BDP NE İSTİYOR?

24 02 2011

Kutbettin ÖZER/ BDP’nin alacağı karar beni ve Kürtleri bağlayamaz. Çünkü BDP Kuzey Kürtleri kapsayacak Cephe partisi değil ve olamaz aynı zamanda 25 milyon Kürtleri de temsil edemez. Her ne kadar Kürt kökenli Kürtler tarafından milletvekili seçilmişlerse de 22 Kürt Milletvekillerin Kürtler adına sunmuş oldukları kararlar geçerli değildir. Temsil etme ve karar alma hakkı sadece BDP ve PKK’ yi bağlar.  Kuzey Kürdistan’da Ulusal Cephesi oluşursa, orta platformlarda birleşirlerse, karşılıklı saygılı alınan kararlar ancak ilkelli geçerli olabilir.  Kürtler seçimde seçecek milletvekilleri adaylarını başka bir gözle oyunu verdiler. BDP’li veya BDP’li olmayanlar da BDP’ye oyunu verdiler. Bu seçim bir iddialı seçimdi. Kürt halkı büyük umutlarla PKK ve DTP-BDP Kürtlere hizmet eder diye veya Kürt halkının çıkarları doğrultusunda değişime uğrar umuduyla reylerini DTP’ye vermeye çalıştılar.

DTP’nin kapatılmasından sonra Kurulan BDP daha da gerilere adım atarak, Kürt halkının hizmetinden uzaklaştı. BDP siyaset meydanlarında çok çelişkili farklılıkları ileri sürerek şöyle hitap ediyor; “farklı kimlik ve kültürlerden oluşan ayrılmaz bir bütün”  olarak tanımlandığı Anayasa taslağında resmi dil Türkçe, ancak kamusal alanda anadil kullanılmasına dair düzenleme de var, dedi.
*** DT Partisinin savunduğu mantıksız tez;
Türklerin resmi dili Türkçedir, Milli Bayrağı kendi Al-Bayraklarıdır, Milli Marşı da ‘’İstiklal Marşıdır ve Başkenti Ankara’dır diyor. Evet, bu dört ilke Türk milletinin kendilerine ait olan resmi devlet ilkeleridir. Biz Kürtlerin bu bağlamda Türk devlet ilkeleriyle ne alakası var? Kürdistan başlı başına bir ülke ve ulus-devlet olmaya hazırlık sürecinde ve kendi kendini idare etme mücadelesini veriyor-uz. Kürtler, Türklerin ulus-devlet olma ilkelerine saygı gösteriyor. Türkler de Kürtlerin ulusal tezlerine saygılı olmak zorundadır. Türk ulusunun çıkarlarına ters düşmeyen menfaatlere karşın, Kürtler de en az Türkler kadar kendi bu dört unsurlu ulusal doktrinlerine sahip çıkmalılar. Yani Türklerin kazandığı kazanım tanımına karşın, Kürtlerin Milli resmi dili Kürtçedir ve ortak dil olarak Anayasallaşmalıdır. Milli Bayrak, Kürdistan Bayrağı, Milli Marşı ‘’Ey Rakip’’ ve Başkenti Amed (Diyarbakır) dır. 
BDP Anayasa taslağının değişikliğinden bahsederken Kürtlerin çıkarlarını düşünmeden Türk milliyetçi kulvarında Türk solu gibi düşünüp birilerin hesabına çalışıyor. Şimdiye kadar Demokratik Özerklik-ten vurguluyordu, bir süre tartıştıktan sonra aniden 180 derece virajı dönerek Türkiye’yi bölgelere ayırıp çalıştı. Sonra Bölgelerin kendi Meclisi olacakmış, Meclisler hükümet gibi çalışacakmış ve bu meclis sadece dışişleri, maliye, savunma ve adalet hizmetlerini karşılayacakmış, Bölgeler, coğrafi ve kültürel özelliklerine göre yasayla belirlenecekmiş. Gel de bu yükün altında çık, nasıl çıkacaksın? Be hey kardeşim bu kadar çelişkili ve rizikolu Anayasa değişikliğini ömrümde görmedim.  “bölge yürütme kurulları”  nasıl oluşturulur bu Anayasa değişikliğini biliyor musunuz? Hayır, zerre kadar bilinçsiz ve bilgi yetersizliği ile boğulmuş acemi bir parti. Galiba BDP Avukatları da bilinçsiz ve bu hukuki işlevlerden hiç haberleri yok gibi görünüyor.
Almanya, Federal Demokratik Cumhuriyetten kurulmuştur. 16 Eyaleti vardır ve her Eyaletin Anayasası, Başkenti, Milletvekilleri, valilikleri ve kaymakam ve muhtarlıkları mevcuttur. Her eyalet kendi idaresini kendisi yaptığı gibi kalkınmada, ekonomi gücüne sahip ve bağımsızdır. Siyasi yapısı ve gelişmesi, siyaset yaptığı eyaletin siyasi muhalefet partilerden oluşan siyasi rakiplerdir. Eyaletlerin başkentlerden çıkan kararlar, Merkezi başkenti olan Berlin’de değerlendirilerek alınan ‘’kararlar’’ dağılım kararlardır. Bu sistemin adı; Demokratik Federal Cumhuriyettir. Almanya gibi bir güçlü devlet adını Almanya, federal demokratik Cumhuriyet adını verirken, neden Kürtler kendi kuracağı sisteme ad vermesinler? Adı konulmayan bir sistemin adı nasıl olur da hayata geçebilsin. BDP Türk Anayasa taslağını değiştirmek istediğinde, bölgesine (Kuzey Kürdistan’a) bir sistem adını versin ki, biz de doğan çocuğun adı bilelim…
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türk Anayasa konusundaki beklentilerini açıklarken, “Anayasaya Kürt de yazılmamalı ama Anayasa Milliyetçi de olmamalı” dedi. Kürtçe bilmeyen ve Kürt kelimesinden korkan Sayın Selahattin Demirtaş ne yaptığını bilmediği gibi Kürdistan tarihi de bilmiyor.
Eh, Sayın Selahatin Demirtaş biraz daha ileriye doğru haddini aştın. Türk Anayasasında  ‘’Kürt’’ yazılmayacakmış ve bölge idareciliğini istiyormuş, ama nasıl, kimse bilmiyor. Bu bölge idareciği kimin hizmetine ve kimler için hizmet ediliyor, Türkleşme veya Türkleştirilmek mi? Sen sanıyorsun, T.C Anayasası istediğin sistemi yerine getirecek olursa, Kemalist devlet Türk ırkçılığından vaaz mı geçecek, hayır asla… Hayallerin arkasında T.C Anayasası daha da Milliyetçi bir ruhu derinleştirerek Kürtlerin hayalleri ile oynayacaktır. Tabii ki,  Kürtler böylesine çürük domates gibi politik yaparsa.
Türk devleti daha 50 yıl sonra bu yırtık gözle Kürtlere ne bölgesel, coğrafya ve kültürel özerkllikleri tanıyacak ve ne de Kürtlerin taleplerini kolaylaştıracak ve ne de demokratik adımlar atacak. En doğru yol, Kürtlerin ortak birliğinde bir Cephe yaratarak Kürdistan-i bir Anayasa hazırlamaktan başka bir alternatifimizin olmayacağının düşünüyorum. Açıkçası PKK ve DTP Kürtleri duraklama devrine sürükleyerek ve Kürtleri kandırmaya çalışacak. Bundan daha beteri var mı?
Sevgi ve Saygılarımla

23.02.2011

KutbettinO@t-online.de


İşlemler

Bilgi

Yorum yapın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s




Follow

Get every new post delivered to your Inbox.