Sakine’nin Sırrı Çözüldü

26 01 2017

“Ömer Güney PKK nin kadro eğitimini görmüştür, sürekli “Biji Apo” diye sakinenin_sirri_cozuldu_h231bağırmıştır. Dış ilşkilerde, yani PKK nin diplomasi komitesinde görevlidir. Qandil’ e kurye olarak gidip gelmiştir. Altında hem örgütün arabası, hemde Kurdistan takma adı kullanan kızı vardı. Sakine kendi banka cüzdanını ona verecek kadar güveniyordur. Remzi Kartal: “Bizim ondan hiç bir şüphemiz yoktur” demiştir katil hakkında. Ve örgütün tümü, Güney hakkınında susukundur. Güney ne kadar örgütün adamıysa, o kadar da MİT in adamıdır. Böyle ortak adamların sayısı nerdeyse belirsizdir örgüt içinde!”

( VEJİN Yazılarını oku, okut sosyal media tartışma platformlarında paylaş…)


selimSelim Çürükkaya /// Sakine Cansız ve arkadaşlarının ölümü üzerinden tam olarak bir yıldan fazla zaman geçti.

Olayın üzerindeki sis perdesi, kalktı gibi.

Ben, olay olur olmaz tepkilere bakmış, gazete manşetlerine göz atmış, koro halinde tekrarlanan:

“Tarihi bir süreç başlıyor, dış güçler bu tarihi süreci boşa çıkarmak için Paris katliamını gerçekleştirdi” nakaratına inanmamış ve şu tespiti yapmıştım.

Paris katliamını, sürece karşı olan dış güçler değil, süreci başlatan iç güçler yaptı.ladda-ned

Kimlerdi bu iç güçler?

Türk Milli İstihabarat Teşkilatı ve KCK !

Hatta olayın olduğu gün, bir arkadaşımla yaptığım telefon görüşmesinde , Sana göre kimler, ne için vurdular Sakine’yi soruma, arkadaşım şu net yanıtı vermişti:

„Sakine’ nin ne için ve kimler tarafından vurulduğunu iki kişi tam olarak biliyor: Hakan Fidan ve  Abdullah Öcalan“

Şimdi bunu mantıken ispatlarsam, yorumum şudur:

Hepimiz biliyoruz ki; Öcalan İmralı adasına geldikten 2011 Yılına kadar, Türk ordusunun içinde örgütlenmiş, Ergenekon örgütünün denetimindeydi ve onların dediğini harfiyen yapıyordu.

Bunu bize ispat edin der iseniz, size derim ki,  Ergenekon davasından yargılanıp Silivri cezaevine konulan subay ve generallere bir bakın.

1 – Öcalan, İmralı ya döndüğünde Genel Kurmay Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun özel temsilcisi olarak Öcalan’ın soruşturmasını yapan Albay Hasan Atilla Uğur’ dur. Bu albay şu anda Silivri cezaevinde Ergenekon davasından mahkümdur.

Kurtlar sofrasinda yitirilen canlar2 -Levent Ersöz, Şırnak Jandarma Alay Komutanlığı, Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanlığı, Jandarma İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevlerinde bulundu. İmralı cezaevinin sistemini kuran, dinleyen, yönlendiren, komutandı. Şu anda Ergenekon davasından 22 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmış, mahkum olarak Silivri cezaevinde yatıyor.

3- Ahmet Hurşit Tolon: 1989 yılında tuğgeneralliğe, 1993 yılında da tümgeneralliğe terfi etti. Tümgeneral rütbesi ile Genelkurmay Genel Sekreterliği, Jandarma Asayiş Komutan Yardımcılığı ve 7. Kolordu Komutan Yardımcılığı görevlerini yürüttü. 1997 yılında korgeneralliğe terfi etti. Korgeneral rütbesi ile 15. Kolordu Komutanlığı ve Genelkurmay Lojistik Başkanlığı görevlerinde bulunduktan sonra 2001 yılında Orgeneralliğe terfi etti ve Ege Ordu Komutanlığı’na atandı. 30 Ağustos 2004 tarihinde 1. Ordu Komutanlığı’na atandı. Tolon buradan emekli oldu. Ege ordu komutanıyken İmralı cezaevi onun denetimindeydi. Hurşit Tolan da şu anda Silivri cezaevinde muebbet hapis cezasından mahkümdür.

4 – Yalçın Küçük: Öcalan’a hep kardeşim derdi, 1993 yılından sonra Şam’da  Öcalan’ ın evine yerleşti, Avrupa ile Şam arasında mekik dokudu, kendisi ve Öcalan MED tv de televizyon programlarını düzenleyerek, Kürt kitlelerini istedikleri şekilde biçimlendirdiler. Yalçın Küçük Şam’ da kalırken, kayın biraderi, Tütk istihbaratının ve Dış İşleri Bakanlığının önemli kişisi Cem Duatepe, Ankara’ nın Şam Büyükelçisi olarak Şam’ a atandı. Bu gün Yalçın Küçük ile Silivri cezaevinde bulunan Albay Hasan Atila Uğur, O günlerde Şam da Abdullah Öcalan’ın kaldığı apartmanın 4.Katında kalıyordu. Bu tezgah, o günlerden beri kurulan bir tezgahtır. Ve Yalçın Küçük bu gün Ergenekon örgütünün stratejisti olarak mahküm edilmiş, Silivri cezaevinde yoldaşları ile birlikte tutukludur.

Daha fazla uzatmaya gerek yoktur. Öcalan İmralı’ya geldikten 2011 yılına kadar bu ekibin emrinde cezaevinden örgütünü yöneten talimatlar yolladı ve AKP iktidarına karşı savaş başlattı.

Neden?

Askerler, AKP’ nin iktidar olmasını istemiyorlardı. Halk desteğini alıp gelen AKP ye karşı darbe70364 yaparak onu iktidardan uzaklaştırmak istiyorlardı.

Darbe yapabilmeleri için darbe ortamına ihtiyaçları vardı.

Bunun için Öcalan ı kullanıyorlardı:

Belgeli olarak konuşursam; 24 Mayıs 2004 yılında İmralı adasında tutuklu olan Abdullah Öcalan, avukatı Mahmut Şakar’a talimatını Genel kurmayın izlediği kameraların altında verdi ve şöyle dedi: “Gidin arkadaşlara söyleyin savaşabiliyorlarsa savaşsınlar” dedi.( Bu belgeyi daha önce yayınlamıştım, 24 mayıs avukat görüşme notlarına bakın) Bu emiri alan Avukat Mahmut Şakar, Qandil de düzenlenen PKK kongresine gitti ve savaş kararı çıkarttı.

Buraraya kadar bir itirazınız var mı?

Varsa,  ergenekon davasının iddianamelerini okuyun, askerlerin kaç tane darbe hazırlığı yaptığına bir bakın.

Birde ulaşabilirseniz 2003 yılı ile 2010 yılları arasındaki Öcalan’ın avukat görşme notlarına da göz atın, eğer bunlar da yetmedi ise; Öcalan’ın Aydınlık gazetesinde çıkan, itiraflarına okuyun:

http://www.kurdistanaktuel.com/kurdistan/abdullah-ocalan-diyor-ki-h154.html

On yıl boyunca Öcalan ve onu dinleyenler, AKP iktidarına karşı kullanıldı. Öyle kullanıldılar ki, Apocular, gırtlaklarına kadar AKP düşmanlığı ile doldular.

 

Tam bu noktada AKP, Ergenekoncuların İmralı üzerindeki varlıklarına son verdi ve Öcalan’ı kendi denetimi altına aldı. AKP ye sığınan Öcalan, bu kez onlara yalvardı, askerler tarafından nasıl kullanıldığını bir bir anlattı.

Öcalan’ ın ruh halini iyi bilen MİT, onu kullanmaya karar verdi. Ama ortalıkta büyük bir tezat vardı:

Hücrelerine kadar AKP ye karşı kinle dolmuş bir taban, AKP nin saflarına geçmiş ona dört dörtlük teslim olmuş bir Öcalan!

Ne olacak tı?

200 Kilometre hızla keskin  virajı dönen bir TIR’ ı düşünün!

Tam bu viraj dönülürken; Öcalan ile MİT’ in İmralı adasında görüştüğü ve tarihi bir sürecin başlayacağı söylendi.

Süreci başlatacaklardı, ama Kürt kitleleri buna hazır değildi.

Hem MİT, hemde Öc
apo-ben-soyluyorum-erdogan-yapyoralan tedirgindi.

Çünkü devlet Kürtlere hiç bir hak vermeyecekti, Öcalan kullanılarak PKK sillahsızlandırılacaktı, çözüm süreci dedikleri şey, tam olarak “PKK yi çözmek” idi.

Nasıl yapılmalıydı Peki?

Milyonlar nasıl bu sürece destek verir hale getirilmeliydi?

Ne olmalıydı ki; ne PKK içinden, nede dışından tek bir kişi bu sürece karşı çıkmamalıydı?

Türk devleti bu konuda ustaydı. MİT in Senaryo bölümü, harekete geçti.

Paris, Dünyanın en güvenli başkentlerinden biriydi.

Bu başkentin en güvenlikli sokağında üç masum Kürt kadın katl edilecekti.

Tetiği çekecek olan kişi, MİT in adamı, örgütün içinden biri olacaktı…

Olay gerçekleştikten sonra, kamuoyuna şu mesaj verilecekti:

“Abdullah Öcalan çok tarihi bir adım atacaktı, Kürt sorununu çözecek bir adım olacaktı bu, fakat bunu istemeyen dış güçler, tarihi sürece destek veren PKK nin kurucusu Sakine Cansız ve iki arkadaşını katlederek süreci baltalamak istediler..” Denecekti.

Daha arkası da vardı: “Yapılması gereken şey, dış güçlerin oyununa gelmemek, sürece, Öcalan Mit atatürk_öcalanişbirliğine sahip çıkmak.”.Tı!

Tam da böyle yapıldı. Hükümet yetkilileri Sakine ve arkadaşları için  başsağlığı mesajları yayınladı. Türk televizyonları, Öcalan’nın kontrolünde yayın yapan tv ler, Sakine’nin cenazesini, kitlelerin yeni başlayacak sürece destek olması için dızayn edilen yayınlar yaptı.

Yani devlet hem cinayeti işledi, hemde Sakine’nin cenazesinin başına gidip ağladı, tıpkı katil Ömer Güney gibi. Oda Sakine ve arkadaşlarını katlettikten sonra, Paris’ten ayrılmamış, cinayet işlenen binaya gelmiş, Sakine’nin cesedi üzerinde göz yaşları (!) dökmüştü. Öcalan’da aynen katil Ömer Güney gibi, olaydan sonra kendisi ile görüşen heyete:

“Sakine ye sıkalan kurşun bana sıkılmıştır” demişti.

Gizli, karanlık veya devletin işlediği cinayetlerini çözmek için biraz zeka gereklidir. Devlet hep sağ gösterir, sol vurur. Bir kaç cinayetini örnek verirsem, belki daha iyi anlaşılır:

17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay 2. dairesine Alparslan Arslan adlı bir avukat saldırı düzenledi. Girdiği odaya sillahını çeken kişi: “Ben Allah’ın askeriyim” dedi ve silahını ateşledi: Danıştay İkinci Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin öldü, aralarında daire başkanı Mustafa Birden’in de yer aldığı dört üye ise yaralandı. Olaydan hemen sonra, Danıştay binasını ziyaret eden kuvvet komutanları, radikal islamın Türkiyede tırmandığını, kadınların kamu işyerlerinde baş örtüsünü takmasına karşı çıkan laik hakimlerin öldürüldüğünü açıkladılar.

Oysa Olay yerinde yakalanan katilin, bir müddet sonra yapılan soruşturmasında “Allahın askeri değil, laik genarallerin askeri olduğu” anlaşıldı.

hırant dınkHrant Dink 19 Ocak 2007 tarihinde saat 15:00 sıralarında, genel yayın yönetmeni olduğu Agos gazetesinin Şişli Halaskârgazi Caddesi üzerindeki binası önünde uğradığı silahlı saldırı neticesinde hayatını kaybetti. Malatya da sillahlı saldırı sonucun hayatını kayıp eden  Hiristiyan dinine mensup bazı kişiler, Laik genarallerin adamları tarafından katl edildi. Ama kamuoyuna ise bunların fanatik dinciler tarafından öldürüldü görüntüsü verilerek belirli amaçlara varılmak istendi.

Sivas’ta Madımak otelinde 38 aydının yakılması olayı da böyledir. Olayı planlayan, benzini döken, kibiriti çakan, dinci kalabalıkları kandırarak otelin etrafında toplayan laiklerdir…. Ne olup bittiğini bilmeyen sakallı dinciler, sadece yanan otelin etrafında tekbir getirmiş ve Laik generallerin piyonu katllere malzeme olmuşlardır.

Paris cinayeti böyle çapraz bir cinayettir.

Onu yapanlar iki amaçla yaptılar:

1-      Kürt kitlelerini Sakine’nin canazesi aracılığı ile Öcalan ve yeni başlatacağı sürecin etrafında toplatmak!

2-     Bütün PKK lilere, yeni başlayan sürece karşı çıkarsanız, dünyanın en güvenlikli başkentinin en güvenlikli sokağında bile güvende değilsiniz mesajını vermek!

İşte budur bütün mesle!

Son söz, Sakine Cansız’ın sevgilisi Mehmet Cahit Şener ve iki arkadaşı, 1991 Tarihin’de AbdullahIc Operasyon uzantisi0 Öcalan’ı ve PKK içinde kurduğu diktatörlüğü eleştidikleri için, Kasım 1991 tarihinde Öcalan’ın adamları ve Suriye devletinin el muhabarat örgütünün elemanları tarafından Kamuşlu kentinde, bir odada kafalarına kurşun sıkılmak suretiyle katledildiler.

Sakine Cansız ve iki arkadaşı 2013 Yılının Ocak ayında Paris ‘te, bir dernekte Öcalan’ın adamları ve Türk Milli istihbarat teşkilatının elemanları tarafından kafalarına kurşun sıkılarak katledildiler.

 

Birinciler hain ilan edildi, kimseler cenazelerini bile görmedi, ikinciler kahraman ilan edilerek cenazeleri eller üzerinde dolaştırıldı.

Burada bazıları bana Ömer Güney Öcalan’ın adamı değildir diyebilir.

Bende derim ki; Ömer Güney, Hollanda’ da PKK nin kadro eğitimini görmüştür, sürekli “Biji Apo” diye bağırmıştır. Dış  ilşkilerde, yani PKK nin diplomasi komitesinde görevlidir. Qandil’ e kurye olarak gidip gelmiştir. Altında hem örgütün arabası, hemde takma adı Kürdistan olan örgütün kızı vardı. Çok az PKK üyesi bu imtiyaza sahipti. Sakine, kendi banka cüzdanını ona verecek kadar güveniyordur. Remzi Kartal: “Bizim ondan hiç bir şüphemiz yoktur” demiştir katil hakkında.

Ve örgütün tümü Ömer Güney hakkınında hala susukundur.

Ömer Güney ne kadar örgütün adamıysa,  o kadar da MİT in adamıdır.

Böyle ortak adamların sayısı nerdeyse belirsizdir örgüt içinde!

Örgütün başındaki bir numaralı adamda böyledir!

Yani Abdullah Öcalan, hem örgütün başındaki bir numaradır, karar yetkisine sahip tek kişidir. Hem de Türk istihbaratının örgüt içindeki bir numaralı adamıdır!

Böyle bir Örgütte Sakine’ lere yaşam hakkı zaten  yoktur!


Kay: Kürdistan Aktüel

Resim Kay: Akşam Gazetesi, Oda tv, Aydınlık, Sabah

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: