SELİM ÇÜRÜKKAYA İLE TARTIŞMA DEVAM EDİYOR…

21 04 2020

BAZI DOSTLAR, “SELİM ÇÜRÜKKAYA İLE TARTIŞMALAR NEDEN DEVAM EDİYOR?” DİYORLAR. BEN SELİM ÇÜRÜKKAYA’NIN ZİHNİYET DÜNYASI VE ZİHNİYET KOTLARIYLA İLGİLENİYORUM VE KRİTİĞE TABİ TUTUYORUM.

NE YAZIK Kİ KÜRT OKUMUŞLARININ ÇOĞUNDA VE SİYASİ SINIFIN BÜYÜK KESİMİNDE EGEMEN OLAN BU ZİHNİYET ÜZERİNDE DURMAMIZ VE SORGULAMAMIZ GEREKEN BİR ZİHNİYETTİR.

SELİM ÇÜRÜKKAYA İLE TANIŞMA VE İLİŞKİLERİMİZİN SERÜVENİ OKUNDUĞU ZAMAN TARTIŞMAMIZIN KİŞİSEL OLMADIĞI VE GİZLİ BİR NİYET TAŞINMADIĞI ANLAŞILACAKTIR.

(VII) ‘

Ben,

Onun ismini duyduktan sonra, Selim Çürükkaya’nın tabi olduğu “Apocu”, “Kürdistan devrimcileri”, “UKO’cular (Ulusal Kurtuluş ordusu)”. (Bu ismin Kürt ve Kürdistan kimliği yok. Bu isim THKO’dan esinlenerek kullanılan bir isim. Ayrıca daha paramileter çete konumundayken kendilerini ordu olarak tanımlamalarında haklıymışlar. Aslında kastettikleri arkalarındaki Türk Devleti ve ordusuymuş): Kürdistan Hareketinin lider kadrosuna, kadrolarına yönelik tehditlerine, zorbalıklarına ve cinayetlerine devam ettiler. Biz de hiçbir Kürd’ü, bu Paramiliter Grup içindeki Kürtleri bile öldürmeyi ve ortadan kaldırmayı düşünmeden yolumuza devam ettik.

Daha sonra Halep’ten Kürdistan’ın Batısındaki Kamışlıya Kürdistan Federe Devletine geçmek üzere birçok arkadaşımla yolculuk ederken, Kamışlı’lı olmayan bir hanım kızımızla yan yana oturduk. Sohbette Efrin’li olduğunu öğrendim. Konuşmamız biraz ilerleyince, Kürdistan Federe Devletine geçeceğini açıkladı. Konuşmalarımız ilerledikçe, ayrıca otobüste başka birkaç arkadaşının olduğunu da açıkladı. Ben o zaman onların o günlerde çok sözü edilen Apocu Meclis için gittiklerini anladım.

Otobüsler yemek ve ihtiyaç molası verdiler. Biz de iki otobüse dağılmıştık. Kalabalık sayılırdık. Baktım ki Apocular da kalabalık. O zaman Selim Çürükkaya’nın da Apocuların başında ve arasında olduğunu gördüm.

Bilindiği gibi o zaman Selim Çürükkaya, Apocuların Avrupa sorumlusuydu. Almanya’da kalıyordu. HEVGIRTIN-PDK’den Genel Başkan, bir kesim Meclis ve Yürütme kurulu üyelerimiz birbirlerini tanıyorlardı. Selim Çürükkaya ile o zaman şahsen karşılaşmış oldum. Ama ben yaman bir Apocu karşıtı olduğum ve onlar da beni düşman, ajan bildikleri için; Selim Çürükkaya bana selam bile vermedi. Genel Başkan Arkadaşımız Hemreş Reşo ve bir iki diğer Yürütme Kurulu üyemizle volta attılar ve sohbet ettiler.

Kamışlı’ya ulaştığımızda yine bana selam vermedi, hatır istemedi; diğer arkadaşlarımızdan hatır isteyip arkadaşlarıyla ayrılıp gittiler.

En son Selim Çürükkakya ile karşılaşmamız, Apoculardan (PKK)’dan ayrılmasından ve kaçıp hayatını kurtarmasından sonra oldu. O ve eşi Aysel İsveç’e gelmişlerdi. Benimle de görüşmek istemişlerdi. Onların misafiri olduğu arkadaşlar, aile olarak bizimle yakın ilişki içindeydiler. Şener’in erkek ve kız kardeşleriydi. Şener’in Küçük Kardeşi Mehmet Şerif Şener zeki ve 17-18 yaşlarından bir gençti. Cesur ve yetenekli bir gençti. Öcalan’ın muhafızıydı. Onun için Apoyu yakından tanıma fırsatını bulan, onunla ve hareketiyle ilgili hemen sonuca varan bir genç oldu. Ama ağabeyleri, özellikle de Mehmet Şener ve annesi tarafından telin edilen ve ihanetle suçlanan genç oldu. Daha sonra da PKK hakkında ciddi bir kitap yazdı.

Bence o kitap şimdiye kadar ayrılanlardan, Apocular ve PKK hakkında yazılan en ciddi kitaptır. İyi bir edebi ve felsefeye değere sahiptir. Apocu zihniyet dünyasını çözen, haritasını keşfeden, kotlarını açığa çıkaran bir kitaptır. Selim Çürükkaya’nın “Aponun Ayetleri” kitabından önce yazılmıştır. Bunu da kamuoyuna duyurmuş olayım. O kitap da, bulunsun ve okunsun..

M. Şerif Şener Şam’da Ala Rizgarî Hareketine sığındı. Bu bizim için, Apocular ve Suriye İstihbaratı açısından bir riskti. Buna rağmen evimize aldık. Bizim evde birlikte kaldık. Biz de ve O da o zaman Apocuların tehditlerini önemsemedik, göğüsledik. O Avrupa’ya çıktı. Dostluğumuz devam etti. Gazete ve dergilerimiz periyodik bir tarzda gönderen genç oldu. Daha sonra İhsan Ağabeysinin eşini ve çocuklarını Suriye’ye çıkardı. Onlar da bizde kaldılar. Avrupa’ya çıktılar. Onların oğullarından birinin ismi de Mazlum’du. Oldukça şirin bir çocuktu. İlk günlerde sofrada ekmeklerin eksildiğini gördük. Sonra tespit ettik ki, Mazlum ekmeği gizliyor. Çünkü Kürdistan’da çok kötü koşullarda yaşamışlardı. Öyle anlaşılıyor ki ekmek bile onlar için sorunmuş. Babasının ölümünden sonra benimle yazarak ilişki kurdu. Bizim aile yakınlığımız buradan gelmekteydi.

Şener Ailesinin vasıtasıyla Selim Çürükkaya ve eşi Aysel bizim eve geldiler. Hatırladığım kadarınca bir gece bizim evde kaldılar.

Kürdistan örgütlerinin çoğunluğu, Selim Çürükkaya’yı da Apocuların yaptıklarından dolayı suçlu, günahkâr, katil görüyorlardı. Bundan dolayı ilişki kurmayı ve ilişki kurulmasını doğru bulmuyorlardı.

Ben bu görüşe katılmıyordum. Diyordum ki: “Selim Çürükkaya da elbette ki Apocuların yaptıklarından sorumludur. Ama Onun ve diğer Apoculardan/PKK’dan ayrılanların yalnız kalması Kürtlerin çıkarlarına ve lehine olmaz. Onlara sahip çıkmak ve Apocular tarafından öldürülmesini ve ortadan kaldırılmasını engellemek gerekir. Üstelik şu anda Çürükkaya’nın öldürülme ve yok edilme riski var. Onu sahip çıkmalıyız.”

Ben o zamanlar da Apocuların ve PKK mekanizmasının devletin paramiliter gücü olarak çok yönlü Kürtleri yok etme ve Kürt yurtseverlerini tasfiye etmek için kurulduğunu biliyordum.

Apocuların ve PKK mekanizmasının amaçlarından birinin de; Apocu ve PKK paramiliter örgütünün plan ve bilinçle; ama bunun yanında iyi niyetle, bilinçsiz, arkadaş ve dost teşvikiyle, tepkiyle, bir yığın başka insani duyguyla havuzunda topladığı Kürt damarı ve Kürt yurtseverliği duygularını taşıyan üye, kadro, taraftarlarını öldürmek olduğu düşüncesindeydim. Selim Çürükaya’nın da bunlardan biri olduğunu düşüncesindeydim. Bunun için de Selim Çürükkaya’ya sahip çıktım.

Bu gün de hem Apocular/PKK mekanizması ve hem de Selim Çürükkaya hakkındaki bu görüşlerim devam ediyor.

Selim Çürükkaya ve eşi, bizim evimize geldikleri perişan ve yorgun haldeydiler. Bu çok doğal bir durumdu. Çünkü büyük bir badire atlatmışlardı, ölümden kurtulmuşlardı.

O benim Apocular/PKK hakkındaki görüşlerimi biliyordu. Apocuların/PKK’nın bana nasıl baktıklarını, benimle ilgili ne düşündüklerini aktardı. Hatta Ala Rizgarî, KYB, PKK arasından PKK’yı bazı temel düşünce ve davranışlarından uzaklaştırma yönündeki anlaşmaya kendinin nasıl karşı çıktığını anlattı. Benim muhalefet gücüme de şaşıurdıklarını da dile getirdi.

O uzunca konuştu. Ben dinledim. Sorular sordum. O cevaplar verdi. Ona karşı fırsatçı davranmayı, üstüne gitmeyi, aile değerlerime, milli, demokratik insani değerlerime uygun görmedim. Herhangi incitici bir değerlendirmede de bulunmadım.

Kendilerine, “biraz dinlenin. Yeniden düşünün. Ondan sonra neler yapacağınıza karar verin. Sükûnet döneminde konuşma fırsatımız olur. Anlaşılan daha çok zamanımız var. Bizim hamur çok su alacak.”

O görüşmemizden sonra hatırladığım kadarınca yüz yüze görüşmedik. Onun yazdığı kitabı okudum. Uzaktan takip ettim.

1998 yılının Nisan Ayında Türkiye ve Kürdistan’a döndüğüm zaman da, uzun bir aradan telefon konuşmalarımız oldu.

Selim Çürükkaya ile paylaşmayacağım bir şeyim yok. Bu nedenle benim eleştirilerim kişisel ve kasıtlı olmaz.

O, benim PKK’yi en iyi tanıyanlardan biri olduğumu açıkça söylemesine rağmen, benim konuda yığınla yazım ve analizim de olmasına rağmen (o yazılarımı önümüzdeki günlerde kitap yapacağım), bana karşı yazdığı eleştiri yazısında PKK’yi tanımadığımı ileri sürmesini anlamak oldukça zor.

Doğru ya, Demirel siyasetçiler için “dün dündü, bugün bugündür” demişti.

Selim Çürükaya ile siyasi rakipler de değiliz. Onun dediği gibi, ben ve diğer bazı Kürtler PKK’dan ayrılan, Selim Çürükkaya’nın kuracağı partiyi engelleme derdimiz olamaz. Çünkü mutlak anlamda diyorum ki, PKK’dan ayrılanlar ve Selim Çürükkaya ortak parti kuramazlar.

Böyle bir sorunun gündemde olduğunu hiç de duymadım. Duyan varsa açıklasın.

Ayrıca onların kuracağı partinin başarılı olmayacağını da şimdiden dikte ediyorum.

İnşallah iki konu da ben yanılmış olurum.

Daha önemlisi: Ben onlarla parti kurmam. Kurarsam, onlara başkan olmam. Bu konuda korku taşımasınlar. Çünkü bu yaştan sonra böyle bir maceraya girmeyeceğimi çoktan yazdım. Şimdi de dikte ediyorum.

Ben Kürt millet davasının savunucu, emekçisi, aktifisti, hamalı olmaya devam edeceğim. Bu da ölüme kadar devam edecek. Kutsal Bağımsızlık Davası benim en büyük hedefim ve hayalimdir.

Ayrıca Selim Çürükkaya ile tartışmamızın devam etmesi, onun ve bazı aklı evlerin zan ettiği gibi değildir. Hakaret hiç değildir.

PEKİ SORUN NE?

Bilindiği gibi Kuzey Kürdistanlı okumuşlar (son on yıllarda bir ölçüde kırılsa bile), özellikle de soldan gelen ve üretim dışı okumuşlar, Kürt nasyonalizmiyle de ilişkisi az olanlar; önceleri Kürdistan’daki sömürgecilerin koruduğu gerici unsurların değer yargılarıyla, daha sonra Kemalizm, Baasizm, Jakobenizm, Stalinizm’le zehirlenmekle kalmadılar, bu insanlık dışı akımlar ve düşüncelerle kotlandılar.

Bu zehirden kurtulma çabalarını devam ettiği bir süreçte, devletin Kürdistan hareketine yönelik yeni ve hayati stratejik yönelimi ve uygulamasıyla yaratılan ve projelendiren Apocu/PKK paramiliter yapının üst aklının planlı çabalarıyla yeni tehlikeli bir zihniyet yarattı ve var olan olumsuz zihniyete yeni kotlamalar ekledi. Tam bir facia zihniyet ortaya çıktı.

Yeni projede Kürt milletini, Kürdistan Mili toplumsal ve siyasal güçlerini, Kürdistan milli Hareketini bir bütün olarak, Kürdistan milli hareketinin önemli aktörleri olan Kürdistanlı parti ve örgütleri fiilen tasfiye etmek, işin teknik yönüydü.

Projenin asıl hayati yönü, zihinlerin teslim alınmasıydı. Yeni bir zihin haritasının yaratılması ve zihniyet kotlanmasının gerçekleşmesiydi. Bunun yaratılmasında başarılı olundu.

Şimdiler bu sorunsal, kişisel bir sorun olarak değil, şu veya bu bireye dair, sadece Apoculara/PKK’ya da ait bir sorunsal değil, genel bir sorunsal olarak önümüzde durmaktadır.

Bu zihniyet haritası ve kotlanması, demokrasiye karşıdır. İnsan onun için bir değer taşımaz. İnsan bir vasıtalaştırılmış bir varlıktır. Bireysel ve toplumsal/grupsal/kolektif haklara duyarsızlığın ötesinde, karşıdır. Terör ve şiddet yaratıcısıdır.. İnsanları kriminalleştiren bir zihniyettir. Hak ve hukuk tanımaz. Hukuk dışı davranışı kendisine hak görür. Fikirleri suç sayar. Fikir sahiplerini ortadan kaldırmayı planlar ya da kaldırır.

Jindar’ın programında Selim Çürükkaya’nın o rezalet, tehlikeli, baş belası, Paramilet Apoculuğun El Kitabı, “Kürdistan Devrimi’nin Yolu” safsatası ve zehrine sahip çıkması; ondan yola çıkarak Kürdistan Mlli Hareketlerini analiz etmesi; Kürdistan örgüt ve partilerini küçümsemesi ve gerçekçi değerlendirmemesi; Kürdistan örgüt ve partiler bağlamında aydınları küçümsemesi; gizliden Kürt yurseverlerinin Apocu paramiliter örgütü tarafından meşru ve haklı görmesi, beni dehşete düşürdü. Apocu/PKK zihniyet kotlarına sahip olduğunu sergilemiş oldu.

Kamuoyunda APOCU ve Öcalan’ın yaman muhalifi olan kişinin zihniyet kotları ve zihniyet haritası buysa, tehlikenin büyük olduğunu tespit etim.

Selim Çürükkaya’nın geçmişle, Apocu tehlikeli, Kürt ve Kürdistan, Kürdistan örgütleri, Kürt milli güçleri düşmanı zihniyetle bağlarını devam ettirdiğini gördüm.

Onun için tartışmayı devam ettiriyorum.

Umut ederim ki önerimi kabul eder, Jindar Erdal Toprak’ın programına birlikte çıkar ve bu yazdıklarımı ona anlatma fırsatı bulurum. İlgi duyanlar da biziz izler.

 

(VI)

Bazı akıl okullarına rüyalar, düşünceler, bilgisiz yorumlar, haklar, özgürlükler, tartışmalar, gelişmeler ve Kürt kişiler

İbrahim Güçlü, 12 Mart darbesinden önce DDKO ve TIP’de DDKO’nun kuruluşunda; 12 Mart ve 12 Eylül sonrasında, daha önce DDKD’yi kurma çabaları , Rizgarî-Ala Rizgarî hareketini oluşturma konusundaki yoğun ve profesyonel çalışmalarında; Türk sömürge devletine Kemalizme karşı çıkan ve Kemalizmi tüzüklerine dahil etmeyen Sömürgecilik Kültür Derneği’nin proje tasarımında. 12 Eylül’den sonra güney, batı ve doğu Kürdistan ve Beyrut-Filistin’deki çalışmalarında;Ala Rigari birim platformunun oluşturulmasında ve desteklenmesinde, HEVGIRTIN-PDK’nın kurulmasında, demokratik kitle partisi ve haklar ve özgürlük partisinin kurulmasında, Kürt isminin kurulması ve ilişkilendirilmesinde ve TEVKURD’un oluşumunda. insanlar.

Birçok dergi ve dergide (Rizgarî, Ala Rizgarî, Berbang, Niştîman, Roj Baş, YEKATİYA SOSYALÎST A KUrDİSTANê, HEVDEM, Girişim, ROJEV, Peyama Kurd, Dema Nû ve hatırlamadığım başka bir dergi yazdı; çok sayıda kuzey ve güney ve doğu ve çevrimiçi gazete (Rizgarî, Gelawêj, Haber Diyarbakır, Nefel, Net kurd; şimdi Netewe, Bîr, Rojevakurd, Ria Taza, Bakura Kurdistanê, NAVKURD, Kürdistan24, Basnews, Diyarbakırhaber gazetelerinde yazıyor makaleleri yayınlanan.

Birçok Kürt ve Türk TV ve radyoları hakkında yorum yaptım. Yüzlerce Türk ve Kürt TV programlarına katıldım. Birçok gazete benimle röportaj yaptı. TRT KURD’da DAİMA ROJEVA programını diğer iki gazeteci arkadaşla yaptım. Bu programlarda, kaç Kürtün hayallerinde söylemeye bile cesaret edeceğini düşündüm. Bu programlar araştırılabilir ve incelenebilir.

Birçok Kürt ve Türk basın toplantısı düzenledim.

Sayısız kongreye, konferansa, seminere katıldım

Yüzlerce siyasi toplantıya katıldım. Hepsinde konuştum. Bazılarında sunucuydum.

Orada ifade ettiğim düşünceler insanları sarstı. Çoğu girecek delikler arıyorlardı.

Bu konferanslarda PKK’nın saldırılarıyla tek başıma karşılaştım.

PKK’nın ölümüyle tehdit edildim, dedim Diyarbakır meydanında, “Ben PKK’ya geliyorum hodri meydanı”.

Kürt ulusal direniş hareketlerini ve liderlerini örgütleyen ilk konferanslardan, seminerlerden, basın toplantılarından ve başsağlığı dilerim.

Birçok ulusal proje geliştirdim.

Basın toplantıları, TV şovları, röportajlar, yazdığım makaleler ve ulusal projeler nedeniyle onlarca yıl para cezasına ve para cezalarına çarptırıldım.

Türk devletinin mahkemelerinde, Kürtlerin ve liderlerin Kürt ulusal ayaklanması gibi birçok Kürt’ün hayallerinde ifade edemedikleri temel meseleler için Kürtçe ve Türkçeyi savundum.

Türk devletinin ve mahkemelerinin Kürtler için meşru olmadıklarını ve Kürtleri yargılayamayacaklarını söyledim.

Deneylerim Diyarbakır, Urfa, Mardin, Van, Ankara, İstanbul ve Adana’da yapıldı.

Ben ortada olan bir adamım. Ben inandıklarını söyleyen bir adamım. Açık fikirli ve şeffaf bir insanım. Kürt ulusal davası için neyin gerekli olduğunu ifade eden ve bunun için hiçbir şey söylemeden sonuçlara katlanan, yorulmak bilmeyen bir Kürt ulusal duruşma çalışanıyım.

Kürdistan’da yeni reformist fikirler yaratma konusunda öncülerden biriyim. Bence ben egzersiz gösteren biriyim.

Sosyal medyadaki en yoğun yazarlardan biriyim.

Makalelerimi herkese açan biriyim. Makalelerimle ilgili herhangi bir yorum ve düşünceyi engellemeyen biri değilim.

Makalelerim ve görüşlerim hakkında yorum yapan ve görüş bildiren üç kişi kategorisi vardır.

Kategorik bir kişi gerçekten anlayan, fayda sağlayan, anlamaya çalışan ve aynı zamanda ciddi eleştiri yapan kişilerdir.

İçtenlikle hareket eden kategorik bir kişi; Ne yazdığımı anlamaya çalışmak için yeterli bilgiye sahip olmayan insanlar. Yorum yaparken, bazen sınırları içten duygularla zorlayan görüşler ve öneriler önerirler.

Bilgisiz, kültürlü, yaramaz, çok şey bildiğini düşünen, bilgisiz yorum yapan, karmaşık, şiddetli, psikopatik, bana düşmanlar ve tüm Kürt vatansever düşmanları, sallama, skandal, kovuşturma, BAŞLATMAK kategorik bir kişi var düşünceler ve diğer düşünceler. çalışanları ..

ŞİMDİ BU SON KATEGORİ:

ÖNCE İLK’YE OKUYORSANIZ OKUYUN.

YAZILIMIMI OKUYMAZSINIZ. BU SİZİN HAKKINIZ.

KESİNLİKLE YALITIM VE NULLITY’DAN KALDIRILDI.

ÖZELLİKLE DOSTLUK ALIN. Düşüncelerimde, düşüncelerimde, yasal ve özgürlüğün münhasır davranışlarında temsil ettiğim fikirler, suçlar var. Onlar şiddet. Bu fikri engellemek isteyenler.

Bu üçüncü kategoriyi, son SELİM ÇÜRÜKKAYA tartışmalarından gemiyi sevmeleri gerektiği için görüyorum.

Böyle bir aileye sahip olmak istemiyorum.

Herkes ve herkes biliyor, büyük bir enerjim var.

Eğer bu bilgiyi tek elle doldurursam, yapacakları şey AMAZE olacak. EZBER VE PSİKOLOJİ ARIZALI.

Bu hastalarla uğraşırsam, bu beni bazı temel çalışmalardan kaldırır.

BT amaçlamaktadır.

Ben STATER, PKK, STAKLESS Kürt ve Türk okuyucusu ile ilgilenen biriyim.

Beni engelleme.

Beni orijinal çalışmamdan döndürme.

Yolunuz size faydalı olsun ..

(V)

HERHANGİ BİR FİKİR PAYLAŞMAYI VE EKLEMEYİZ

AMA hepsini ifade etme hakkını savunmalıyız. ÖZGÜRLÜK ÖZGÜRLÜĞÜ, ADALET VE PROSEDÜR OLAMAZIZ.

DÜŞÜNÜN – İFADE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞERLİ KAVRAMLARDIR. Yasanın üstünlüğünü belirleyen temel taşlardır.

FİKİRLER YALITIM DEĞİLDİR.

İnsan düşünen bir varlık olarak tanımlanır. Fakat düşünen biri düşüncelerini ifade edemediğinde ve ifade edemediğinde mantıklı değildir.

Bu nedenle, benim tanımımla, insan: düşünen, ne düşündüğünü de ifade eden, çevresi ve halkla paylaşan bir kişi demektir.

Ancak her kelime bir fikir değildir. ABD Federal Mahkemesi ve AİHM, insan hakları ile ilgili Çevre Deklarasyonu ve diğer ilgili anlaşmalar çerçevesinde önemli ve kritik kriterler belirlemişlerdir.

Ancak iki mahkemenin kriterleri arasında ciddi bir nüans var. ABD Federal Mahkemesi’nin daha liberal bir görüş tanımı vardır.

Demokratik, özgürlükçü, bağımsız bir Kürt ve bir avukat olarak Anglo-Sakson Yasasına yakından bakıyorum.

Ben de şu düşünceleri ifade ettim: Düzinelerce gayri meşru ve meşru değil ilan ettiğim düzinelerce duruşmada Kürtçe ve Türkçe ifade ettim.

STATUCO’ya karşı, güce karşı ve güçlü otomatik güç odağının ötesinde münhasır, baskın olan düşünceler vardır; İNSANLAR, KURUMLAR, GÜÇ VE GÜÇLÜ OLMAYAN GÜÇ ODAKLI, TÜM KİŞİ OLARAK YENİ.

Suçlar, tehditler, nefret ve kişisel hakların ihlali uluslararası hukukta tanımlanmıştır. Ayrıca tüm yerel yasalarda tanımlanmıştır.

Aktarılan düşüncelerin tehdit, hakaret, nefret vb.

Aksi takdirde, aklı hakkında düşünen herkes hakaret olarak kabul edilemez, çünkü bir fikir onun için uygun değildir, hatta fikir ona karşıdır ve ona karşıdır ve yanlıştır.

Ben yazarken bunu fark eden bir insanım. Başka eylemlerin başkalarını rahatsız etmek için ne anlama geldiğini bilmek vb . Yazıyorum. Ama isyanla yazıyorum.

Selim Çbalıkkaya ile tartışmalarda öne sürdüğüm veya tartışmaya devam ettiğim düşünce ve fikirleri damgalamak ve tanımlamak, kelimenin tam anlamıyla cehalet veya yasalara, haklara ve özgürlüklere muhalefet anlamına gelir.

Fikirleri, hakaretleri, vb. Tanımlamak için Fikir Suçlarını Kimler Yarattığını BİLİYORUZ.

Kemalizm, Stalinizm, Polpotizm, Hitlerizm, Musolinizm, Faşizm, tüm diktatörlüklerin GELECEKTE ETKİLEDİĞİNİ BİLİYORUZ.

PKK, IŞİD, El-Kaide, Hizbullah ve diğer terörist ve insani yardım örgütlerinin fikirlere izin vermediği ve onları suç olarak kabul etmediği bilinmektedir.

Bu gücün ve güçsüz şiddetin ve terörist gücün odaklanma ve fikir yaratma maliyeti milyonlarca insanın katledilmesi olmuştur. Ülkemizde kayıplarımız on binlerce hayattır.

,

Özgür ve bağımsız bir dünya yaratmak isteyen insanlar; Bağımsız demokratik Kürdistan için mücadele edenler fikir ihlallerini kabul edemezler. Bu suçu yönetemezler.

Bu yüzden düşünce ve konuşma özgürlüğüne çok iyi değer veriyorlar. Çünkü özgürlüklerin ve bağımsız Kürtlerin en büyük cephaneliği bu özgürlüklerdir.

Bu özgürlüklere ek olarak basın özgürlüğü de çok önemlidir.

Basın tarafından ortaya atılan fikirleri suçlama ve medya organını suçlama özgürlüğü değildir.

Buna ek olarak, özgürlükçülerin liberal ve demokratik insanlar ve kurumlar için çalışma fikirlerini yaymasına ve geliştirmesine yardımcı olmaktır .

Jindar Erdal Toprak programından sonra, cahil insanların ve aydınların bazılarının bu tartışmaları engellemek istediğini görüyorum.Bu tutum ve düşünce tarzının bir faydası yok.

Onların lehine değil. Bunu yapanların, güçsüz terörist merkezler ve örgütler arasında kötü sonuçları oldu. Suç işliyorlar. En yakın arkadaşlarının katili oldular.

Fikirlerin yayılması ve tartışmaya açık olması ve tartışmaya açık olması için herkesin bu fikirleri yaymak için kendi araçlarını kazanması gerekir.

Bu nedenle, Selim Çurtkaya sitemdeki görüşlerini yayınladığında, bundan herhangi bir acı görmedim. Engellemeyi düşünmedim. Hatta kendi tarafımdan rahatsız olmama bile izin verdim.

S.elim Çubukkaya’nın açıklık ve açıklık prensibi hakkında yazdığı makaleyi izleyicilerime, fikir ve fikirler üretmek ve sayfamdaki tartışmaları dikkatle takip etmek için paylaştım.

Ancak ne yazık ki, makalelerimi VEGNMA Sitesinden paylaştıktan kısa bir süre sonra, makalelerim siteden kaldırıldı.

Buna ek olarak, bu işlemi yapan arkadaşlar ya bir web sitesi yazarı olduğumu unutmuş ya da yazarlığımı görmezden gelmişlerdir.

Bu zihinle ulaşılamaz. Özgür ve demokratik bir dünyadır ve Kürdistan’da yaratılamaz.

BU DURUM ÖZGÜRLÜKTEKİ OLAMAZ. YETKİLİ GELENEKLER DAHİL DEVAM EDİYOR.

(IV) ‘

ŞİRKETİN SORUMLULUĞU VE PKK’NIN KİŞİSEL SORUMLULUK SORUNLARI …

Jindar Erdal Toprak’ın ben ve Selim Çbalıkkaya’dan sonra yazdığım makaleler hakkındaki yorumları hoş ve tatsız, seviye ve niteliksiz, kaliteli ve kaliteli olmayan, gerçekçi ve gerçekçi olmayan, bilimsel ve bilimsel olmayan yorumlar ve görüşler dile getirildi. Küfür ve küfür edenler var. Hiçbirine cevap vermedim. Sunulan görüşlerin kamuoyu tarafından değerlendirilmesine dikkat çektim.
Ama bence bu yazılardan önemli olduğunu düşündüğüm şeyleri birbirinden ayırarak analiz etmenin doğru olduğunu düşünüyorum.

Kürdistan Derneğine başkanlık eden kardeşim ve Serhad Mardini şöyle diyor:
“PKK’nın kurumsal kimliği Kak İbrahim ayrı ayrı ayrılıyor. Sen bir avukatsın, seni bu konuda yargılamak istemiyorum.

1970’lerde doğmadım, 80’lerde doğdum, 90’larda bir çocuktum, 2000’lerde gençtim. Hikayeyi sana bırakıyorum, gördüklerimi sadece gözlerimle yazıyorum.

2014’ten sonra, IŞİD terör örgütü güney Kürdistan’a saldırırken, orada savaşan, Kürdistan’ı koruyan ve Pkk’den kopan binlerce insan vardı. Zêravanî kuvvetlerinin komutanı Aziz Weysi ve Albay Celal alirnexi hala hayatta. SAİT ÇÜRÜKKAYA, BERXWEDAN MARDİN, SERHİLDAN ÇAVŞİN şehit oldu ve devlet bile Serhilda ve Berxwedan’ın memleketi Mardine’ye izin vermedi.

Kerkük’ten Shingle’a tüm cephelerde seyahat eden biri olarak (çok iyi biliyorsunuz), sadece bir peşmerge olarak değil, aynı zamanda bir hemşire, doktor, maden temizleyici vb.Gibi binlerce eski PKK ile karşılaştım.

Ama sadece Kerkük’ten Shingle’a bir göz atmayı talep ediyorum, Rizgari, Alarizgari, Ddkd, Psk, Kawa, Kuk, Pdk-Bakur üyesi ile karşılaşmadım. 45 yıldır tek bir hemşire ve tek bir doktor yetiştirmemiş olan, kardeşlerinin önüne gönderemeyen Pêşmerge, doktor, hemşire veya gazeteci, pkk’nin kurumsal kimliği ile bireysel olarak pkk’ye katılan kişilere saldırma ve suçlama bireye tüm yanlışlar, hatalar, cinayetler. ifadesi nedir?

Söylediklerinden yanlış ve kusurlu bir şey yok diyorum.

AMA PKK SORUN DURUMUNDA DEĞERLENDİRME FARKI OLMADAN BİR DURUMDUR.

ESKİ’YE KARŞI SAVAŞ KORDİSTİN ESKİ PKK DEVLETİNDE. Onlar Kürt ulusunun çocukları.

TARTIŞIMIMIZ PKK’nın kurumsal yapısı ve sistemidir.

PKK VE ASİL-PKK İNSANLARI ETİN FEDERE DEVLETİNDE DAVET EDİLİR. Kürdistan devletini yok etmek için savaşıyorlar. PKK’NIN FAALİYETLERİ VE TASARRUFU İÇİN YASAL SORUMLULUK YOKTUR.

DİĞER Paramiliter PKK’da kişisel sorumluluk üzerine tartışma: LİDER VE YÖNETİM KURULU.

ANCAK “PARAMİLİTER PKK’DA SORUMLULUK, DİĞER İNSANLAR VE VICTORS YOK”, DİĞER PKK İNSANLAR YOKTUR.

TARİHİ FASİST ULUSAL SOSYALİSTLER VE BULGULAR KARAR VERİLDİ VE TAM OLARAK SORULDU. Spesifik olarak, bu kararların hepsi, katiller ve kitlelere katılanların belirlenmesinin amacıdır.

(III)

AĞAÇTA BAŞKA SORUMLULUK OLMALIDIR …

Benimki ve SELIM ÇURUKKAYA’da bir ipucunu hatırlamak zorundayım. Serbest bırakılanlar ve hesap verebilirlik ve terörizm rahattır ve gerçekten hazırdır ve reddedilir.

YAŞAMDAN DİĞERLERİM BU KORUMA BELİRLİ BİR SÜREYLE YAZILI.

Her zaman Tanrı tarafından sağlandım.

Bu programın ücretsiz olması mümkün değil. MIJARAN ZÊDETIR ZELAL.

Sevgili dostlar, tartışmaktan korkmamalıyız. SORUNUM SONRASI VE SORUNUN KORUNMASI GEREKEN DURUMLARDA LOMA DEVLETLERİM.

Bu mevcut durumda da olur. Durumdan memnunum.

Çünkü tartışmalardan da çok şey öğreniyorum.

Sorular argümanlarla daha açık hale geliyor.

Sorular açık olduğunda, sorular çözülür.

Pek çok arkadaşın ve tanıdıkların hayal kırıklığını, endişesini ve kederini anlıyorum.

Her şey açık ve görünür.

Çünkü şaşırdım ve statükonun titrek olduğunu ve kaynakların zayıf olduğunu görüyorum.

Her birimizin o dünyada yaşayan kendimiz için bir dünya yarattığının farkındayım ve takip ediyorum.

Artık gerçek bir dünya haline gelmediği görülüyor. Yalanlar dünyası. Bu yüzden kendilerini boşlukta görüyorlar. Bu tutumu alay ile gösterin.

Konuyu anlamadan ve dış dünyanızı korumak için statükoyu göstermeden önce.

Selim Çurukkaya ve ben programda medeniyeti çok tartıştık ve Kürt ve Kürt halkına görüşlerimizi sunduk.

Programdan sonra ben ve Selim Çurukkaya arasındaki tartışmalar çok doğal.

Fakat görüyorum ki, Kürdistan’daki Kürt ulusunun meselelerini açıklığa kavuşturmak, kuzey Kürdistan’daki hareketin meselelerini ve meselelerini açıklığa kavuşturmak isteyen sevgili kardeşler büyük paniğe kapıldılar.

Düşüncelerin yaratılmasını bilinçli veya bilinçsiz olarak engelleyen tutumdur. Kuzey Kürdistan Hareketi’nin çalışması ve hareketi yapıcı bir felsefeye dayanmaktadır.

Konulara ve tartışmalara dikkatle bakmalıyız.

Türk televizyonuna katılmam için bir süreç olduğunu biliyorsunuz.

Di wan telewîzyonan da,

Sömürgecilik, ırkçılık ve Türk devletinin işgalinden bahsettiğimde;

Aynı zamanda Türk devletini Kürdistan katliamından sorumlu tuttum.

Kürdistan’ın sömürgeleştirilmesini ve Kürt ulusunun kaldırılma hakkını savunduğumda,

Türk devletinin katliamını ve Türk devletinin temel felsefesi Kemalizm için faşizmi ortaya çıkardığımda,

Minji devleti Kürt ulusunu ortadan kaldırmaya çağırdı.

Kürdistan bayrağını savunmak,

Kürdistan ile tek biçimli sınırdan bahsedildi.

Kürdistan liderlerini bıraktım, Kürdistan Cumhurbaşkanı’nın tüm isimlerini gündeme aldım.

Atatürk’ün Kürt ulusunun düşmanı ve Hitler ve Mussolini’nin efendisi olduğunu söylediğimde,

Federal Kürdistan Bölgesi’ni savunuyor,

Kürt meşru başkanının Mesut Barzani olduğunu söylediğimde,

Kürtlerin meşru hükümetinin federal Kürdistan devletinin hükümeti olduğunu söylediğimde,

Türk yetkililer Başkan Mesud Barzani ve Celal Talab’a hakaret ettiklerinde şok oldum.

Gösteriyi Kürdistan Cumhurbaşkanı Mesud Barzani ve Cumhurbaşkanı Celal Talsabani için yaptım.

Dernek, Kürt adı altında kurulmuş ve Etnik Etnik Birlik olarak yeniden adlandırılmıştır.

PKK açıkça televizyonda konuştu ve PKK’nın tehdit ve tehditlerini görmezden geldi.

Kürdistan’ın dört bölümündeki örgütleri savunduğumda,

Diğer birçok stratejik konu beni ön plana çıkardı.

Türklerin ve yasal Kürtlerin panik ve panik içinde oldukları iyi bilinmektedir.

Ama yola devam ettim.

Yaratılış için tanrı veya tabu olmadığını bilmeliyiz.

Entelektüeller omuzları üzerinde risk alır.

Beynimizi düşünce tembelliğinden kurtulmaya zorlamalıyız.

Yeni şeyler ve yeni tutumlar yaratmalıyız. Yeni bir taç ile hareket edin.

Kendimizi yenilemeliyiz.

Kendinizi 21. yüzyılın adamı yapın.

Kuzey Kürdistan’daki okuyucuların, yazarların ve siyasi sınıfın arkamızda olduğunu bilmek önemlidir.

Fikir ve tartışmalardan korkmamamız gerektiğini tekrar ediyorum.

Bütün Kürtlere başarılar diliyorum.

(II)

A) AYDIN ​​YAZILI BİR MEKTUP İADE EDİYOR VE SİLECEK Mİ BEKLİYOR? BUNU ŞEY ve BEKLEMEK İSTİYORUM Zihniyet Hangi ürünlerdir?

B) Amacım fakülte. Başka bir amacım olursa SELIM ÇÜRÜKKAYA’ya karar vermeliyim.

C) AYDIN ​​İNANMAYIN. GÖRÜŞLERİNİ AÇ, KAMUYLA PAYLAŞ

C) SELİM ÇÜRÜKKAYA PKK’NIN HÜKÜMLERİNE İLİŞKİN İLKELERİ İLKENİN, DEVLET PROJELERİ ALANINDA HÜKÜMLERİN HÜKÜMLERİNİ KABUL ETMEK.

İlk yazımda Selim Çuğuaya ile konuştuğumu yazdım. Bahsettiğim şeyi kısaca anlattım. Bu konuşmadan sonra doğru yazmasını bekledim. Hak ettiği şeylere hak vermeyi düşündü ve doğru olmayan konulara dikkat çekti.
Selim Çurtkaya üçüncü yazıma odaklanacağım ve değerlendireceğim bir yazı yaptı.
Bu yazıda şöyle diyor: “Size bir şey söyleyebilirim. Selim, PKK’da olanları yazıp kitap olarak yayınladığında hepiniz sessizdiniz!”

Birçok kişi konuyla ilgili ve alakasız konu hakkında yorum yapar ve yorum yapar.

Selim Çurtkaya, arkadaşımız Ömer Özmen’in yazdığı bir yoruma yanıt olarak:

“Her ne kadar Keke Ömer İbrahim Güçlü, PKK cinayetini tüm detaylarıyla bilen ve Kürt kamuoyuna açıklayan insanlardan biri olmasına rağmen, beni sessiz, destekleyici, örtbas etmek gibi suçlamalarla paylaşmanın arkasında başka bir amaç daha var. Hal da bu hisseleri kaldırmadı. Bekle, cevaplarım geliyor.

Bu kısa paragrafta, dört UCUBE konusu iç içe geçmiştir.

BİRİNCİ GERÇEK: Selim Çurtkaya, amacım sorgulandı. Hedefim entelektüel bir tutum olarak ele alınırsa, böyle bir tanım yapmazdı. Fikirlerimin bir entelektüel, bir program katılımcısı ve bir Kürt yazarın düşünceleri ve düşünceleri olduğunu biliyor. Bu görüşler ve düşünceler size aitse, yanlış ve doğru olabilirler.

Amacım bir program içindeki görüşleri değerlendirmek.

Selim Çurtkaya, her şeyden önce, niyeti ortaya çıkmasa da, fikirlerini ifade etmek, belirli fikirleri eleştirmek, kararlar vermek ve doğru ve yanlış ortaya çıkarmak istemesine rağmen “fikirlerimi ortaya çıkarmak istiyor” diyorsa diyor. Biraz anlamaya çalışacağım.

Görünüşe göre bu benim niyetim değil, başka bir amaç. Bu kötü bir amaç. Bunu açıklamak ona kalmış.

Gerçek amacımı ona göre açıklayıp anlatmadığı hakkında konuşmak, yazmak, analiz etmek mantıklı olabilir.

Fakat 55 yaşındaki ulusal mücadelemde, Orta Doğu halkının komplocu zihniyetlerini, siyasi örgütlerde ve sosyal çalışmalarda otoriter ve totaliter zihniyetleri, örgütleri, kurumları, liderleri ve Jacobite politikacılarını biliyorum. Şüpheli olan her şeye bakarlar. Çünkü kendilerine güvenmiyorlar. Bu nedenle, agresif, şiddetli, kan dökülürler.

Özellikle biri komplocu, ikiyüzlülük, şiddet, otoriter ve faşist, kan yaldızlı PKK gibi bir gelenekten geliyorsa, bu komplo zihniyetinden kurtulmak mümkün değildir.

İKİNCİ KONU: Selim Çürukkaya’nın görüşlerimi geri alacağım beklentileri. Tanıştığımızda bana böyle bir şey söylemedi. Eğer orada konuşmayı bırakacağımı söyleseydi. Hayatımda kimseye bunun hakkında bir şey söylemedim, yazmayın, neden böyle yazdınız. Fikirlerimi ancak fırsatım olsaydı açıkladım. Bunu Selim Çurtkaya’da bekliyorum.

Böyle bir düşüncenin entelektüel ve özgür düşünürlerin düşünme ve öneri olamayacağını biliyorum. Bu, otoriter ve totaliter tutumlar ve liderler için bir gereklilik olabilir. Bu, bu gelenekten gelenlerin hala bu zihniyetten kurtulmadığı anlamına gelir.

Bir entelektüelin kendisi ve kendisi dışındaki her şey hakkındaki kamuoyu ile görüşlerini paylaştığı bilinmektedir.

Selim Çürukkaya’ya cehaletinden dolayı böyle bir açıklama yapmıyorum. Bu haksızlık olur.

ÜÇÜNCÜ KONU: “ABRAHIM’I GERİ ÇEKMEYEN BEKLEMİYORUM”, otoriter ve totaliter akıl dünyasının ifadesidir.

Entelektüeller ve politikacılar arasındaki tartışma doğal bir konudur. Oldukça organik olmalı.

Düşünce ve ifade özgürlüğü içinde entelektüel bir faaliyet olarak görülmelidir.

Ben öyle görüyorum.

Bu tanıma dikkat etmeden bir tehdit olduğunu söyleyeyim.

Herkes tehditlerin yargılama için paraya değmeyeceğini bilir. Selim ÇÜRUYA’ya dahil olmak istemiyorum.

Dördüncü konu: Selim Kürikkaya’nın PKK’ya karşı icralarına karşı olmasına rağmen, onu sorumlu tutmakla ilgilidir.

Bu konuyu bölümdeki görüşler, bölümün alt kısmındaki tanımlar ve görüşleri ile tartışacağım.

(I) ‘e

JINDAR ERDAL TOPRAK’IN beni programa götürdüğümde ve CURUKKAYA’YI SEVDİĞİMDE İYİ ŞEYLERİ GÖRÜYORUM VE PROGRAM ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALARI TARTIŞIYORUM.

KRAL KADIN PROGRAMININ DAHA ÖNEMLİDİR …

Jindar Erdal Toprak benimle üç program yaptı. İlk program Türkçe idi. Erdal Toprak’ın isteği buydu. Seyirciler haklı tepki gösterdi. İkinci ve üçüncü programlar Kürtçeydi.

Son programda Selim Çubukkaya PKK ile ilgili görüşlerini istedi. Programın sonuna gelindiğinde, programın zamanının yeterli olmayacağına karar verildi, çünkü Ç Boğazkaya hakkında söyleyecek bir şeyim olduğu düşünülüyordu.

Program 2 saat 39 dakika sürdü.

Benim önerim Selim, “Bir sonraki program için Çürichkaya’yı ara. Görüşlerinizi daha kolay ifade etmenizi istiyorum.

Jindar, “O zaman gösteride buluşalım. Senin için bir sorun mu var?” Dedi.

Dedim ki, “Çukurkaya ile programa girmemde bir sorun yok. Kabul ederse, neden olmasın. Ayrıca “Ben dedim” dedim.

Programa katıldığımdan beri, programa katılacağımı belirten Kürt halkını, program dinleyicilerini sundum ve dikte ettim.

Programdan sonra bazı arkadaşlarım, “Programa Selim Çbalıkkaya ile devam etmezseniz” dedi. Ben dedi ki: “İkimiz için de programa katılmamız doğru. Aksine, faydalı olun.

Daha sonra Jindar ve Selim Çuburkaya beni aradı. Selim Çürukkaya’nın şüphelerine rağmen, bu şüpheler ortadan kalktı. Programa birlikte devam etmeye karar verdik.

Daha önce yazdığım gibi, Jindar böyle bir program yarattığı için mutlu. Neyse ki Selim Çbalıkkaya ile programa katıldım. Kralın çıplaklığı yeniden gösterildi.

Program süresince ve programdan sonra programla ilgili seviye ve kalite, kalite ve kalitesiz, bilimsel ve gerçekçi, bilimsel ve gerçekçi olmayan değerlendirmeler yapılmıştır.

Bunun da olumlu olduğunu yazdım. Tartışmaya devam etmek hiçbir zararı olmayacak, yararlı olacaktır; Bunun fikir dünyasına katkıda bulunacağını düşündüm, dedim.

Bu nedenle Selim Çbalıkkaya’nın programda ifade ettiği görüşler bağlamında görüşlerimi ve görüşlerimi halka açıkladım.

Bu görüş ve kararlar bağlamında Selim Çurtkaya ve diğer arkadaşların tartışmalara katılma hakkı olduğunu biliyordum.

Birçoğu benim görüşüme katılıp katkıda bulunurken; bazıları itiraz etti. Bazı insanlar benim hakkımda konuştu. Her zamanki gibi anladım.

Sonuçlarıma göre yapılan yorum ve değerlendirmelere cevap vermedim. İşten ayrıldım.

Çünkü programımız ve yazdıklarım Kürt halkına açıktı. İnsanların da yaptığını biliyordum. Bunu her zamanki gibi karşılamak da mümkün değildi.

Aynı zamanda Selim Çütrükkaya beni aradı. Sonuçlarımdan rahatsız olduğunu ve bazılarının yanlış olduğunu söyledi.

Dedim ki, “Sizinle gösteriye gittiğimde, sizin görüşlerinize baktım ve siz farklı oldunuz. Programda ifade ettiğiniz görüşler beni dehşete düşürdü. Programdan sonra birkaç arkadaşım da aynı görüşü dile getirdi. Selim Çürukkaya’yı böyle tanımadığımızı söylediler. Neyse ki, bu programa birlikte katıldınız.

Ayrıca görüşlerimi de değerlendirin. Değerlendirmenizin bir sonucu olarak, kusurlarımı ve yanlışlıklarımı keşfedersem, bunu açıklamak için kamu dürüstlüğünü gösterecek kadar açık, açık ve açık yürekli oluruz.

Öte yandan Selim Çbalıkkaya’nın yaptıklarını yazacağım ve makalemin ikinci bölümüne (ya da ikinci makaleme) yazacağım.

 


İşlemler

Bilgi

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: