamlarında geçirmiş, yara bere içinde ama dimdik ayakta biri. PKK’deyken aynı koşullar içinde birlikte kalmadık aslında. Kısa dönemlerde aynı ortamlarda bulunduk. PKK içinde hep ‘ilkel-milliyetçi’ olarak eleştirilirdi. Ama savaşta yetişmiş komuta yapısı fazla olmadığından çok da dokunulamazdı.

2004’te ayrıldığımız dönemde yaşadığımız toplu tecrit döneminde ve ayrıldıktan sonra tanıdım onu. Celal Şırnak bildiği her şeyi yaşayarak öğrenmiş gerçek bir Kürt’tür. İleriyi koklayarak görebilecek, neyin doğru neyin yanlış olduğuna ezilmişliğin süzgecinden geçirerek karar verecek kadar hem de.

‘Büyük emek ve dirayet sahibi eşiyle birlikte 4 çocuğu var. En küçük kızı Havin’e ne zaman baban nerde diye sorsanız ‘Tudistan’ yani Kürdistan diyor. Baba ne oldu deseniz ‘boba’ yani bomba diyor. Bütün hayatları bu.

Şimdi Zerevani’de alay komutanı. Komutası altındaki güç Kürdistan’ın dört parçasından askerlerin olduğu karma bir güç. Şimdiye kadar dahil oldukları bütün planlamalarda önlerine konulan bütün hedefleri aldılar. Diğer parçaları ne zaman kurtarırız heyecanı var o güçte. Hem Aqîd Celal’e hem de hayatımızı emanet ettiğimiz bütün peşmergelere şükranlarımı ileterek yaptığımız röportajı aktarıyorum.

 (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


celal-sirnak-ile-roportaj-1-insan-ancak-inandigi-sey-icin-savasir-02Nerina Azad: Bize biraz kendinizden, geçmişinizden bahseder misiniz?

Adım Celal Şırnak, asıl adım Süleyman Muhammed Keleş. Ailem KDP sempatizanıydı. Abim 1984’te peşmerge iken şehit düştü. Babam da peşmerge idi. Demek istediğim ailede yurtseverlik, ulusal duygular hakimdi.

PKK mıntıkaya geldiğinde hiç düşünmeden katılmamda bu ortam ve duygulardan kaynaklandı. imagesCAE7BPDQ1984 te bir amcamın oğluyla birlikte katıldık. Katılırken amacımız Kürdistan’ı özgürleştirmekti. Daha çocuk yaştaydık. Mahsum Korkmaz, Agit Arkadaş’ın komutasında 15 Ağustosla birlikte HRK kurulmuştu. 23 kişilik bir birlikti. O birlikte yer aldım, 15 Ağustos eylemine katıldım. Şimdi o birlikten sadece ben kaldım.

PKK de kaldığım 20 yıl içinde her düzeyde görev aldım. Daha çok savaş sahasında. Aileden de bu süreçte katılım çok oldu. Benden sonra bir kardeşim daha katıldı ve şehit düştü. Yakın aileden 6 şehit var PKK saflarında. Bütün bu şehitleri ve PKK’de geçen yıllarımı düşündüğümde hiçbir pişmanlık duymuyorum. Ülke hayaliyle, özgürlük inancıyla katıldık ve savaştık. Bu da gerekliydi. Bundan dolayı faydası ne oldu zararı ne oldu diye hiçbir kaygı taşımıyorum. Kürtlük içindi, halk için, uluslaşmak için gerekliydi ve doğru bir adımdı. Elbette PKK içinde onca yıl boyunca birçok zorlukla karşılaştım. Defalarca çatışmalarda yaralandım. Bunları düşündüğümde de PKK ye katıldığım ve geçirdiğim yıllar için hiçbir pişmanlık duymuyorum. Bir Kürt yurtseveri olarak üzerime düşeni yaptım. Yazının devamını oku »





Ben Peşmergeyim!

25 01 2015

Vejin Yorum/// SOYLU OLMAK, İNSAN OLARAK DÜŞÜNMENİN VE İNSAN OLARAK KENDİNE DEĞERimagesCAAOX4II VERMENİN ÖLÇÜTÜDÜR. BÜTÜN SAĞLIKLI DEVLETLER VE ORGANİZE OLMUŞ TOPLULUKLAR, SOYLU VE İNSAN OLAN ÖNDERLİKLERİN ÇABALARIYLA OLUŞMUŞ VE SÜREKLİLİĞİNİ SAĞLAMLAŞTIRMIŞTIR: YAHUT, BU UĞURDA UZUN VE ACI DOLU SAVAŞ TARİHLERİNİ, DÜNYAYA MİRAS BIRAKMIŞLARDIR.

ONURLU OLMANIN, ŞEREFLİ OLMANIN , KENDİYLE DÜRÜST OLMANIN YOLU TUTARLI VE DAVASINDA SAMİMİ OLANLARIN YANINDA BAĞDAŞ KURMAKTAN VE KENDİNİ YANILGILARINDAN VE DE YIĞINSAL ÇILGINLIKLARINDAN AYRIŞMASINDAN GEÇER.

”HAKLI” OLARAK BİZİ YÖNETENLER NE  DEMİŞ BİR TOPLUMDA NAMUSLU OLANLAR EN AZ NAMUSUZ OLANLAR KADAR CESARETLİ DEĞİLSELER VE TARİH SAHNESİNDE ESAMELERİ YOKSA O SUSKUN  BİREYLER DE, EN AZ ŞEREFSİZ VE NAMUSUZLAR KADAR ŞEREFSİZ VE NAMUZSUZ OLMAYI HAK ETMİŞLERDİR.


mesut-barzani-nin-hayati_77851_bWashingtona yaptığı ziyarette, Ingiliz Gazetecinin. Sayın Barzani, Barzani / Siz devlet Başkanısiniz, Neden Bu Elbiseyi çıkarmıyorsunuz Sorusuna, Mesut Barzani, Ben Peşmergeyim,

Ben Peşmergeyim!

Ömrüm dağlarda,

Halkımin özgürlüğü için geçti.

En güzel yıllarım,

Acı dert keder içinde geçti.

Soğuktan ölen 80 yaşında Nineleri gördüm.

Açliktan ölen, binlerce Kürt çocuğunun cesedini gömdük,

Sağımda solumda?

Nice aslanlar şehid düştü.

Kimyasaldan, Enfal katliamlarına  kadar,imagesCA4Z1L34

Her şeyi gördük.

Günahımiz ne idi biliyormusunuz ?

Kürt olmaktı.

Diğer ırklar gibi,

Toprağımizda özgürce yaşamak,

istediğimiz içindi bu katliamlar.

Oysa biz,

Masum ve mazlum bir halkız,

Kimsenin toprağında? Malında gözümüz olmadı, Yazının devamını oku »





PEŞMERGE KOMUTANLARINDAN, TÜMGENERAL TAHİR HECÎ KORKÎ’Yİ FAŞİST İŞİD ÇETELERİYLE GİRMİŞ OLDUĞU ÇATIŞMADA YİTİRDİK…

16 01 2015

İnsanlık adına yiğitçe savaşan, direniş geleneğinde tarihe yiğitliğiyletecavüzcüler 1 nam salmış halkımızın Peşmerge gücünün, değerli komutanlarından Tümgeneral Tahîr Hecî KORKÎ, din ve İnanç kisvesi altında her türlü iğrençliği kendine marifet sayan, sübyancı ve tecavüzcü çakallar sürüsü İŞİD’e karşı girdiği bir çatışmada, almış olduğu ağır yaralar; bu değerli insanımızı, halkımızın bağrından kopardı, Yüce Rab’bimizin rahmetine kavuşturdu……


pe_merge_komutani_hayatini_kaybetti_h1777 (1)Vejin Haber -Yorum/// Bas News Haber Merkezi’nin verdiği habere göre; Özgür Güney Kürdistan’da faşist IŞİD ile girdiği çatışmada ağır yaralanan ve Ankara’da tedavisini sürdüren, Peşmerge komutanlarından Tümgeneral Tahîr Hecî KORKÎ’nin hayatını kaybettiği aktarıldı.

Aktarılan haberin ek kaydında verilen bilgiye göre; Musul’a bağlı Zummar ilçesinde tecavüzcü çeteci IŞİD ile girdiği çatışmada ağır yaralanan ve Ankara’da tedavisi sürdürülen Peşmerge komutanlarından Tahîr Hecî KORKÎ 28. günde tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Yazının devamını oku »





İnsanlık Adına Onurlu Ve Aydınca Bir Tutum..

2 01 2015

Vejin Aktarma  haber ve yorum/  Kapitalizm’in kirli piyasa ekonomisi ve gelir dağılımındaki vahşi  eğilimlerin insanımsı yaratıkları baştan çıkaran, insan olma yolundaki ilerleyişini tökezleten, yığınları duyarsızlaştırıp, insanlığa yabancılaştıran: varlıkları; insanlık dışı formatlarda şekillendirerek sadece thomas_pikettykendisine sunulan popülist ideoloji, anlayış ve ikonlara secdeye ve inanca yönelten Global kapitalist düzenin sunduğu  bu  ‘’Cesur Yeni Dünya’’da  aykırı bir ekonomistten anlamlı bir eylem: KAPİTALİZM KARŞITI ÜNLÜ FRANSIZ EKONOMİSTTEN ÜLKESİ OLAN FRANSA’NIN ‘’ONUR MADALYASINA’’ RET.

Kapitalizme yönelik eleştirileriyle bilinen ünlü Fransız ekonomist Thomas Piketty, Fransa devleti tarafından verilen en önemli madalyayı (Legion d’honneur) reddetti. Yazının devamını oku »





GELİŞMELERİN DOĞURABİLECEĞİ OLASILIKLAR….

5 11 2014

RAHMETLİ İHSAN ŞENER ARKADAŞIN 2007.03.04 TARİHİNDE YAZMIŞ OLDUĞU YAZIYI, GÜNCELLİĞİNİ KORUDUĞUNDAN, TEKRARDAN BAŞA ALIP,  OKURLARIMIZIN İLGİSİNE SUNUYORUZ.


 

Untitled-1İhsan ŞENER/ Uluslararası olası gelişmeler, Türkiye’yi bir yol kavşağına getirebilir. Nitekim mevcut konjüktürel durum söz konusu olasılıkları her geçen gün daha da yakınlaştırmaktadır. Ama, Türkiye bu yol kavşağına girerken gerçekçi bir vizyondan yoksundur. Her ne kadar Mit raporu belli yönleriyle hükümetin dikkatini gelişen olası gelişmelere çekmeye çalıştıysa da, onlarda mevcut durum karşısında gerçekçi, kalıcı ve sağlıklı vizyondan yoksundurlar.

 

Türkiye’de, yöneteniyle, yönetileniyle kendine hareket ortamı yaratan perspektifler, global gelişmelere ayak uydurmadığından, toplum dinamizmi atıl bir durumda bırakılmıştır. Yani; bu zorlu süreçte toplum dinamizmine mantıklı perspektifler sunulmadığından, değişim ve dönüşüm yönündeki olası gelişmelerin kaderi siyasetteki madrabaza bırakılmıştır. Bu ekipler, bu zorlu süreçte Türkiye’yi kalıcı ve sağlıklı çözümlere taşıyabilecek midir? Bunun her hangi bir emaresi hali hazır da görünmemektedir.

Cumhuriyet Tarihinin ideolojik ve politik öngörüsü olan Kemalizm, geldiğimiz zaman kesitinde değişime uğramak zorundadır. Bunun nasıl bir biçim alacağını göreceğiz. Uluslararası sermayenin istikrarlı gelişim ihtiyacı ve bundan gelen global düzenin belirleyici cilvesi, her tutucu rejimin önünde olduğu gibi, Kemalist Türkiye Cumhuriyetinin de önünde durmaktadır. Yazının devamını oku »





MANİPÜLASYON, DOĞRU VE YANLIŞLAR

25 09 2014

Davut-KURUN_avatar_1387610863-60x60Davut KURUN/ Hitlerin propaganda bakanı Joeseph GOEBBELS, kitlesel propagandanın “büyük yalan” olduğunu, ‘bana vicdansız bir basın verin size uyutulmuş aptal bir halk vereyim ‘ der. Bunu pratikte de gerçekleştiriyor. Çünkü kişi büyük bir manipülasyon ve algı kuşatması altındadır. Özgür kişilik ve kişi inisiyatifi başından itibaren yok ediliyor. Aile, okul ve sosyal çevre eğitimi, din, ahlak, örf, kanun yasakları ve baskıları, psikolojik savaş, manipülasyon, kavram bulanıklığı, yanlış ikilemler, yalan haberler, kültürel formasyonlar, korku, katliamlar, sanal saldırılar kişinin özgür düşünmesini ve özgür davranışını yok ederek kitle psikolojisi içinde eritmektedir. Tarihimizi bu temelde irdelersek büyük dersler çıkarabiliriz. Yazının devamını oku »





TAŞERON REHBERLİK VE DALKAVUKLUK HÜNERİ

23 09 2014

Hasan H YILDIRIM-İhsan ŞENER: Bu yakın zamanda, o günlerin başbakan sıfatını taşıyan, malum şimdi Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın baş danışmanlarından, şimdi kendiside yeni hükümet kabinesinde yer alan Yalçın Akdoğan’ın yaptığı bir mülakatta Abdullah Öcalan hakkında şu vurguda bulunmuştu; ‘’…Öcalan süreci çok iyi okuyan birisi, gelişmeleri iyi 1402121394-yalcın-akdogantakip ediyor. Çok doğru tespitlerde bulunuyor,’’ bazında çok övücü atıflarda bulunmuştu. Bunun bir tesadüf olmadığı; bir gerçek. Öcalan’ın kişisel korunma çıkarları, ve devletten aradığı; ‘’…Devletten bir şey istemiyorum, yeter ki; deyin ki; Öcalan işini iyi yapıyor, başka bir şey istemiyorum,’’ bazında ki, kirli telkinleri, devletin sömürgeci elit ve zümrenin çıkarlarıyla örtüşüyor.

Aslında, Öcalan’ın akıllı birisi olmadığı, ama; ondaki psikolojik savunma reflekslerinin had safhada olması vesilesiyle; saf, iyi niyetli, ama cehalet içinde olan adamların ve kitlesi karşısında, takındığı tutum, ki bu; onun erken uyarı refleks sisteminden geliyor, hem onu güçlü bir konuma çıkarıyor, hemde; aynı mekanizmanın farklı refleksleri sonucu kendi içsel korkularına karşı, kendinden uyandırdığı koruma iç güdüsü, onu güçlü olanın gölgesine itekliyor. Başarı gibi dışarıya yansıyan Öcalan profilinin çizdiği program bu. Yazının devamını oku »





GÜNEY KÜRDİSTANDAKİ SEÇİMLERLE İLGİLİ YAPILAN SÖYLEŞİ

7 09 2014

Vejin Yorum/ 25 TEMMUZ 2009 YILLINDA GÜNEY KÜRDİSTAN’DA YAPILMIŞ SEÇİM VESİLESİYLE, NEWROZ COM YAYIN SİTESİNİN, Mehmet Şerif ŞENER İLE YAPMIŞ OLDUĞU MÜLÂKATI, ORTA-DOĞU’DAKİ  SORUNLARIN DENKLEMİNDE HALEN GÜNCELLİĞİNİ KORUDUĞUNDAN, TEKRAR BAŞA ALMAYI YARARLI GÖRDÜK…..


ben 21 001Aso Zagrosı: Ülkemizin Güney Parçasında 25 temmuz günü Kürdistan Parlamentosu ve Kürdistan Başkanı için seçimler yapılacak. Siz bu seçimleri genel olarak nasıl görüyorsunuz? Kuzey Kürd’lerinin sessiz bir şekilde takip ettikleri bu seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

M.Şerif Şener: Güney Kürdistan bu seçimlerle demokrasi yürüyüşünde ne kadar kararlı olduğunu göstermiştir. Bütün handikaplarına

newroz_logo_trrağmen, orta doğu gibi vahşi bir çoğrafıyanın olduğu bir bölgede, Kürt halkının parlamento sistemi altında, Güney çoğrafyasında yaşayan bütün halkların kendini özgürce ifade etme hakkını bu seçimlerle kullanması; Kürtlerin, kısa, yarı iktidar tarihi de göz önüne alındığında, orta-doğu halklarına demokrasi dersi verdiğini söylesek abartmamış olacağız. Artı kabilinde ekleyeceğim, birden fazla listelerle seçimlere gidilmesi, bir anlamda geleneksel otoritelerin kırılma noktasıdır. Bu kırılma noktasında gösterilen demokrasi olgunluğu gerek Kek Mesud’un ve gerekse Mam Celal’ın, federal devlet olma iradesinin ortaya çıkması için hem fikir olduğuna yorumlanmalıdır. Bu bağlamda baksak bile bu seçimlerin önemi büyüktür. Kürtlerin demokrasi tarihinde bir sıçrama dönemi olarak sayılır. Yazının devamını oku »





ADINI KOYAMADIM

24 08 2014

ben 3          ALTINCI BÖLÜM’ün Birinci Kısmı

                      KISA BİR ÖN SUNU:

M. Şerif Şener/ Bu yazımda insanlara, 1994-1997 Yılları arasında, büyük zorluklarla ve güçlüklerle cebelleşerek, çok zor maddi imkansızlıklar içinde ‘’Adını Koyamadım’’ adlı, allegori bir yazım sanatıyla kaleme aldığım çalışmamı;  İsveç’te  orijinal yapılan basımdan, Altıncı Bölümü aktarmayı, bir nebzede olsa yaşanan ve yaşanmakta olunan insanımsı mahlukların icraatlarına, yaşama atılma amaçlarının çarpıklığına, içinden geldiğim toprakların özgülüne, realist roman tarzıyla betimleyerek yazmıştım. Ve bu gün bu yazımın altına bu Altıncı bölümü aktaracağım.

Ne var ki; bu kitabın orijinalini Türkiye’de bir türlü yayınlayamadım. Bana kitabın baskısını yayınlayabileceğini dolaylı yollarla ileten bütün yayın evleri, kitabımı kendilerine gönderdiğim andan itibaren ya ilişkilerini kestiler ya da ‘’Abilik’’ nasihatını yaparak bu kitabın yayınlanmamasının tavsiyesinde bulundular.

Kaygılarını anlıyordum, ne de olsa hepsi Agora meydanında biçim kazanan insanımsı sosyal ilişkilerin sonuçlarının yarattığı sefil, cahil yetmezliğinden yararlanarak geçimini sağlayıp bir etiketin altında kendi art niyetli emellerini yansıtıyordular ve bundan  olacak sürü kitleler tarafından alkışlar ve övgüler alıyorlardı.

Kurulu düzenin kayda ve kurallarına çomak sokmanın zamanımıydı, hey ‘’İblis’’ herif. Zaten bu ‘’İblisliğimden’’ dolayı aynı kitabın orijinal baskısı olan 58’ci sayfada Kapak 001‘’İblisin’’yer yüzüne, geliş temasını kurgulamıştım. Sitemlerinde bir anlamda ‘’haklıydılar’’

İnsanlığı konuşturmanın, insanın kendine dönmesinin, EVRENİN YARATTICISI OLAN YÜCE RABBİMİZİN bize bahşettiği doğuştan kazanımlarımız olan fiziksel kazanımların bilincine varmanın, insanın kendi seçme hakkı olduğunu, yine; YÜCE RABBİMİZİN bir mucizesi olan, beynimizle az çok yoğunlaşsak, her unutulanın ilk dersler olduğunu algılamamak için hiçbir neden yoktu/yoktur; bir an olayların kanlı mahşerinden ve lanetli gurur ve ihtiraslarından, ve göz kamaştıran maddi çıkarlarından arınmasını bilip, yaşamak için az ile yetinmesini bilenler için, yaşanan kirli tarihi algılamanın önünde hiçbir engel de yoktur.

Yeter ki; kalplerimizde kendi öz gelecek kuşaklarımıza, akıp giden yanılgılı zamanın, kendi bireysel özgülümüzdeki hayal dünyasında kanlı cehennem gelecekler sunmayalım; ne var ki; yine aynı Yazının devamını oku »





Saliha Şener: Nam-ı diğer Kör saliha

18 08 2014

nevin-gungor-resan-portreNevin Güngör REŞAN/ Kürt yurdu gibi, Kürt tarihi de ağır iç ve dış müdahalelere açık bir alandır. Bunun en belli başlı nedeni Kürt toplumunun kendini devlet olarak örgütleyememesidir. Bu oldukça ironik bir durumdur. Kendini devlet olarak örgütleyememesi bir dizi sorunun da temel sebebidir. Bu durumun yok açtığı tahribat hayatın her alanında sorunların oluşmasına da yol vermiştir.

Saliha Şener: Nam-ı diğer Kör saliha

Kürt ve Kürdistan mücadelesine emek verip katkı yapanların rolleri ya oldukça abartılır ya da tümden yok sayılır. Kürt tarih yazımı bu ağır müdahaleler sonucu doğru bir rota izleyemez. Kürdistan’daki politik erk, grup ve çevreler ülke ve ulus yararından öte, kendi örgütsel çıkarları etrafında, tarih anlayışının oluşması için özel çaba gösterirler. Öyle ki; örgütsel-politik çıkarlarına uygunsa kişi ve kurumlar göklere çıkarılır, aksi durumda yerin dibine batırılırlar. Bu cümleden alarak tarihin bizzat Kürtler tarafından manipüle edildiğine tanıklık ederiz. Bu toz-duman içinde olaylar, kişiler, olgular çarpıtılır ve dönüştürülürler. Örgütsel çıkar, politik yarar en merkeze alınır. Bu sisli ortamda hakikat ve yalan, gerçek ve propaganda ha bire yer değiştirip dururlar. At izi it izine karışır. Belirsizlik ha bire yoğunlaşır, gerçeğe ulaşmak her an biraz daha zorlaşır.

annem

Her kesimin kendi çıkarlarıyla örtüşen bir tarih anlayışının oluşmasına paralel olarak da ulusu belirleyen temel öğeler ortak vatan, ortak dil, kültür birliği, ortak tarih anlayışı bir türlü oluşamaz. Ulusu tanımlayan bu parametrelerin oluşturulamaması ülkemizin ve halkımızın geleceği önündeki en büyük problemlerden birisi olarak karşımıza çıkar.

YİĞİT BİR KÜRT KADINI, ANASI: SALİHA ŞENER

Batman’ın Gresiran Köyünden Raman Aşiretine mensup Saliha Şener, kendi halinde çok çocuklu bir Kürt annedir. Bütün derdi çocukları, evi ve yakınlarıydı. 1970’lerde başlayan Kürt mücadelesinde başta Mehmet Şener olmak üzere diğer çocukları da saf tutar. Evleri PKK’nin eğitim ve örgütsel çalışmalarını yaptığı bir karargaha dönüşür. Evleri PKK’li kadroların kaldıkları güvenli yerlerden birisidir. Onlarca insanı barındırır, yedirir-içirir çocuklarıyla diğerleri arasında fark gözetmezdi.

12 Eylül darbesiyle birlikte devlet Kürdistan’da yeni bir saldırı dalgası başlatır. Kitlesel tutuklamalar başlar. Başta Diyarbakır olmak üzere her yerde Kürt tutsaklara akla hayale gelmedik işkenceler uygulanır. Tutsakların şahsında Kürt halkı teslim alınmaya çalışılır. Diyarbakır cezaevi işkence ve ölümlerin yanı sıra tutsakların kan ve can pahasına başlattıkları direnişleriyle de mücadele tarihimizde önemli yer tutar. Yazının devamını oku »





SUSSUN…, Acıyı Bal Eyledik

12 08 2014

SORES BALiCin kiziVejin Yorum Ve Aktarma;  Acıyı Bal Eyledik…

Bak Şu Bebeğin Güzelliğine Kaşı Destan Gözü Destan Elleri Kan İçinde, Kör Olasın Demiyorum Kör Olmadan Gör Beni…

Bu satırlar Hasan Hüseyin Korkmazgil’in destansı şiirinde böyle diziliyordu. On Binlerce insanımızın acısına vurgu yapıyor değerli şair.

Bu acıyla yoğrulan kaderimiz binlerce insanımızın namuslu hassiyetli duygularına bir atatürk_öcalançağrı oluyor ve isyana sürüklüyordu, hukuk ve adaletli bir yaşam uğruna insanlar namuslu olmanın mihenk taşında buluşup özgür bir yaşantı uğruna her tür fedakarlığı yapıp isyana kalkıyordu. İşte bu ailelerden bir taneside Baliç aiılesiydi. 15 neferin üzerinde insanını yitirmişti. Şimdi bu ölüler kervanına iki can daha da katıldı; Rewşen ve Şoreş.
Yazının devamını oku »





OBJELERDE SAKLI OLAN GERÇEK

23 04 2014

fft81_mf2126980öcalan yalcinoso

TAŞERONLAR VE SAVAŞ AĞALARI SAVAŞIN SEFASINI YAŞAR….YIĞINLAR İSE; SAVAŞIN CEFASINI……..

Yazının devamını oku »





Îhsan û Mehmet Şenerî; Diya Wan Saliha Şenerî…

14 02 2013

Kurd û Kurdistanperwer M. Îhsan Şenerî, demek dirêj bû, ku nexweş bû û li nexweşxanê û li mal derman dibû.

Ew di 5. 02. 2013ê de li Stockholmê çû ser dilovaniya xwe.
Hezar mixabin, ew beriya vê 2 rojan, di 11. 02. 2013’ê de, li Kurdistanê li bajarê wî li Elihê û an jî li gundê wî Girêsîra ne, li Swêdê û li bajarê Stockholmê hat weşartin.


imagesCA299A46Îhsan Şenerî, di sala 1951-an de li Elihê hatibû dinyayê û bavê 5 zarokan bû.
Ew jî di dema 12’ê îlona 1980’yî de ket zîndanê û gelek êşkence dît. Nexweşiyên wî jî, di wê demê de qewimîn.
Malbata Şeneran malbatekê welatperêz e. Di malbatê de tu kesên; keç û lawên ji derveyî kurdperwerî mayine, tunene.
Her kesekî malbata Şeneran demek dirêj di nav PKKê xebat domandin. Malbata wan ji bona PKK’ê bû malbatekbingeh.img002
M.Şerîf Şenerî, beriya PKK’ê dest bi şerê çekdarî bike, serokatiya PKK’ê û bi taybetî Ocalan -ku ew li cem Ocalandima û ew diparast – xeter dît; li hemberî PKK’ê dest bi mûxalefetê kir û ji PKK’ê qetiya. Wê demê helwesta malbatawî jî li hemberî M. Şerîf Şenerî wek berpirsiyariya PKK’ê bû. Bes rastî û helwesta wî, derengî bi mûxalefeta Mehmed Şenerî hat fahm kirin.
Lê wî her çiqas ji malbata xwe piştgirî negirtibe jî, mûxalefeta xwe domand. Yazının devamını oku »




WEFAT Û TAZİYE

12 02 2013

Untitled-1

DEMOKRAT YURSEVER KAMUOYUNA:

Kimi teknik aksaklıklardan dolayı Ailemizin büyüklerinden Mehmet

İhsan Şener’in taziyesi için bize gönderilen taziye mesajlarınızı henüz

insanlarımızla paylaşamadık bu konuda ki çalışmalarımız imkanlarımız çerçevesinde,

komple bir çalışmanın ürünü olarak,

ölümünün 1. Yıllında   Demokrat ve

Yursever insanlarımıza sunulacaktır.ihsan sener 2

http://www.youtube.com/watch?v=wHOb28aPjkY

Yazının devamını oku »





KURTLAR SOFRASINDA YiTiRiLEN CANLAR

12 01 2013

Mehmet Cahit ŞENER`in Şiir’inde; Sakine CANSIZ.


 

img013ADINI KOYAMADIM

Kaç kez sessizliğin ayıbı içinde

çığlıklarına eşlik etti gözyaşlarım.

Bir cehennem azabı içinde

”bacımsın” dedim.

Yüreğimin zafere giden

tüm orduları yenilmişti.

O dem anadan üryandım.

Bir seni kabul ederdim yenilmeyenKurtlar sofrasinda yitirilen canlar

belki de yenilmemiştin

belki de benimkiler gibi

senin de ordularin yenilmişti.

Yazının devamını oku »





Kürdistan’ın Kuzeyinde Siyasi Örgütlenmenin Yakın Tarihine Bakma:

3 03 2011

Türkiye’de Kürdistan Demokrat Partisi (TKDP)  (II)


 

İbrahim GÜÇLÜ/ Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan, Kemalistlerin iktidarı Osmanlılardan devralmasından ve Lozan Antlaşması’nın yapılmasından sonra, Kürtlerin varlığı inkar edilmeye başlandı. Oysa Lozan Antlaşmasında Kürtler doğrudan olmazsa da dolaylı ve hayali de olsa Lozan Antlaşması’nın taraflarından biriydi. Çünkü Lozan Antlaşması üzerinde taraflar oturup tartışmaya başladıkları zaman, Kürtlerin de antlaşmada taraf olması yabancı heyetlerin ısrar ettikleri bir konuydu. Türk tarafı adına Lozan’da antlaşma için heyet başkanlığı yapan İsmet İnönü, bazı sahte imzalara da başvurarak Kürtlerin adına tartışmaya ve konuşmaya yetkili olduğunu açıklamıştı. Yazının devamını oku »





İnsanlık Kültürüne Sahip Çık

24 02 2011

 


Vejin Yorum/ Kuzey Afrika’dan Orta-doğuya kitlesel başkaldırı frekansından yayılan ‘’devrimsel ‘’ titreşim, bir bir diktatör hanedanların, hegomanyalarını sarsıtıyor. Diktatörler, insanımsı yaratılışın verdiği şekillenişle, tabandan gelen ‘’insanca olmayan yaşantıyı kabullenmeme’’ feryadını, görmezlikten gelerek, halkın insanca yaşamak için tırmandığı basamakları şimdiden kanla, katliamlarla bariyerler çekip; bir zamanlar, çok sahtekar ve iki yüzlüce ‘’halkları’’ tarafından nasıl sevildiklerini kendi kendilerine kuruntularla kutsayanlar, bugün o yığınlara nefretlerini bileyerek kan kusturtmaktan çekinmemektedirler. Yazının devamını oku »





Şiddet Ve Göç Mağdurları Rehabilitasyon Ve Adaptasyon Merkezi

14 02 2011

Sevgili SOHRAM Dostları;

www.sohram.com sitemizi ziyaret ediniz. SOHRAM ile ilgili gelişmeleri izleyin; çalışmalarımızın güçlenmesi için öneri ve katkılarda bulunun.

Yazının devamını oku »





Kürdistan’da Örgütlenmenin Yakın Siyasi Tarihine Bakma…

7 02 2011

İbrahim GÜÇLÜ/Kürdistan’ın Kuzeyinde yeni bir hareket ve örgütlenme sorunu, son 25 yılın yakıcı sorunlarından biridir. Bu konuya ilişkin olarak, 1990’lardan sonra, Kürdistan’da ve Kürdistan dışında yoğum bir çalışma ve birkaç örgütlenme deneyi yapılmış olmasına rağmen, bu sorun aşılamamıştır.  Günümüzde de bu sorun, yakıcılığını her zamandan daha ziyade his ettirmektedir. Kürdistan’da, jakoben ve otoriter hareketin geniş ve yaygın hareket yelpazesi, derin bir sıkıntıya yol açmakla kalmamakta, devlet referanslı karakterinden dolayı, Kürt milletinin haklarının kazanılmasında büyük bir barikat ve çözümsüzlük oluşturmaktadır. Yazının devamını oku »





… Goran Hareketi Çağrısı, Birde; Kemalist Kalemşörlere İlham Kaynağı Oldu!

6 02 2011

Vejin Haber Yorum/ Son günlerde sanal basına da yoğun olarak yansıyan Federe Kürdistan’da ki; Goran Hareketinin yapmış olduğu ”isyankar” çağrısı, Federe Kürdistan’da son yapılan  seçimlerle, halkın çoğunluğunun  iradesi olarak seçilen Federe Kürdistan hükümetine karşı, siyasal bir çizgide toleranslı, doğru, muhalif bir irade göstermemenin ve de  demokratik muhalif tutumdan uzak  bir tavır olarak  yansımıştır.

Yazının devamını oku »





Kürt Yahudi İlişkileri

6 02 2011

Remezan Kerim/ Siyasetçi ve gazeteci: Kürt-İsrail ilişkilerinin temeli, Kürt-Yahudi ilişkilerine dayanıyor. Bu ilişki,yaklaşık kırk asır öncesine dayanıyor. Kassit Kürtlerinin hakim olduğu Harran‌da yaşayan Hz. İbrahim, belki de bu ilişkinin ilk basamağını oluşturdu. Hz. İbrahim, M.Ö 1800 yıllarında Tanrının isteği üzerine baba ocağı Harran‌ı terk ederek,vaadedilmiş topraklara göç eder. Hz. İbrahim, Harran‌ı terk etmesine ragmen Kürdistan ile ilişkileri kopmaz. Bunun en iyi örneği, kendisinden sonra neslini Tevrat, Tekvin, 12: 2.devam ettirecek olan oğlu ve torunlarını baba ocağı Kürdistan‌da yaşayan akrabalarının kızlarıyla evlendirmesidir.

Yazının devamını oku »





5 No.lu Cezaevi Yada ”Tu We Strane Beje”!

6 02 2011

Vejin Tanıtım Yorumu/ Kemalist  ‘’devlet’’ sisteminin uzun vadeli savaş stratejileriyle uygulaya geldiği, 12 Eylül Askeri darbeler seansında, Kürt evlatlarına karşı uyguladığı sistematik işkencelerin tarihini, canlı tanıklarla belgeleyen 5. No.lu cezaevi filmini  izlediğinizde, insani duyguyu şahsında hisseden her bireyi derinden etkileyeceği aşikardır. Yazının devamını oku »





Dağ Fare Doğurdu!

6 02 2011

BDP Kurmayları Kış Uykusundan “Uyandı.”


 

 

Vejin Haber Yorum/// Yıllardır  faili ‘’meçhul’’ cinayetlerin aktüel olan sorunlarına ve araştırmalarına bir nebzede olsa ciddi bir girişimde bulunmayıp, ‘’siyaset’’ objelerine Öcalan’ın sorunlarını ve direktiflerini yerleştiren BDP Kurmayları; Kemalist Kurmaylar tarafından ‘’Yeni Kemalizasyonu Kürdün eliyle diriltme’’ stratejisinin ihtiyacı gereği, toplumu sokaklara dökmenin bütün yolu mubahtır taktiğiyle,  Öcalan’a dikte ettirilen siyasal mecrada, faili ‘’meçhul’’ cinayetlerin adresini tespit ettiler! Yazının devamını oku »





Katledilişlerinin 19. Yıllında Onları Saygıyla, Sevgiyle Anıyoruz.

1 11 2010

 


Katledilişlerinin 19. Yıllında Mustafa PUSA, Fatma TEMEL, Mustafa ARSLAN, Suat ve  Mehmet Cahit ŞENER Yoldaşı saygıyla anıyor, ‘’hakikatleri  Araştırma Komisyonu Kurulsun’’ yalanlarıyla kamuoyunu aldatmaya ve oyalamaya çalışan Abdulcanbaz Öcalan’ın gerçeğini bizzat o dönemde Mehmet Cahit ŞENER’in kaleminden, Mustafa Karasu’nun şahsında Cezaevi kadrolarına ve kamuoyuna Öcalan hakkında halen bile aktüel olan gerçekleri aktarmayı bir görev görüyoruz.
Kürt Ulusal Kurtuluş Mücadelesine inanıp Mehmet KARASUNGUR ve Mahsum KORKMAZ Öncülüğünde geliştirilen 15 Ağustos silahlı başkaldırı mücadelesine yurtsever inançlarından dolayı  katılan binlerce halkımızın genç  evlatlarını tezgahlara getirerek Bekaa Vadisinde Botan’da,  Kandil’de, Dersim’de ve benzeri alanlarda katleden Öcalan ve onun halen hayatta olan katiller güruhunu en iyi anlatan bugün hayatta olmayıp, o gerçeği bizzat yaşayanların  kaleminden aktarılması hakikatleri açıklamanın en açık kanıtlarıdır.
17 Bini aşkın ‘’faili meçhul’’ cinayetlerin sorumlusu nasıl derin devlet yönetimindeki genel komutanların icraatlarından başka bir şey değilse, PKK bünyesindeki; binlerce genç ve halkın direniş dinamizmini temsil eden

Yazının devamını oku »





ŞENER AİLESİ, KÜRDLER VE PKK GELİŞİMİNE İLİŞKİN (Genişletilmiş 1. ve 2. Bölüm)

25 04 2010

Newroz Com Çalışanları Sayın  M.  Şerif  Şener  ile  Şener  Ailesi,  Kürdler ve  PKK  sürecine  ilişkin Uzun  bir  söyleşi yaptık.  Kendilerine  teşekkür  ediyoruz.

Newroz Com Çalışanları Zorunlu Bir Açıklama : ”…Newroz com çalışanların bana ulaştırıp sordukları sorulara, benim gecikmeli olarak cevap vermem, tamamen benden kaynaklanan aksaklıklardandır.  Bu vesileyle tüm Newroz Com okurlarından özür diliyorum. Bu konuda yeterli özveriyi göstermemem, belki de uzun süre yaşadığımız Kuzey Avrupa kutbuna bir anlamda entegre olmamın sonucudur. Bu alanın ikliminden dolayi, yılın sekiz ayında, güneşin geç doğup, erken battığından kaynaklanan karanlıklarda, günlerini geçiren bir insanın, elde kalan az buçuk dört aydınlık ve güneşli aylarında, günlerinin tümünü veya bir kısmını, internet ekranları karşısında geçirmemeyi düşünmek, yaşamda tutunmak isteyen her insanın en doğal hakkıdır. Bu hakkımıza eleştiri yöneltenlerin eleştirilerini de saygıyla karşılayarak, bize yöneltilen sorulara yeterli ölçüde cevap verememişsem, her okurdan özür dilerim. Bu güzel güneşli ve aydınlık zaman içinde, insan olan her kese, insani selam ve saygılarımı arz ederim. Mehmet Şerif Şener”


 

Newroz Com Çalışanları : Merhaba Şerif!

M. Şerif ŞENER : Merhabalar

Newroz Com Çalışanları : Biz sizi tanıyoruz. Okuyuculara kendinizi tanıtır mısınız? Kimdir Mehmet Şerif Şener? Yaşamını başlıklar biçiminde kısaca anlatsan diyoruz. Ne dersin?

  M. Şerif ŞENER : Ben, Batman Gresiran köyünün varlıklı bir ailesinden gelen, ev kadını bir annenin ve Devlet Demir Yollarında hem çalışan, hem de Devlet Demir Yollarında işçi temsilciliği yapmış, Diyarbakır yöresinden gelen yoksul bir babanın çocuğu olarak,  1964 Şubat  10  Tarihinde Batman`ın Grêsiran Köyünde doğdum. Yazının devamını oku »





Mustafa PUSA, Fatma TEMEL, Çetin GÜNGÖR ve Mehmet ŞENER YOLDAŞLARIMIZI SAYGIYLA ANIYORUZ.

6 11 2008

SELAM DURURUM SANA ŞENER


 

mehmet_sener_arsiv_00041mehmet_sener_arsiv_00021mehmet_sener_arsiv_00741

Sidar/// Kirpiğınde bir çığ tanesiydi

güneş,

Mercandandı rüzgar ilim-ilim koynunda

Kasketli bakışından yağmurlar küstü Savura-savura yüreği kavrulan külden

Yaralı veda günü söndu can ümitler

Gün ağırınca.

Arkadaş ıslıklarında sesin aydınlıkta

Nöbet tutmuş sokaklar

Alacakaranlıkta kör dünya

Kan kayıp, Can kayıp

Susmuş yarab bülbüller

Küserek sümbüller

Bir o kadar perişan bugün güller

Artık rastgele ebruli hatıralara

Suluboyadan dilendi hayat bir tafra

Füsnükarlaşmış zaman

Günahlarımız çırıl-çıplak,

Kaos oldu senden sonra geçen yıllar

Tenhalarda demleniyor bendeki sızı

Vaktin çok ama çok tezdi

Demir aldığın bu güvertedeki seferdeDenizdir içimde iki gözüm iki karabulut

Fırtınamın adı yok. Yazının devamını oku »





Onurlu Devrimci Mehmet Şener     

6 11 2008

img292 Hasan Atmaca/// Apo „Önderlik Sistemi” dediği kendi monarşisini 1980’den sonra Lübnan ve Suriye zemininde kurmuştu. Despotizmine karşı çıkan, örgüt içinde demokrasi isteyen insanları Semir olayından başlayarak „Ajanlık” ve „Tasfiyecilik” le suçlamış ve katlettirmişti.

Gerilla zemininde başlayan ve „Savaş Şam’da oturarak 6 ayda bir gönderilen talimatlarla yönetilemez” tespitinde somut ifadesini bulan muhalefet ise Agit’in şehadeti, gerilla sahasının görüşlerini 3. kongre zemininde dile getirmesi beklenen Duran Kalkan’ın da kof çıkması, Apo tarafından Kongrede şamar oğlanına dönüştürülerek rezil-kepaze edilmesi, ardından da tüm PKK kamuoyuna Kemalist olarak teşhir edilmesiyle daha sesini bile çıkaramadan boğulmuştu. İlgiçtir! Duran Kalkan o zamanlar Kemalist olduğuna dair 100’lerce sayfa yazı kaleme almış, öz eleştiri vermiş ve ardından da itibarı sıfırlanmıştır. Yazının devamını oku »





MEHMET ŞENER’İN MEKTUBU

6 11 2008

imagesCAFW5ST0Murat Dagdelen/// Sanırım 91 yılıydı. HEP Bursa il binasına geldim.Kendi odama geçtim.Sekreter bayan çayımı ve gelen mektuplar getirdi.Çayımı yudumlarken, mektuplara bakıyordum.Mektuplardan birisinde ismim yazılıydı ama,  gönderenin ismi yazılmamıştı.İlk önce bu zarfı açtım.

İçinde Mustafa Karasu’ya hitaben yazılmış, dört beş sayfalık bir mektup vardı.

Okumaya başladım. Mektubu yazan Mehmet Şener’di. Karasu’ya neden ayrıldıklarını izah ediyor, Öcalan’ı anlatmaya çalışıyordu.

Bu uzun mektubu okuduktan sonra düşünmeye başladım.

Neydi bu anlatılanlar, gerçek olabilir mi? Yazının devamını oku »





*Arkadaşlar, Dostlar, Yoldaşlar!

21 08 2008

Hayri, Mazlum, Kemal, Ferhat, Hüsnü, M. Emin Yavuz ve daha nice yoldaşımız, ne bir parça ekmek dilenirken, ne de sırça köşklerde lüks yaşamak uğruna yaşamlarını feda ettiler. Onları en iyi siz bilirsiniz; onların kavgalarının tanığı ve ortağısınız. Tarih konuşmayan tanıklardan hoşlanmaz! Konuşturun tarihsel tanıklığınızı ve ortaklığınızı! Ve unutmayalım ki, tarih affeden değildir.  


Mehmed Cahit SENER/// Hepinizin bildiği gibi, Partimizin 4. Ulusal Kongresi’nin hemen ertesinde Apo’nun eğemen olduğu bünyeden koptuk; kopmak zorunda bırakıldık.Gelişme­leri belki kaba hatlarıyla biliyorsunuz, ama hem Apo zihniyetinin Ortaçağ sansürü, hem de sol basının iki yüzlülüğünden dolayı, detaylı bilgilenme olanağından yoksun bırakıldığınıza inanıyoruz.

  mazlum dogan         
 Daha önceki yazılarımızda ayrılığa neden olan gelişmelere genişçe değinmiştik. Bu kısa yazımızda ise, son günlerde Apo tarafından oynanmaya çalışılan ve geçmiş direnişlerle, günümüzdeki direnişçi-militan ruhu tasfiyeye yönelik oyunları deşifre edeceğiz.  Yazının devamını oku »




*TEMMUZ DiRENiSiNi ANLAMAK…..

21 08 2008

DİYARBAKIR ZİNDAN DİRENİŞİNİN BÜYÜK ANLAMINI İYİ KAVRAYALIM 

 Mehmet Sener’in bu yazisi “Diyarbakir zindan direnisçilerinden halen cezaevinde bulunan bir yoldasin, Diyarbakir Zindan Direnisine iliskin olarak büyük zorluklar altinda yazip kamuoyuna iletilmek üzere disariya ulastirdigi yaziyi yayinliyoruz” giris sözcükleriyle, SERXWEBUN’un Eylül 1986 sayisinda yayinlandı.


 

img029Mehmed Cahit ŞENER/// Örgütlenme, en basit tanimiyla, beraber yasama  anlayisinin uygulanisidir. Insanlar yasamlarini sürdürebilmek için, bireysel özgürlüklerinden fedakarlikta bulunarak, toplumsal yasanti içinde kendilerini sinirlamayi daha basta tercih etmislerdir. Insanoglu kendi yasamiyla, örgütsüz yasamda geçerli olan ilkenin kurt kanunu ve anarsi oldugunu görmüstür. Bireysel fedakarligin nedeni de budur.Insanlar, yasamak ve varligini devam ettirmek için, her seyden önce örgütlenme ihtiyacini duymuslardir. Hayvansal yasantidan kurtulus süreciyle ortaya çikan dogal örgütlenme anlayisi ve yasam tarzi, toplumsal gelismeyle beraber gelismis ve yetkinlesmistir.

Ilk insan topluluklarinin örgütlenmeleri dogal ve kendiliginden örgütlenmelerdi; bu kurumlasma içinde sivrilen önderler de dogal önderlerdi. Önderlik, süreç içinde, örgütlenmede etkin bir kurum olmaya dogru giderken, örgütlü olmanin da zorunlu kosulu haline geldi. Yazının devamını oku »





*Güncel Bir Yazı: Kürdistan`da ki Son Gelişmeler Ve Ulusal Birlik İhtiyacı…M.Cahit ŞENER

7 08 2008

Mehmed Cahit Şener Arkadaşın 1991 Yaz aylarında kaleme aldığı bu yazıyı, kendisine ve kendisiyle birlikte kader birliği yapmış ve şehit düşmüş bu arkadaşların anılarına bağlılığın bir gereği olarak tekrardan yayınlıyoruz.


Cahit Abim Peşmerge çocuklaMehmed Cahit ŞENER/// Son dönemlerde, özellikle de 91 yılı içinde, ülkemizde meydana gelen gelişmeler halkımızı derinden yaralarken, geleceğimizi de önemli oranda bilinmezliklere mahkum etmektedir. Belirtmemiz gerekiyor ki, söz konusu gelişmelerin bu denli olumsuz bir durum arzetmesinin en önemli nedeni, ulusal kurtuluş savaşımıza öncülük eden güçlerin, görevlerini yürütecek politikaları üretememeleridir.

Kürdistan’ın çeşitli sömürgeci güçler tarafından parçalanmışlığı, halkımızın değişik parçalarda farklı güçlere muhatap olması objektif bir gerçektir. Bununla birlikte, ülke ve halk birliğimizin en temel sorunumuz olduğu da tartışma götürmez bir başka gerçektir. Özellikle 91 yılı içindeki gelişmeler, bu gerçeği çok daha çarpıcı bir şekilde önümüze koydu. Ve gördük ki, farklı parçalarda yaşamak, farklı güçlere muhatap olmak, birlikte mücadele etmenin önünde bir engel değildir; aksine farklı güçlere karşı mücadelenin en sağlıklı yolunun ulusal birlikten geçtiği daha iyi anlaşılıyor.

Ancak hali-hazırda, ulusal kurtuluşa öncülük eden güçlerimiz, birlikte hareket etmenin lafını çok yapmalarına rağmen, pratikte böyle bir sorunları olmadığını ortaya koymaktadırlar. Herkes adeta şunu söylüyor: ”benim görevim benim kendi parçamda kurtuluşa ulaşmak, senin görevin de senin kendi parçanda kurtuluşa ulaşmaktır.” Öncü güçlerin pratikteki uygulamaları bu doğrultuda olmaktadır. Durum böyle olunca da yanlışlıklar zincirine yeni yeni halkalar eklenmekte ve ulusal kavgamız bu yanlışlıklar zincirinin esiri olmaktadır. Yazının devamını oku »





KiRLi DEVLET`iN, KiRLi İLİŞKİLERİ

16 07 2008

İHSAN SENER/// Kürd ve Türk toplumunun tek tek bireyleri olarak egri oturup dogru konusmayi birakalim, dogru düsünmeyi ögrenecekmiyiz? Kalkip dogruyu konusmak namuslu olmayi gerektiriyor. Dogru konusmaya calisan insanlarin birer birer öldürüldügü Türkiye´yi yaziyoruz. Kolay degil dogruyu konusmak ama, hic olmazsa düsüncelerimizde dogrulari ayirt edemezmiyiz. Bu, o kadar zor olmamazi gerek.

Rahmetli Hrant Dink Cinayeti öncesi APO-MiT iliskilerine gelmeye calisiyorum.Mumcu

Devlet, Sag-sol örgütlerin icine ajanini sizdirdigiyla övünerek Türk toplumuna ne kadar güclü devlet oldugunu göstermeye calisiyor. Apo ise, “Mit´in ajanini kullandigiyla…” övünerek ne kadar usta bir “lider” olduguyla Kürt toplumunu kandirmaya calisiyor. Olay ” ajan sizdirma ve ajan kullanma” gibi basit bir olay olarak yansitilmaya calisiliyor. Ama, gelin görün kü, isin özü böyle degil. Yani sorun Pilot Necati olayi degil bununla birlikte bizzat Apo´nun Mit ajani oldugu sorunudur. Yazının devamını oku »





BU HAMUR DAHA ÇOK SU GÖTÜRÜR…

16 07 2008

iHSAN SENER/ Hoyrat,serseri bir mayın tarlası gibidir Türkiye. Yönetenlerde, yönetilenlerde bu cehennem azabi icinde bunaklasmislardir. Birileri ipin ucunu eline almis, “vatan menfaati icin” toplumu biryerlere sürüklemektedir. Hep alisik, defalarca görülen bir filmin icindeyiz, sanki. Aktörler belli vurulanda, vuranda besbelli ki, KURBAN. Ama senaryoyu düzenleyenler mechul.
Yine bir cinayet HRANT DINK olayi.Herkes diyebilir ki; zamansiz bir cinayet. öcalan M;iTOysa öyle olmadigini sonra görecegiz. Bu olay Türkiye’nin gündemine bir top gibi düstü. Bu cinayet öncesi Türkiye’nin gündemini meskul edecek olay neydi? Türkiye’nin encok merkezine koydugu olay “Kuzey Irak” yani Güney Kürdistan sorunuydu. Türkiye’nin gündemi sirf bu konuylami meskuldü? Elbetteki hayir.Bu sorunla baglantili önemli bir diger sorun vardi: Abdullah Öcalan ve Mit iliskisi.

Yazının devamını oku »








%d blogcu bunu beğendi: