DUYURU VE OKUR MEKTUBU

29 07 2015

 (Vejîn Bülteni Oku, Daha Geniş Kitlere Ulaşması İçin Sosyal Medyada Paylaş)


Δ…DEĞERLİ OKURLAR;


INSANLIK TEK BIR AILEDIRVejin bülten
olarak bize gelen yazıların yayınlanmamasının gerekçelerini daha önceki açıklamalarımızda, okurların affına sığınarak belirtmiştik. Biz, Vejin Bülten olarak, herhangi bir yayıncılıktan ziyade, kendi yayın çizgimizin prensiplerinde, bize gelen yazıları yayınlamaktayız. Bu da, öncelikle olmazsa olmaz bir koşul olarak, bize gelen yazıların, yazarları; bizim, referans kaynaklarımızca tanınması şart koşulmaktadır.  Her ne kadar hayatın her şeyi derin bir analizle ibresini siyasal bir objeye oturtuyorsa da, biz toplumsal bir algı bağlamında, siyaset yapma iddiamız yoktur. Onun için sayfalarımız bir miras ve bu mirasın geleneğini tarihe aktarmakla kendine bir misyon biçmiştir. Çünkü, farklı bir yayıncılığın sorumluluğu ağırdır. Biz, böylesi bir sorumluluğun yükünün altına girmeyi düşünmüyoruz/düşünmeyeceğiz de.

Bu mirasın -Vejin- onurlu kurucuları ve de onurlu sözcüleri  kamuoyu tarafından da çok iyi bilindiği gibi,img245 P.K.K kurucularından olan  ve farklı geleneklerden gelen siyasal iddiası olan dürüst P.K.K’li ve Türk-Sol’u devrimcilerinden oluşmaktaydı, nitekim dürüst ve sözünün eri olan bu insanların hepsi, başta Apocu ajan taşeronların  Kürdistan’ı sömürgeci sistem içinde tutan devletlerin sömürgeci çıkarları için yaltaklanma buna mukabil olarak, faşist Suriye Esad diktatörlüğünün istihbarat elemanlarınca ve Türk devletinin M.İ.T ve istihbarat kurumlarınca ve de bunlarla irtibat içinde olan lejyonerlerin işbirliği içinde katledildiğini herkes çok iyi bilmektedir.

Biz bir grup ilerici ve demokrat olarak; bu değerli insanların değerlerini bir miras olarak
tarihin gizeminde kaybolmaması için ve tarihe bir miras olarak sadece katkı sunarak, insanlık görevimizi yapmaktayız. Dolayısıyla; çetrefilli muğlaklığa yol açabilecek olasılıklara açık kapı bırakmamak için, her zaman insanî temkinlilikte hareket etmek, bizim aynı zamanda insanî bir sorumluluğumuzdur.

Evrensel aydinlanmaBu vesileyle tekrardan altını çizmeyi bir görev biliyoruz. Burada aktarılan yazıların sorumluluğu öncellikle yazarların kendine ait kişisel görüşleridir. Bugüne kadar sadece tek bir yazıyı, yazarlarını tanımamış olsak bile dolaylı referans kaynağı belirterek yayınladık. Bu aşağıda yayınlayacağımız yazı, okur mektubu bağlamında algılanması gerekecek ikincisi ve son yazı olacaktır. Her ne kadar sert eleştirilere maruz kalsak bile prensiplerimizden, bundan böyle asla taviz vermeyeceğimizi, değerli okurlarımızın affına  sığınarak, bir kez daha belirtmekteyiz.


Bu Bültenin teknik, yorum ve haber redaksiyonunda görev alan arkadaşlar olarak, ilerde  ‘’EVRENSEL AYDINLANMA’’ ismi altında, Felsefe, Bilim Ve Teoloji alanında yayınlamasını kendini yaratmakdüşündüğümüz bültende yer ayıracağımız ‘’Özgür Düşünce’’ sayfamızda, her insan istediği konuda, özgür ama; insanî üslubüne dikkat ederek yazabileceğini de burada belirtmekteyiz. Böylesi bir çalışma projemiz henüz fikir düzeyindedir. Bizimle irtibat içinde olan  aydın ve Kanaat fikir adamları olarak yeterli bir sayıya ulaştığımız takdirde bu projemizi umarız hayata geçirmeye çalışacağızdır. Ve bu projemizin ana fikri, kesinlikle nation (ulus) etnik ve dinsel köken gibi histeriksel insanımsı gurur ve kibirlerden uzak insanî  bir paradigmaya oturtulacaktır. Bunu başarabilecek miyiz, bu proje üzerinde fikir düzeyinde mutabık olan insanların özveri ve samimiyetine bağlıdır…

Dolayısıyla; İNSANLIK TEK BİR AİLEDİR, DÜNYAMIZ ONUN EVİDİR, ŞİARIYLA KENDİNE DÜŞÜNSEL VE FİKİR BAĞLAMINDA DEĞER YARGISI OLUŞTURAN İNSANLARIN KATKISIYLA, EVRENSEL AYDINLANMANIN PARADİGMASI TARTIŞILARAK SAĞLANACAKTIR….

Saygılarımızla

Vejin Bülten Redaksiyonu…∇


 

OKUR MEKTUBU:

‘’….KÜRDİSTAN’DA HALK OYLAMASI!


images 2Kürt halkının kendi iradesini kullanarak kaderini belirlemesinin zamanı geldi.

Kırım, Katalanya ve İskoçya halklarının kendi kaderlerini belirlemek için referandum kararları almaları, Kürt halkının da yolunu açmaktadır.

Kırım halkı kendi geleceğini özgür seçim ile belirledi. Diğer halklar ise önümüzdeki dönemde Referanduma gidecekler.

Kürdistan bu sürecin dışında kalamaz. Kürtler kardeşlik ninnileri ile uyutulamaz. Sistemin bilinen klasik Kürt politikasının hiçbir şekilde değişmeyeceğinin belgeleri Osmanlıcılığa soyunan Erdoğan’ın son söylemleri ile kesinlik kazandı…İslamcı Irkçı devletin bütün stratejisini Kürtlerin tasfiyesi üzerine kurduğu, artık herkesin gördüğü bir realitedir. Türk devletinin varlık nedeni olan ‘tek devlet, tek bayrak, tek millet ve tek vatan’ gibi ırkçılığın ana ilkelerini oluşturan noktalarda; hem Kemalist rejim artıklarıyla hem de bugün devlete egemen olan İslamcı güçler arasında tam bir ittifak var. Sistemin bütün kuvvetleri arasında küçücük farklılıklar olması, stratejik buluşma noktalarını ortadan kaldırmıyor. Madem kardeşiz neden Kürtlerin ulusal değerlerine, bayrağına, diline ve kültürüne saygı gösterilmeden bu türden ırkçı ”teklemelerle” düşmanlık devam ettiriliyor.

1 Milyon civarında bir nüfusa sahip Kosova’ya referandum hakkı tanındı, Kırım halkının öz images (1)3iradesi ve demokratik seçeneği ise savaşla tehdit ediliyor… Kırım referandumu benzeri bir seçimi 40 milyonluk Kürt halkına fazla görüyorlar!

Bu türden sahtekârlık, nankörlük ve haksızlık devam ettiği müddetçe dünya barışı tehlikededir!

Kırım halkının kendi geleceğini belirlemek için halk oylamasına başvurması Kürt halkı için demokratik bir örnektir. Kosova’ya bağımsızlık isteyenler, Kırım halkının isteklerine karşı çıkmamalı ve Kürdistan’da da böylesine bir demokratik halk oylamasının gerçekleştirilmesini savunmalıdırlar. Kosova halkının bağımsızlığını NATO olarak savaşa  girerek dayattılar. Kosova’lılar insan da, Kırım ve Kürdistan halkları insan değil midir?  Bu türden aşırı iki yüzlü politikalarla dünya barışı korunamaz…!

Kürdistan halkı, bu şekliyle tamamıyla tabii olan bir yöntemle, kendi yaşam sahasında, kendi geleceğini belirlemek için özgür bir halk oylamasının kaçınılmazlığını iradi olarak kavramalıdır. Bu halk oylaması, Kürtlerin ayrı bir millet olmalarından kaynaklanan doğal bir zorunluluktur: her millet kendi geleceğini daima kendisi belirler.

Irak ve Suriye’deki durum, TC’nin statükocu Kürt politikasının açmazı, Kürt düşmanı ırkçı Kemalistlerle dinci AKP arasındaki yeni flört süreci, Kürtler açısından tamamıyla yeni ve büyük tehlikeler arz etmektedir. AKP, Kürdistan’da katliam yapan bütün çeteleri kendi koruması altına almaktadır. Bu haliyle AKP, çözme değil, öldürme yolunu seçmiştir. Türkiye, Osmanlı ve Arapların 1000 yıldır kullandıkları ”Kürdistan” kelimesinden öcü gibi korkmakta ve bu kelimeyi yasaklamaya devam etmektedir: en son örneği:  “Kürdistan” kelimesi, AKP, CHP ve MHP’nin ortaklaşması ile TBMM Genel Kurulu’nda bütçe için oluşturulan kitap ve kataloglardan çıkarıldı. İktidar bloğunu oluşturan kuvvetlerin arasında yaşanan yarılmanın açık ve sert bir çatışma halini aldığı mevcut süreçte, Türban dağıtan CHP başta olmak üzere Kürt düşmanı düzenin diğer büyük aktörleri dümene geçme sırasının kendilerine gelebileceği ihtimali ile ellerini ovuşturuyor. Düzen cephesindeki tüm bu aktörler, aynı role taliptir ve ırkçı İslamcı düzenin ihtiyaçlarına en iyi kendilerinin yanıt vereceği ortak iddiası ile yarışa girmişlerdir.

Cumhurbaşkanı, hükümeti, muhalefeti, ordusu, polisi, yargısı bir bütün olarak Kürtlerin tasfiyesinde anlaşmış durumdalar. Devletin yeni stratejik konseptine paralel olarak düzenlenen Milli Güvenlik Siyaseti

belgesinin merkezinde Kürtler bulunuyor. Şu an Türkiye’de Erdoğan’ın inisiyatifinde, her gün onlarca insan tutuklanıyor ve yakında Kürt illerindeki statlar açık cezaevine getirilirse şaşmamak gerek.

İyi polis, kötü polis senaryosu Kürtleri kandırmak içindir. Kürtlerin bu ülkelerin egemen güçlerinden bekleyebilecekleri herhangi bir çözüm söz konusu değildir. Bu durum dolayısıyla, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı için Kürdistan’ın dört parçasında referandum yaparak, özgürce, kendi geleceğini kendisinin belirleme hakkını kullanması zorunluluk halini almıştır.

Dünyada bugünkü koşullarda bir milleti zorla parçalanmış halde tutmak olanaklı olmadığı gibi; iki ayrı milleti de bir sistem içinde zorla tutamazsınız. Almanya, parçalanmış bir ülke ve millet halindeydi, soğuk savaştan sonra birleşti. Çekoslovakya federal bir devletti, Çek ve Slovakya şeklinde barışçıl şekilde iki devlet şeklinde örgütlendi. Kürt Milleti parçalanmış bir millet, Kürdistan parçalanmış bir ülke. Bu durum sonsuza kadar devam edemez. Kürtlerde millet olarak artık  bağımsızlık ve birliklerine kavuşmalıdırlar.

Kendi kaderini tayin hakkı’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda alınan üç ayrı kararla güvence altına alınmasına rağmen TC Hükümetleri ile oyunlar oynamanın gereksizliği meydandadır. Kaldı ki bu hak ayrıca uluslararası mahkemeler tarafından da kabul edilmiştir. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (CSCE) 1975 yılında Helsinki, 1993 yılında Paris, Birleşmiş Milletlerin 1993 yılında Atina’da düzenledikleri konferanslarda kendi kaderini tayin hakkının en merkezi insan hakkı olduğu, temel insan hak ve özgürlüklerinin yaşama geçirilmesinin temel koşulunun bu hakkın tanınmasından geçtiğini vurgulamışlardır.

Belirtilen sözleşme ve alınan kararlara rağmen Kürt halkının en temel haklarının inkâr edilmesi, Kürtlerin, bin bir yalan ve dolanla oyalandırılması kaybedilen zaman olarak görülmelidir.

Kürdistan’ın büyük bir bölümünün bulunduğu Türkiye’de Kürtlerin varlığı neredeyse yüz yıldır inkâr ediliyor.

Kemalizm adına Kürtlerin kaderini tayin etmiş bulunan İsmet İnönü, 12 Aralık 1922 tarihli Meclis oturumda, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti, Türklerin olduğu kadar Kürtlerin de hükümetidir. Çünkü Kürtlerin gerçek ve meşru temsilcileri Millet Meclisi´ne girmiştir…” demiştir.

Aynı İnönü, Ankara’nın Kürt milletvekillerine gelince, onların nasıl seçilmiş olduklarını çok iyi biliyordu…O dönemde halkoyu ile seçilmiş tek milletvekili var mıydı? Bütün bu insanların doğrudan doğruya atanmış oldukları ve bunların çoğunun Türkçe bilmedikleri için Meclis’in çalışmalarına katılmadıkları herkesçe bilinmektedir.

Nasıl oluyor da  ”Kürt iradesini temsil eden kardeşler” aynı dili konuşamıyorlardı?

Aynı yaygaraları şimdi de AKP ve diğer TC temsilcilerinden duymaktayız. İçlerindeki Kürtleri bahane ederek, kendilerinin anlamadıkları bir dili konuşan bu bizar kardeşlik oyunlarına devam ediyorlar.

Sahte Kürt İsmet paşa öldü, Kürtlerin ulusal, politik ve kültürel hakları hala yok. Örneğin kendi dillerinde okuma hakları yok, Kürt isimler yasal sayılmıyor, Kürt toprakları Türk malı diye dayatılıyor…

KÜRTLER KİMİNLE KARDEŞ OLDUKLARINI KENDİLERİ BELİRLEMEMİŞLERDİR!.

Bilindiği gibi I. dünya savaşının sonunda Kürdistan toprakları Kürt halkının rızası dışında dört parçaya bölünüp, her bir parçası ayrı bir yabancı egemenliğe teslim edilmişti. Kardeşlik yalanları ile çizilen sınırlar ile Kürdistan ve Kürt Halkı parçalamış, Kürdistan Halkına demokratik bir ülke ve devlette birlikte yaşamaları için gerekli şartlar ortadan kaldırılmıştır.

a- Kürtler, nereden bölündüklerini bile bilmiyorlar, sınırları kendileri çizmemişlerdir. Çoğu Kürt ailesi içki masalarında çizilen sınırlar yüzünden, tel örgülerce bölünmüştür. Ailenin bazı fertleri Irak, bazıları ise Suriye tarafında kalmıştır.

b- Bölenler, şimdiki sömürge valileri değil, batı devletleri idi. Yani ingiliz ve Fransızlar Kürtlerin kiminle kardeş olmaları gerektiğini Kürtlerden bağımsız olarak belirlemişlerdir!

Birinci Dünya savaşından sonra Milletler Cemiyeti’ni kuran ülkelerin Kürtlerin taleplerine karşılık vermedi, aynı tutumun İkinci Dünya savaşından sonra kurulan Birleşmiş Milletler tarafından da sürdürüldü. Bu yıllarda Asya, Latin Amerika ve Afrika’da büyük değişiklikler olup 67 yeni devlet kurulup, cemiyetlerce tanınırken, onlarca halk teker teker bağımsızlıklarını kazanırken, Kürdistan’da bir şey değişmedi ve Kürtlere statü verilmesine amansızca karşı çıkıldı.

Bugün Dünyada 208 devlet var. Bunlardan 193’ü Birleşmiş Milletlerin üyesi. BM denilen insafsızlar birliği, Kosova’yı bağımsız devlet yaparken, işlerine gelmeyenleri ise başkalarına bağlıyorlar…

Kürtler hala statüsüz…

Bugünkü TC hükümeti de bunu örnek alarak Kürtlere insanca bir statü vermeye yanaşmıyor!

Yabancı devletlerce çizilen sınırlar içerisinde, tanımadıkları kardeşlerini bulan Kürtler, sömürge valilerince acımasızca ve çok insafsızca katliamlardan geçirildi. Kürtler tarafından buna karşı görkemli çıkışlar olmasına rağmen başarı sağlanamadı. Kürtlerin birbirlerine gidiş gelişleri engellenemeyince, Zaho’dan, Hataya kadar araya tel örgüler çekilmiş, sığınaklar kazılmış,askeri gözcü kuleleri dikilmiş bu da yetmeyince mayın tarlaları döşenmiştir.

İran, Irak, Suriye ve Türkiye, Kürtlerin dostu değil, düşmanları olduklarını ispatlamışlardır.

Şimdi bu şekliyle, Kürt Halkı dört devlet tarafından eziliyor, bugün, oluşan şartlar altında,  bunlara kendisini sonsuza dek ezdirmeme sinyalini birleşerek vermelidir…

Kürt halkı; dört ülkede kardeşlik adı altında, kendisine düşmanlık yapan bu işgalcilerle beraber yaşayamaz. Bunun maddi temelleri ortadan kalkmıştır.

Birlikte yaşama yüzyıllardan beri deneniyor, yeniden fantazi kurmak, insanları kandırıp, başka dilden masallar uydurmak abes kaçmaktadır. TC ve diğer 3 devlet yeterli zamanlarını kullandılar, sonuç tam bir fiyasko olduğuna göre daha fazla zaman geçirmemek gerekir. Kürt halkı 4 devlet tarafından kardeşçe değil, düşmanca muamele gördü. 4 devletin ortak zulmüne karşı birleşik Kürdistan olarak mücadele etmek başarılı olmanın ana şartıdır. Kürtlerin birliği zafer için kaçınılmazdır.

ETNİK TEMİZLİĞE KARŞI OTONOMİ VEYA BAĞIMSIZLIK!

imagesKürtler, bugün kendilerini işgal altında tutan ülkelerle birlikte mi yaşamak, yoksa ayrı bir devlet kurmak istediklerini belirleyebilmek için Birleşmiş Milletler gözetiminde Kürdistan’ın dört parçasında bir referandum yapılmasını şart koşmalıdırlar. Bu, demokratik anlamda tek yoldur. Kürtler, Kürdistan’ın Kuzeyinde ve diğer parçalarında, diğer milletler gibi kendi kaderlerini kendi elleriyle tayin etme, Kürdistan’da hükümran olma haklarına sahiptir.

Türkiye ve diğer müteffikleri böylesine demokratik bir referanduma karşı çıktıkları müddetçe bağımsızlık talebi tekrarlanmalıdır. Hala Irak adını taşıyan kağıt üzerindeki devlette kalan Güney Kürtleri bağımsız bir Kürdistan devleti ilanına geçebilirler, bu kıvılcım diğer 3  parçayı hemen harekete geçirecektir. O zaman AKP’nin sahte açılım, süreç gibi yalanları da çöpe atılacaktır.

Referandum için hazırlık komitesi adına:   SAMİ AKTAŞ, BEDRİ ENGİN, VEDAT KONAK, SEVDA SUNER…’’


 

RESİMLERİN KAYNAĞI: http://www.egmontinstitute.be/wp-content/uploads/2014/01/090818-Biscop-BLOG-EU-grand-strategy.html

http://mohanji.org/2010/06/

http://esoterick.ru/post310127021

http://www.jesperberglund.se/?cat=23

http://rudaw.net/sorani/kurdistan/2311201314

http://www.kurdistanaktuel.com/kurdistan/12-kurdistan-parti-ve-hareketinden-ortak-aciklama-h904.html

 

 

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: