Kuzey-Kürdistan’lı Bireylerin Obsesif-Kompülsif bozukluğu

17 03 2017

Kuzey Kürdistan’da bu gün gerek genel siyasi panoramaya ve gerekse günlük yaşamdaki devinime bakıldığında her hangi bir siyasi statü elde etmenin imkanı yok gibidir.
Kuzey Kürdistanın bazı şehirlerinde uygulanan HENDEK siyaseti ile Halk tamamı ile Kürd sorunundan soğumuştur.
Bir kaç elit kesimin dışında kalan kitleler günlük yaşamlarını sabah 8 akşam 5 şeklinde
düzenleyerek uygulanan olağanüstü halden bile memnun görünerek adeta durumun böyle devam etmesini istemektedir.

Batman,Diyarbakır,Mardin ve ilçelerini her hafta eksiksiz olarak dolaştığımda bu havayı teneffüs ediyorum.
Olağan üstü bir durum ile karşılaşmamaktayım.
Tek olağan üstü durum, devletin olağan egemenliğidir.
Bu durumdan bir siyasi statü çıkarmak imkansızdan da ötedir.
Ayrıca kendine Kürd ”yurdseveri”diyen ve bir arkadaşımın deyimi ile üstü Bypass altı Prostat ihtiyar heyeti bir araya gelip ”KDP birlik inisiyatifi” adı altında Referandumda EVET çağrısı yaparak,kırıntı halinde kalmış bir miktar Kürd onurunu da ayaklar altına almaya çalıştıysa da bunu dikkate alan her hangi bir kimsenin olacağını sanmıyorum.

 



Süleyman Güney///
Kuzey Kürdistan’da Kürdler adına hiç bir ciddi kazanım yok iken, Sayın Mesut Barzani hangi kazanıma sahip çıkmak için Türkiye Cumhuriyeti ile polemiğe girsin?
Sayın Barzani’nin Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkisi devletler arası ilişkiler bazında ele alınmalı ve milli menfaatler gözetilerek yorumlanmalı.
Bu aralar Sayın Mesut Barzani, bazı çevreler tarafından Türkiye ile dirsek temasında olduğu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ”kanka”olduğu şeklinde eleştiriler ile adeta suçlu konumuna oturtulmaktadır.
Ama Sayın Mesut Barzani kendi bölgesinin selameti ve Güney Kürdistan’daki kazanımlara ivme kazandırmak maksadı ile gerekirse şeytanla bile işbirliği yapma hakkına sahiptir.
Eğer Sayın Mesut Barzani, ABD ile birlikte Batı Kürdistan’ı Güney Kürdistan ile birleştirerek mini bir Kürdistan kurmak gibi bir ajandaya sahip ise, kendini Kürd hisseden herkesin bu ”gizli” planı desteklemesi gerekmektedir.
Zaten Kürdistanlı devrimciler, sosyalistler, milliyetçiler bu amaçla yola çıkmadılar mı?
Kürdistanı yada minisini kimin kuracağı önemli mi?
Kürd dünyada insanca yaşamanın kriterlerini bir devlet sahibi olmakla elde etmeyecek mi?
Kürd bir devlet sahibi olmakla kendini güvende his etmeyecek mi?
O halde Kürdistanı hangi parçada kim özgürleştirecek ise ona destek sunmak gerekmez mi?
İşte Sayın Mesut Barzani’nin Kürdistan uğruna engel tanımaması gerektiği de bu sebeple zorunludur.
Fazla duygusal olmayarak,her sakallının dedesi olamayacağı tezinden hareketle,her Kürdüm diyenin de Kürdistanlı sayılamayacağı gerçeğini göz önünde bulundurarak,KÜRDİSTAN gerçekliğine karşı duran ve hareket eden her canlı tartışmasız düşman olarak kabullenilmelidir.
Şengal tartışmalarının Kürd siyasetinin ortasına gelip oturduğu bu günlerde,Şengal’in bir Kürdistan toprağı olduğu ve buna itiraz eden her kim olursa olsun yabancı olarak tanımlanması ve Kürdistan toprağından toprak koparmak amacı ile hareket eden düşman kategorisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Böyle yorumlanmadığı zaman Güney Kürdistan toprağının eksik hesaplanacağını her kes bilmelidir.
Irak,İran,Suriye ve Türkiye,elbetteki bu gelişmelerden hoşnut değildir.
Ama değişen dünya dengelerine ayak uydurmak da her ülkenin kendi menfaatinedir.
Sanki Kürdler sadece Batı ve Güney Kürdistan’ın özgürleştirilip Kuzey ve Doğu Kürdistan’ın hali hazırdaki gibi kalmasını istiyorlar mı?
Hayır
Ama koşullar bu gün bunu gerektiriyorsa pazılın diğer iki parçasını koşullar müsait olduğunda yerine yerleştirirler
Kuzey Kürdistan’da bu gün gerek genel siyasi panoramaya ve gerekse günlük yaşamdaki devinime bakıldığında her hangi bir siyasi statü elde etmenin imkanı yok gibidir.
Kuzey Kürdistanın bazı şehirlerinde uygulanan HENDEK siyaseti ile Halk tamamı ile Kürd sorunundan soğumuştur.
Bir kaç elit kesimin dışında kalan kitleler günlük yaşamlarını sabah 8 akşam 5 şeklinde düzenleyerek uygulanan olağanüstü halden bile memnun görünerek adeta durumun böyle devam etmesini istemektedir.
Batman,Diyarbakır,Mardin ve ilçelerini her hafta eksiksiz olarak dolaştığımda bu havayı teneffüs ediyorum.
Olağan üstü bir durum ile karşılaşmamaktayım.
Tek olağan üstü durum,devletin olağan egemenliğidir.
Bu durumdan bir siyasi statü çıkarmak imkansızdan da ötedir.
Ayrıca kendine Kürd ”yurdseveri”diyen ve bir arkadaşımın deyimi ile üstü Bypass altı Prostat ihtiyar heyeti bir araya gelip ”KDP birlik inisiyatifi” adı altında Referandumda EVET çağrısı yaparak,kırıntı halinde kalmış bir miktar Kürd onurunu da ayaklar altına almaya çalıştıysa da bunu dikkate alan her hangi bir kimsenin olacağını sanmıyorum.
Bu durumu 50 tane Barzani de gelse yine düzeltemez kanısındayım.
Şimdilik Kuzey Kürdünün yapacağı tek şey iktidar uygulamalarını bertaraf edecek duruşlar sergileyerek halkın sempatisini kazanacak kitlesel eylemler yapmaktır.
Ancak bir şeyler vücuda geldikten sonra Sayın Mesut Barzani’ye seslenip ”gel bu işe bir el at”diyebilme hakkını elde ederiz.
Bunun dışında ortada fol yok folluk yokken Horoz’u eleştirmenin bir manası yoktur.
Manası olan tek şey Roj Peşmergelerinin Suriye topraklarında egemen kılınması ile Güney Kürdistan/Batı Kürdistan birlikteliğinden elde edilecek mini Kürdistan’ı destekleyerek Kürd’e olan diyet borcumuzun ödenmesidir.
Ötesi palavradır.


Başlık Kaynağı; Vejin Redaksiyon

Yazı Kaynağı: S. Güney Facebook Sayfası

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: