Vejin Yorum/ Kuzey Afrika’dan Orta-doğuya kitlesel başkaldırı frekansından yayılan ‘’devrimsel ‘’ titreşim, bir bir diktatör hanedanların, hegomanyalarını sarsıtıyor. Diktatörler insangil yaratılışın verdiği şekillenişle, tabandan gelen ‘’insanca olmayan yaşantıyı kabullenmeme’’ feryadını, görmezlikten gelerek, halkın insanca yaşamak için tırmandığı basamakları şimdiden kanla, katliamlarla bariyerler çekip; bir zamanlar, çok sahtekar ve iki yüzlüce ‘’halkları’’ tarafından nasıl sevildiklerini kendi kendilerine kuruntularla kutsayanlar, bugün o yığınlara nefretlerini bileyerek kan kusturtmaktan çekinmemektedirler.
Bu diktatörlerde eğer kazaren ellerinde kimyasal silahlar olsa kendi halklarını hiç çekinmeden yok etmeyi düşünmelerini söylemek müneccim olmayı gerektirmiyor. İnsangil psikolojik dürtüleriyle, kabullenmemeye alışık olmayan bu ucube yaratıkların, kanla kutsamayı bir marifet gören tarihsel zaman tünelinin pratiğine uzanmaya gerek yok, gözümüzün önünde, insanî mantığı bize duyumsatan, bugün Libya’nın sokaklarında halkını, insan yaşantısını hiçe sayan katliam emirleriyle yaşanan gerçekler yeterli veriler bize sunmaktadır.
O halde düşünmek, insana yanaşır sonuçlar çıkarmak, kendine insan olmak isteyen her insangil yaratığın bir vazifesidir: bugün insanlığın binlerce yıl kültürünü kendi dinsel ve diktatöryel ihtiraslarıyla tehdit eden çılgın topluluklarla karşı karşıyayız, bunlara karşı duyarlı olmak her insanın görevidir. Çünkü; bunlar sadece kendi halklarını değil aynı zamanda bizim üstünde yaşadığımız gezegeni de tehdit etmektedirler.
Bu diktatörlerin Nükleer gibi bir facia silahına sahip oldukları takdirde nelere yönelebileceğini azda olsa algılamak istiyorsanız aşağıda ki linkleri tıklayınız.
http://www.iraniumthemovie.com/drip/resnicoff.html


