Shaked: Kürd halkı, İsrail halkının partneridir

8 02 2016

KÜRDİSTAN BÖLGESİ’NİN BAĞIMSIZLIĞINI TANIYACAĞINI AÇIKLAYAN İLK DEVLET

Oysa uzaklara hiç gidilmesine gerek yok bu yakın tarihimizde 1986-1988 yılları arasında; Dünya, Halepçe ve ANFAL Katliamlarında 180.000 Kürdistanlının Hayatının yitirdiğine tanık oldu, bu sırada ne bir ’’Sunni İslam’’ ne bir ’’Şii İslam’’ ne de bir ’’Alevi Kardeşliği’’ adı altında tek bir sıcak elin uzanmadığını yine tüm bu kirli Sömürgeci Devletlerin Taşeron ve Ajanı olan Öcalan ve O’nun adıyla anılan kurum ve kuruluşların denetimleri altında olan kitlerin bir tek protesto içinde olsa meydanlara çıkarılmadığını çok iyi biliyoruz,………………………..

             (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


 

12695996_1663715650549475_1730043148_nVejin Haber Yorum/// Önceleri, Sömürgeci devletlerin uzun vadeli stratejik planları doğrultusunda, Kürdistan Halk Potansiyelini, ’’Bağımsız Özgür Kürdistan’’ söylemleri adı  altında, provaktif girişimlere tabi tutarak, planlı bir şekilde ortaya çıkmasını sağlayan A. Öcalan PKK’si ve bu örgütün cenahında farklı isimler adı altında kurulan kurum ve kuruluşlar; bu yolla, bir yandan Kürdistan’lı Halkların sosyal ve siyasal kurumların bir devlet örgütlenmesi için zorunlu olan toplumsal arenasını muğlaklaştırarak işlenmez hale getirtilmesi, Kürdistanlıları isim, kurum ve kuruluş bolluğuyla şaşırtıp belirsizliğe mahkum ederken,  diğer yandan bu halkın fedekar, dürüst ve samimi gençlerin,  iyi niyetlerini manipülasyon yoluyla etkileyerek kör ve kirli bir savaşa sevk ediyor.

Tüm bu kirli ve olumsuz rolüne, mukabil olarak açık açık katliamlarla, örgüt içi infazlarla radikal kürt genç dinamizminin tüketilmesine dönük elinden geldiğini yapan Ajan ve  İhanetçi Abdullah Öcalan ve O’nun Taşeron Ajanlar Kurmayı, Kürdistan’daki tahriplerine bununla sınırlı kalmamaktadırlar, bunun yanısıra;  yüzyıllardır KÜRDİSTAN’lı Halkların Bağımsızlık ve Özgürlük istem ve taleplerinin, uluslar arası devletler ve bu devletlerin kurum ve de kuruluşları tarafından, ilk kez bu kadar ciddi tartışmalara yol açmasını kabullenmeyen, Sömürgeci Devletlerin yönlendirilmesi doğrultusunda, hemen devreye giren bu Ajan, işbirlikçi güruh; ”Kardeşlik” manipülasyon söylemleriyle,  Kürdistan’ın dört parçasında her türlü pravakatif girişimlere eğlimli tavırlar sergileyerek, Kürdistan’lı Halkların özgür iradesine tehammül edemediklerinin açık ihanetçi  tavırlarını gösterdiler, üstelik;  KÜRDİSTAN’lılara bu özlemlerini yaşatırmayacaklarını her zaman olduğu gibi şiddet, korku ve manipülasyon yöntemleriyle her yerde beyan etmekte ve Ezilen halkın  karşısında düşman ve ajanlık rollerini açık açık oynamakta çekinmemektedirler.

Uluslararası devletler arenasında  KÜRDİSTAN’lı ezilen halkların haklı talep ve özlemlerine en çok12674379_1663715640549476_144735033_n destek sağlayanların başında her zaman İSRAİL oldu ve bu açık tavrını her zaman gösterdi ve sergiledi. Çünkü; gerek İSRAİL ve gerekse bütün DÜNYA YAHUDİ topluluğu, Dünya Tarihi içinde en çok acı ve bir o kadar ıstıraplı geçmişlere sahip olan halkların bu iki kadim halklar olduğunu çok iyi biliyordular ve ancak acıyı iliklerinde yaşayanların, acı çekenlerin acılarını en iyi bir şekilde anlayabileceklerini, yine; bu Halk ve bu devlet gösterebildi. Oysa; uzaklara hiç gidilmesine gerek yok, bu yakın tarihimizde 1986-1988 yıllarını bir göz önüne getirelim; Dünya, Halepçe ve ANFAL Katliamlarında 180.000 Kürdistanlının Hayatının yitirdiğine tanık oldu, bu sırada ne bir ’’Sunni İslam Kardeşliği’’ ne bir ’’Şii İslam Kardeşliği’’ ne de bir ’’Alevi Kardeşliği’’ adı altında 10151311_1506482599670643_3733215227086905207_ntek bir sıcak elin uzanmadığını hafızamısı tararsak göreceğiz, üstelik tüm bu katliamlar tarhi halkımıza bu sömürgeci devletler tarafında hep ”Din Kardeşlik” temaları kullanılarak yapıldığını açıklamamıza gerek kalmadan, şunu diyebiliriz ki;  tüm bu kirli Sömürgeci Devletlerin derin devlet aklının bir sonucu olan, bu devletlerin taşeronu olduğunu ve bir zamanlar Ajanı olduğunu, Devletin bu sıcak eli üstünde olduğu müddetçe, bu devletin çıkarlarını her şeyin üstünde tutacağına bizzat Öcalan’ın kendisi olduğunu beyan etmesine rağmen, bu adamın konförü için her çeşit eyleme girişenler; 180.000 insanımızın katledilmesini  protesto etmek için meydanlara bir tek kitlesini çıkarmadığını, adeta Sömürgecilerin katliamlarına karşı kitlesinin sesiz kalındığını Kürdistanlılar biraz hafızasını zorlarsalar, göreceklerdir..

Her kes, Öcalan’ın ve O’nun adıyla anılan kurum ve kuruluşların denetimleri altında olan kitlerin bir tek protesto içinde olsa meydanlara çıkarılmadığını çok iyi biliyor, çünkü; Suriye gibi Barbar Baas Rejimiyle yönetilen efendisinin sağlam kazıklarında bu gün olduğu gibi o günde başını ve yaşantısını kendi bireysel çıkarları doğrultusunda iyice bağlamıştı.

Bütün Devletlerin suskunluğuna rağmen İSRAİL,  ilk ciddi devlet düzeyinde uluslararası arenade tepki veren ve Kürdistanlı Halklara karşı yapılan katliamlara karşı gelen devlet olduğunu ve artı Kürdistanlı halklarla kadim dostluk ve kardeşlik  tavırların içinde olduğunu ve en samimi halkların başında geldiğini hepimiz verilen demeçleri çıkararak öğrenebiliriz. Onun için daha şimdiden Dünya Tarihinde en kirli ve katliamcı kirli devlet geleneğiyle Kürdistanlı Halkları her türlü katliama tabi kılan KEMALİST’ler, Apocuların korku ve terörüyle bağımsızlığın önünde duracaklarını ve bunların bir İSRAİL dayatması olduğunun, kirli propagandasına girişerek, işbirlikçi rolerini bu sefer bu biçimde hayata geçirmeye çalışmaktadırlar, Kürdistan Halklarnın bu tür propagandalara rağbet etmemesini temenni ederiz. Kürdistan Halkının Özgürlük ve Bağımsızlık Sorunu asırlardır Mirlerimiz, Şeyhlerimiz, Siyasal örgütlerimiz tarafından dile getiriliyor, Kürdistanlı Halkların özgürlük sorunu bugünün sorunu değil. İSRAİL daha gençecik bir devlet.

iranBUGÜN’DE BU HALKIN ÇEKTİĞİ ACILARA DUR DİYEN VE ONLARIN ÖZGÜR VE BAĞIMSIZLIK HAKKININ MEŞRULUĞUNU DİLE GETİREN İSRAİL, KÜRDİSTAN’LILARIN KURACAĞI DEVLETİ TANIYACAKLARINI AÇIKLAYAN DEVLET OLACAĞINI BÜTÜN SAMİMİ TARİHİYLE GÖSTERMEKTEDİR.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kendi kaderini tayin hakkını kullanacağını, bu amaçla referanduma gidileceğini açıklamasından sonra, ”..Kürdistan’lıların kendi bağımsız devletlerini ilan etmeleri halinde, bu devleti tanıyacaklarını, resmi ağızlardan açıklayan İsrail oldu.”

BasHaber Ajansının açıkladığı bu haberi olduğu gibi Washington’dan aktaran Uzay BULUT’tun kaleminden aktarıyoruz: Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) kendi kaderini tayin hakkını kullanacağını, bu amaçla referanduma gidileceğini açıklamasından sonra, Kürdlerin bağımsız devletlerini ilan etmeleri halinde, tanıyacağını resmi ağızlardan açıklayan ilk devlet İsrail oldu.

Cumhurbaşkanı, Başbakan, BM Büyükelçisi, Adalet ve Dışişleri Bakanları dâhil en önemli devlet yetkililerinin yaptığı açıklamalarla, İsrail yetkilileri bağımsız Kürdistan’ı destekleyeceklerini bildirdi.

Shaked: Kürd halkı, İsrail halkının partneridir

20 Ocak’ta İsrail Adalet Bakanı Ayelet Shaked’in İsrail Devleti olarak bağımsız Kürdistan’ı barzanidesteklediklerini belirtmesi, uluslararası basında büyük ses getirdi. Tel Aviv’deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü (INSS)’de geçtiğimiz ay düzenlenen yıllık güvenlik konferansında konuşan Shaked, İsrail ve Kürdistan arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesinin önemini vurgulayarak şöyle demişti: “İran’ı Türkiye’den ayıracak ve İsrail’le dostça ilişkiler kuracak bir Kürd devletinin kurulması için açıkça çağrıda bulunmalıyız. Kürd halkı, İsrail halkının partneridir” diyen Adalet Bakanı, İsrail ve Kürd halklarının yükselen cihatçı, İslamcı grupların yenilgiye uğratılması konusunda ortak menfaatleri olduğunu dile getirmişti.

“Kürdler şimdiye kadar hiçbir ülkeye saldırmamış, kadim, demokratik ve barışsever bir halk” diyen İsrailli bakan, iki halk arasında geliştirilecek resmi ilişkilerde ekonomik işbirliğinin ön planda olması gerektiğini de ifade etmişti.

12650715_1663715643882809_315013936_nNetanyahu: Kürdler bağımsızlığı hak ediyor

Adalet Bakanı, bağımsız Kürdistan’a desteğini açıklayan ilk İsrailli yetkili değil. 2014 yılında İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da Kürdlerin bağımsızlık taleplerinin desteklenmesi gerektiğini dile getirmişti: “Fanatik İslamcı güçlerin yükselişini durdurmak için İsrail, Ortadoğu’daki mutedil güçleri desteklemelidir.”

Netanyahu sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Kürdler siyasi bağlılık ve itidal sahibi olduklarını kanıtlamış, savaşçı bir halk. Kendilerine ait siyasi bir bağımsızlığı hak ediyorlar.”

Peres: Kürdlerin ayrılması yararlı

Yine 2014 yılında, zamanın İsrail Cumhurbaşkanı Shimon Peres ve Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman da KBY’nin devletleşmesi çabasına İsrail’in destek vermesi gerektiğine işaret etmişti. Lieberman, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile yaptığı görüşmede “Irak gözlerimizin önünde parçalanıyor ve bağımsız Kürdistan’ın kurulması muhtemelen kaçınılmaz görünüyor” şeklinde konuşmuştu. ABD Başkanı Barack Obama’ya hitaben; “Devasa bir askeri müdahale olmadan Irak’ın bir arada tutulmasını mümkün görmediğini” ve “Kürdlerin Şii çoğunluk ve Sünni Arap azınlıktan ayrılmasının yararlı olacağını” diyen Peres şöyle devam etmişti: “Kürdler kendi devletlerini fiili olarak kurmuş durumdalar ve bu devlet demokratik bir devlet. Demokrasinin göstergelerinden biri kadınlara eşitlik sağlamasıdır.”

Prosor: BM Kürdlerin siyasi bağımsızlığını tanımalı

İsrail’in Birleşmiş Milletler (BM) Büyükelçisi Ron Prosor da 2015’in Mart ayında BM’de yaptığı imageskonuşmada Kürdlerin IŞİD’e karşı verdiği mücadeleyi överek BM çatısı altında Kürdlerin siyasi bağımsızlığının tanınmasını talep etmişti. Prosor konuşmasında şöyle demişti: “Önümüzdeki hafta, Yahudi halkı Pesah’ı, yani ‘Mısır’dan Göç’ü kutlayacak. Son yıllarda ise yeni bir göç yaşanıyor. Bu sefer zulmün hedefinde Hristiyanlar, Kürdler, Ezdiler, Bahâîler ve elbette Yahudiler var. IŞİD bölgeyi işgal ettiğinde, Hristiyanlara şu seçenekler sunuldu: Ya Müslüman olacak; ya kafaları kesilecek, taşlanacak ya da çarmıha gerileceklerdi. Hayatlarını kaybetmekten korkan on binlerce Hristiyan, Kürdistan’a iltica etti. Kürd kuvvetleri, evlerini korumak ve bu radikal tehdidi geri püskürtmek için yiğitçe savaşıyor. Aralık ayında, Kürd savaşçılar Sincar Dağı’ndaki IŞİD kuşatmasını kırdı; binlerce Ezdi ve Hristiyan’ın hayatını kurtardı. Kürdler, IŞİD’e karşı savaşta en öncü güç durumundalar. Bu savaşta çok büyük bir cesaret ve yüreklilik sergiliyorlar. Kürdlerin uluslararası kamuoyunun desteğine ihtiyaçları var ve siyasi bağımsızlığı hak ediyorlar.”

Insan olmakMamsani: Kürdler ve Yahudiler güçlü dostlar

KBY’de Yahudi azınlığın yeniden canlandırılması ve İsrail halkıyla dostane ilişkiler kurulmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Mayıs ayında Kürdistan Parlamentosu, Din İşleri Bakanlığı bünyesinde, Bahâîler, Zerdüştitler (Bahdiniler) ve Ezdiler dâhil tüm dini azınlıkların korunması ve güçlendirilmesini amaçlayan 7 masa oluşturuldu. Yahudi halkıyla ilişkilerden sorumlu masanın temsilciliğine Yahudi asıllı Kürd yazar ve aktivist Şerzad Ömer Mamsani getirildi. Mamsani, İsrail’in Haaretz gazetesine verdiği röportajda, Kürdlerin İsrail’le bağlarının güçlendirilmesini yaşamının en önemli amacı olarak gördüğünü ve bu amaç doğrultusunda, Erbil’de “İsrail/Kürd” isimli bir dergi çıkardığını ve aynı isimle bir de dernek kurduğunu dile getirdi. Mamsani, 1997 yılında Yahudilerle Kürdler arasındaki bağlarla ilgili bir kitap da yazdı. Kitabın bazı radikal İslamcıları kızdırması sonucu bombalı saldırıya maruz kalan ve sağ elini kaybeden Mamsani, “Bana o saldırıyı düzenleyenler, şu anda büyük ihtimalle IŞİD saflarındadır” şeklinde konuştu.

Mamsani’nin Kürdistan ve İsrail arasındaki ilişkileri güçlendirme çabaları uluslararası basının da dikkatini çekmeye devam ediyor. Mamsani, ABD’nin köklü Yahudi gazetelerinden Hamodia’ya verdiği röportajda şöyle konuşmuştu: “Temsilciler olarak bizler, din ve kimliğe dayalı şiddeti durdurmak konusunda uluslararası kamuoyu ile birlikte çalışmayı umuyoruz. Esas amacımız, Kürdistan’la tüm dinler arasında sadece kâğıt üzerinde değil, gerçek hayatta da güçlü bağlar kurmak. Asla yeni bir Holokost/Yahudi Soykırımı görmek istemiyoruz. Masum Kürd ve Yahudilere karşı kimyasal silahlar kullanıldığını bir daha asla görmek istemiyoruz.”

“Kürdler de, Yahudiler de kadim halklar. Tarihleri binlerce yıl öncesine dayanıyor. İki ülke barzani mose dayanarasında – siyasi, ekonomik, askeri, kültürel ve dini bağlar vasıtasıyla – ilişkiler kurulması daha istikrarlı ve barışçıl bir Ortadoğu’nun inşa edilmesine yardımcı olabilir” diyen Mamsani, Kürdlerin diğer dinlere bakışını şöyle anlattı: “Çoğu Kürd, İslam inancına mensup fakat Arap, İranlı ve Türk Müslümanların aksine, diğer inançlardan insanlarla uyum içinde yaşamak onlara çok doğal geliyor. Ben aslında bölgedeki tüm uluslar arasında köprü kurmak istiyorum. Sadece barış ve dostluğun olduğu yerlerde, insanlık ayakta kalabilir.”

 

Mamsani röportajında, Kürd ve Yahudi halklarını birbirine bağlayan önemli bir ortak özelliğin her iki halkın da soykırım yaşamış olması olduğunu vurgulayarak, “Ortadoğu’da Kürdler ve Yahudilerin dostluğundan daha güçlü bir dostluk yok. İki halkın çektiği acılar, onları birleştiriyor” dedi.

KBY Diyaneti’nde Yahudi temsilciliği

Kürdistan Din İşleri Bakanlığı’nda görevli Merivan Nakşibendi ise Haaretz gazetesine yaptığı açıklamada, Bakanlığın kurduğu Yahudi temsilciliğine İran ve Bağdat’tan olumsuz tepkiler geldiğine dikkat çekmişti: “İran Konsolosu bu kararımızı protesto etti. Tahran; Yahudi ve Bahaî ofislerini açmamızdan memnun değil. Çünkü Bahaîleri ‘inançsız’ olarak görüyorlar. Kürdistan’ın hiçbir kültürle veya dinle sorunu yok.” Nakşibendi, Kürdler’in İsrail’i sevdiğine ve İsrail’in de Kürd devletini destekliediğine dikkat çekerek, İsrail’in bir gün Bağdat’da elçilik açması halinde, ikinci elçiliğini Erbil’de açacağını söylemişti.

12695921_1663715637216143_1806301969_n ABD Ataşesi: Kürdistan, İsrail’i hatırlatıyor

ABD Hava Kuvvetleri’nden eski albay ve İsrail askeri ataşesi Dr. Lawrence A. Franklin de ABD’deki Gatestone Institute Düşünce Kuruluşu’nun internet sitesinde yayınlanan “Kürdistan daha çok İsrail’e, daha az Irak’a benziyor” başlıklı yazısında İsrail ve Kürdistan arasındaki benzerlikleri şöyle özetliyor: “Kürdistan, insana İsrail’i hatırlatıyor. İsrail gibi, Kürdistan da ne Arap ne de İslam egemenliği altında.  İsrail gibi, Kürdistan da bütün komşularından daha demokratik. İsrail gibi, Kürdistan’ın da etrafı yok olmasını dileyen düşmanlarla çevrili. İsrail gibi, Kürdistan’ın da yüzü Batı’ya dönük. Ve İsrail gibi, Kürdistan da bütün dünyanın ihanetine uğramasına rağmen bir iç dengeyi koruyabilmiş durumda.


Haber ve resim Kay: http://www.basnews.com/

İlgili Videolara Bakın:  https://www.facebook.com/Rudaw.net/videos/852174228211715/?pnref=story

https://www.facebook.com/K%C3%BCrdistana-Serbixwe-Ba%C4%9F%C4%B1ms%C4%B1z-K%C3%BCrdistan-214459178765327/

 

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: