Onurlu Devrimci Mehmet Şener     

6 11 2008

img292 Hasan Atmaca/// Apo „Önderlik Sistemi” dediği kendi monarşisini 1980’den sonra Lübnan ve Suriye zemininde kurmuştu. Despotizmine karşı çıkan, örgüt içinde demokrasi isteyen insanları Semir olayından başlayarak „Ajanlık” ve „Tasfiyecilik” le suçlamış ve katlettirmişti.

Gerilla zemininde başlayan ve „Savaş Şam’da oturarak 6 ayda bir gönderilen talimatlarla yönetilemez” tespitinde somut ifadesini bulan muhalefet ise Agit’in şehadeti, gerilla sahasının görüşlerini 3. kongre zemininde dile getirmesi beklenen Duran Kalkan’ın da kof çıkması, Apo tarafından Kongrede şamar oğlanına dönüştürülerek rezil-kepaze edilmesi, ardından da tüm PKK kamuoyuna Kemalist olarak teşhir edilmesiyle daha sesini bile çıkaramadan boğulmuştu. İlgiçtir! Duran Kalkan o zamanlar Kemalist olduğuna dair 100’lerce sayfa yazı kaleme almış, öz eleştiri vermiş ve ardından da itibarı sıfırlanmıştır.

Sanırım şimdi o yazılarını arşivden çıkarıp gündeme getirse Kemalist olduğu için kendisine img249yapılanlardan dolayı Apo’dan yüklü bir tazminat talep edebilir.

O zanmanlar Kemalist olduğu için Duran kalkanı yargılayan ve üzerinde onlarca sayfa çözümleme yapan Apo da, şu feleğin işine bakın ki bugün Kürt sorununun çözümünü o Kemalizmin güncelleştirilmesinde arıyor.

Hayret ki ne hayret!

Acaba Kemalizm birden bire içerik mi değiştirdi?

İdeoloji değiştirdi de bizim mi haberimiz yok?

Yoksa sayın ulu önder mi ideoloji değiştirdi?

Ya da Kemalizmin bizim bilmediğimiz faziletlerini mi keşfetti?

Ben tam anlamış değilim!

Ne diyelim hayırlı olsun.

Duran kalkan ise 1986’nın şokunu üzerinden daha atamamış olacak ki hala Apo’ya methiyeler dizmeye devam ediyor.

Bu dalkavukluğunu „Apoizm” Komünizmin ilk aşamasıdır diyecek kadar ileri götürüyor.

Bu tespitinden de anlaşılıyor ki Duran Kalkan bu galakside yaşamıyor, dünyanın dışında sanal bir alemde sörf yapıyor.

Apoizmin baş tefsircisi olmaya adaydır.

1986 da benim diyen çoğu kadronun parti üyeliği elinden alınırken, konumları bir sıradanlaşma sıfatı olan cephe üyeliği düzeyine indirilmiştir.

  1. Kongre esasen PKK’nin tasfiye edildiği, „Apoculuk”un ise tam kurumlaştığı bir kongredir. 1980’den önce zindana düşenler bu yaşananlardan habersiz oldukları gibi zihniyet ve özellik olarak da buna yabancıdır.

Daha doğrusu kendiliğinden muhaliftir.

Hüseyin Yıldırım, Dilaver Yıldırım başta olmak üzere o dönem tek tek zindandan çıkanlar gelip bu sisteme adeta toslamış ve tasfiye edilmişlerdir.

Yaşanan tek tek olaylar zindan direnişçileri konusunda Apo’yu kaygılandırır ve onu tedbir almaya iter.

Apo zindan dışında bütün kesimleri kendisine biat ettirmiştir.

Zindanı biat ettirmek içinde zaman ve fırsat kollamaktadır.İşte bu fırsat ve zamanı 1990’da yakalar.

mehmet_sener_arsiv_00041 Özellikle onurlu devrimci Mehmet Şener’in Apo’nun çürüyen, yozlaşan ve despotlaşan tasfiyeci gerçeğini görüp ona karşı çok makul ve meşru bir muhalafet geliştirmek istemesiyle Apo, „Tam zamanıdır” deyip Mehmet Şener’le birlikte Zindan Direnişine saldırır.

Ona bakılırsa devlet zindanda ajanlaştırdığı unsurlarla örgütü ele geçirp kendi liderliğine son vermek istemektedir.

Vejin olayı tas tamam böyle bir girişimdir.

Mehmet Şener’in katledilmesi ardından zindan çıkışlıların adeta zorla, mecbur tutularak Bekaa’da toplanmasıyla gerçekleştirilen 1. Zindan Konferansı ise, değerlendirme ve kararlarıyla Zindan Direnişinin ve direnişçiliğin bir tasfiye toplantısıdır.

O konferansta esas olarak Zindan direnişine ve direnişçilerine hakaret edilmiş ve 14 Temmuz Ölüm orucu eyleminden sonraki direnişlerin, devrimciliği liberalleştiren, insanları rehabilite eden ve düzene bağlayan eylemler olduğu ileri sürülmüştür.

 

Bu, direniş olayına pragmatik bir yaklaşımdır.

Şehitlerin direnişine bir propaganda malzemesi olarak sahip çıkılırken, yaşayan direnişçilerin eylemleri ise tu kaka edilmiştir.

Halbuki bunlar biribirinin devamıdır.

Konferans Apo’nun dayatmasıyla Mehmet Şener hakkında ölüm kararı alırken aynı zamanda Zindan Direnişinin ve direnişçilerinin de ölüm fermanını imzalamıştır.

Direnişçiler Apo tarafından „Bozgunculuk yapmak için tahliye edilip içimize sürülüyorlar” denilerek suçlu ilan edilmiştir.

Apo’nun Zindan direnişçiliğine bu kadar pervasızca saldırmasının nedeni onları kendi saltanatına karşı önemli bir muhalefet potansiyeli olarak görmesidir.

Mehmet Şener „Ajan” olarak damgalandıktan sonra, her zindan çıkışlı örgütün gözünde bir şüpheli, ajan veya muhtemel Vejin üyesidir.

Karasu ise Ankara grubundan olduğu ve „Biz Apo’nun yanlışlarının da militanıyız” dediği için paçayı kurtarmıştır.

Apo’nun suçlama ve teşhirleriyle zindan direnişçileri örgüt içinde o kadar gözden düşürüldüler ki, onlara şüphe ile bakılırken her ne hikmetse eski itirafçılar kıymete bindi.

Ben 1992’de Mahsum Korkmaz Akademisi’ne gittiğimde yönetim eski itirafçıların elindeydi

 

Hasan Atmaca

Reklamlar

İşlemler

Information

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s




%d blogcu bunu beğendi: